ROBOTLAR VE MÜLTECİLER

“Dört Suriyeli göçmen küçük bir salla Yunanistan’a doğru gitmektedirler. Salın ebadı 1 metre x 2 metre x 20 cm’dir. Yoğunluğu da 800 kg/m3. Eğer her bir mültecinin 60 kg olduğunu varsayarsak, salın su yüzeyinde kalması, yani batmaması için kaç mülteciyi suya atmamız gerekir?” Bu fizik sorusunu 2 ay kadar önce Polonya’da bir fizik öğretmeni öğrencilerine sormuş ve büyük tartışma yaratmıştı.

İsviçre’nin ünlü kayak merkezi Davos’ta bu yıl dünya ekonomisine ve siyasetine yön veren liderleri buluşturan ana tema “4. sanayi devrimi ve robotlar” olunca aklıma yukarda anlattığım problem geldi. Her gün gözümüzün önünde yaşanan insanlık dramına duyarsızlıkta robotlardan ne farkımız var acaba?

İnsanlık tarihinin önemli dönüm noktalarından birinin içindeyiz. Bir yanda sayısı her geçen gün artan göç dalgaları; savaştan, terörden, yakılıp boşaltılan köylerinden kaçarak, kapağı daha insanca yaşayabilecekleri bir ülkeye atmaya çalışan insanlar.. Öte yanda teknolojik füzyonlarla fiziki, dijital ve biyolojik çemberler arasındaki çizgilerin iç içe geçiyor olması… Konu sadece insanların yaptıkları işlerin bir kısmını robotların yapacak olması değil, toplumların ve ekonomilerin bu yeni ölçekte şekillenecek olması…

Ve ikisinden de kaçış yok.. Değişiklikler eksponansiyel hızla ilerliyor. Ne endüstri 4.0’ı geciktirmek ya da engellemek mümkün, ne de akın akın kendilerine yeni bir sığınak, yeni bir yurt arayan insanları durdurmak. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin 2015 raporuna göre 2014 yılında 59.5 milyon insan zorunlu olarak göç etmiş. 2015 sayısı henüz belli değil. İlerleyen yıllarda iklim değişikliğinin yaratacağı sorunlar yüzünden, sular altında kalan yerleşim yerleri, kuraklık vs., göç dalgaları artarak sürecek. O zaman tarihsel bir sorumluluğumuz var: Süreci doğru yönetmek ve insani yüzü olan çözümler geliştirmek.

***

Dünya genelinde şimdiden 200 milyon işsiz bulunuyor ve 5 yıl içinde 5 milyon insanın işsiz kalacağı dillendiriliyor. Peki, işlerini robotlara kaptıran insanlar ne yapacak? 4. sanayi devrimine çok önceden hazırlanan ülkeler var. Bir de Türkiye gibi kendini akıntıya kaptıranlar…

Dünya nüfusunun yarısı günde 2 dolarla geçimini sağlamaya çalışıyor. Üstüne üstlük en zengin dilim ile en yoksul dilim arasındaki uçurum daha da büyüyor. BM’nin açıkladığı rakamlara göre 2015 yılı için mültecilere ayrılan bütçe 7 milyar dolar olmuş. İlk bakışta yüksek gibi görünebilir ancak mülteci başına 100 dolar gibi yemek, barınma vb. en temel ihtiyaçları bile karşılamaya yetmeyecek bir para bu.

2013 yılı Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahibi Yale Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Robert Shiller, bu yıl American Economy Assosiation’ın başkanlığı görevini üstlenince, dünyanın önde gelen akademisyenlerine bir çağrı yaparak bugün tamamıyla yetersiz kalan uluslararası kurallar ve kurumların nasıl bir reforma tabi tutulması gerektiği üzerinde çalışmalarını önerdi. Bakalım insani çözümler Davos’un gündeminde nasıl ve ne kadar yer alabilecek?

O ince çizgi ve Mustafa Koç

Gezici gençlere kapı açan, meslek liselerini mesele eden biriydi…O ince çizgiyi bir şekilde gözetenlerden..Genç yaşta ve ani yitirdiğimiz Mustafa Koç, Türkiye’nin ve Koç Holding’in çok önemli kaybı oldu. Binlerce insana iş ve ekmek veren bir şirketin başındaydı Koç. Özellikle son dönemlerde Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gidişatında ses çıkarmasını bilen ender insanlardandı. Mustafa Koç’u Gezi olayları sırasında söylediği “Oraya gelen insanlar arasında 70 yaşında teyze de gördüm, 18 yaşında çocuk da. Bunlar mı Türkiye’ye zarar verecek” sözleri ile daima hatırlayacağım. Işıklar içinde yatsın…