DİKTATÖR MEZARLARI

Yunanistan’ı perişan eden  ekonomik iflasın nedenleri arasında Atina Olimpiyatları için yapılmış olan harcamalar yer alır: 2004 Atina Yaz Olimpiyatları için 9 milyar Euro ödenerek yapılmış  bir çok  bina halen çürümekte, spor alanları bu gün yangın yerini andırmaktadır.

Eski spor alanlarının kullanımı  konusunda uzman Lisa Neirotti,  G.Washington Üniversitesinden Atina’ya çağrılıp “Bu binaları şimdi ne yapalım ?”diye sorulduğunda “Maalesef bu konu önceden düşünülmeliydi !” diye yanıtlamıştır. Neirotti’ye göre bu işlere girişilmeden önce ayrıntılı planlar yapılmalı, Olimpiyatlar sona erdikten sonra bu yapıların, alanların nasıl kullanılacağına karar verilmeliydi.

Sadece Atina’da değil dünyanın birçok yerinde (Cortina, Soçi, Beijing vb.) milyarlara mal olmuş bir çok eski olimpiyat alanının bir bölümü bu gün keçi otlağına ya da mezbeleye dönüşmüştür.

Diktatör türbeleri de bu  eski olimpiyat stadlarına benzer.

Açıklayalım:

Moğolistan’ın Halk Cumhuriyeti liderlerinden Horlogin Çöybolsan 1952 de  öldüğünde onu bu ülkenin 1921 devriminin lideri  Damdin Sükbatur’un türbesine yatırmışlardı.

Ancak 2005 te her iki lider buralardan alınıp yakıldı, türbeleri  de yıkılıp yerine Cengiz Han’ın anıtı dikildi.

Bulgaristan’ın ilk  Komünist lideri Georgi Dimitrov 1949 da öldüğünde Sofya’nın merkezinde yaptırılan görkemli bir türbeye  yerleştirilmişti. Ancak 1990 da mezarından alınıp yakıldı, türbesi de yerle bir edildi.

Hitler Avusturya’nun Linz Kentinde, Tuna nehrine bakan bir alanda gömülmeyi hayal ediyordu: 1940 da Mimar Hermann Giesler’i  Linz kentini yeni baştan tasarlamayla görevlendirmişti. Bu kentin merkez istasyonu başka yere taşınacak, yerinde  Führer Müzesi  inşa edilecek, türbesi de oralarda bir yerde olacaktı. Kısmet olmadı, savaşın sonunda Ruslar, Berlin’de saklandığı korungana varmak üzereyken kafasına kurşun sıktı  ve cesedini yaktırdı. Führer’in kendisine türbe olarak tasarladığı alanda şimdi başka yapılar var.

Görüldüğü gibi diktatörler genellikle öldüklerinde görkemli türbelere gömüleceklerini hayal ederler ama bu bir çoğuna nasip olmaz; bir kısmının mezarı  kısa bir sure sonra başka yerlere nakledilir, eskilerin tabiriyle“nakl-i kubur”a  uğrar.

Diktatörler ancak fakir ve geri kalmış ülkelerin başlarına geçerler. Bu gibiler öldüklerinde çok para harcanıp yapılmış türbeleri, olimpiyat stadyumları gibi akıllıca tasarlanmaz, diktatör  gözden düştüğünde hangi işlerde kullanılacağı (mesela diskotek, Kakava  bayramı kutlanış alanı  ya da sahipsiz hayvan barınağı gibi..) önceden düşünülmezse  bu adamlar,  ülkelerinin gariban halkına  yaşamlarında olduklarından  da fazla  yük olurlar.