TÜRKİYE NATO’DAN ATILIR MI?

“Türkiye’yi NATO’dan atalım!” sözü ilk ne zaman çıktı?

Dün Ceyda Karan’ın “Türkiye’yi NATO’dan çıkartalım” yazısını okurken düşündüm.

Karan’ın yazısı şöyle bitiyordu: “Çok üst düzey bir ABD Dışişleri yetkilisi, Avrupa’dan işittiğimiz rivayetleri doğrulayarak (şunu) dile getirdi: ‘Avrupalılar (ABD’ye) Türkiye’yi NATO’dan çıkartalım dediler. Biz ittiraz ettik.’ İşler bu raddeye varmış…”

Filmi geri sardığımda “Türkiye’yi atalım!” fikrinin NATO koridorlarında ilk dillendirildiği dönemin tam Gezi sonrası..“2013 yazı”na isabet ettiğini hatırladım.

Daha sonra “Çin füzeleri” skandalı patlak verince, NATO içindeki “Türkiye huzursuzluğu” kuşkuya yer vermeyecek şekilde su yüzüne çıkmıştı.

O tarihte bunu çeşitli defalar yazdım.

Konuyu ilk bana açan İtalya’nın tanınmış askeri strateji uzmanı Stefano Silvestri olmuştu.

Silvestri, bunu ilk defa “Ankara ile öyle bir noktaya gelindi ki, NATO içindeki varlığınız bile sorgulanabilir!” sözleriyle (Bknz. Sağnak: “Stratejik Özerklik ve Çin Füzeleri” 1 Ekim 2013) ifade etmişti.

Sebep: İslamcı dış politika

Çin füzeleri tartışması uzayınca o dönemde İtalya’nın ünlü düşünce kuruluşu IAI-Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nü yöneten Silvestri ile uzun bir söyleşi yapmış, “bu noktaya nasıl gelindiğini”sormuştum.

“Türkiye-Batı arasında derinleşen güven krizinden” bahseden askeri strateji uzmanı; “Erdoğan’ın Avrupalılarla fazla bir ilişkisinin kalmadığını” ve “Türkiye’nin İslamlaşan dış politikasının NATO ile çatışan hale geldiğini” anlatmış, şunları eklemişti:

“Tüm yol ayrımları gibi kopuş birden yaşanmaz. Ama büyük bir kriz her şeyi hızlandırır.”(Bknz. Sağnak: “Türkiye Nereye Gidiyor?” 15 Ekim 2013)

O gün bugün İtalyan basınında da konuyla ilgili yazılar çıkıyor. İçlerinde “Türkiye’nin 5-7 yıl içinde NATO’yu terk edebileceğine dair” takvim verenler bile oluyor.

Bu konudaki son yazıyı on gün önce ABD istihbaratına yakınlığı ile tanınan (Berlusconi ailesinin gazetelerinden) “Foglio” da okudum. “Stratejik özlemler ve siyasi İslam Türkiye’yi NATO ve Avrupa’dan uzaklaştırıyor. Ama Amerika (Ankara’yı) yanında tutmak istiyor” başlıklı yazı (14 Ocak); “Türkiye’nin Ortadoğu politikasının kaypaklığını yorumlayan Amerikalı politiolog Edward Luttwak, Batı’nın Ankara’yı NATO içinde tutmaktaki çıkarını sorguluyor ve açıkça (Türkiye’nin) NATO’dan atılmasını savunuyor” sözleriyle başlıyor…

Macera arayışı

“Foglio”, Türkiye’nin NATO’dan atılmasını isteyen (özellikle) Avrupalıların gerekçelerini arkadan şöyle sıralıyor:

  1. Maceracı dış politika: “Ankara, Suriye iç savaşına çeşitli kez Batı’nın askeri müdahalesini kışkırtmak istedi” diyen gazete, devam ediyor: “Ankara’nın bu tavrı, Türkiye’nin ulusal çıkarları ve (Avrupa’nın) çıkarları arasındaki makası gösteriyor. Biz macera istemezken (Ankara) güle oynaya maceraya gidiyor!”
  2. IŞİD’e destek iddiaları…
  3. Schengen’i zorlayan mülteci krizini, Ankara’nın Avrupa’ya karşı bir baskı aracı olarak kullanması.

Kriz kısaca Ankara’nın Gezi’de ağır “imaj kaybı” ile başlamış, “Çin füzeleri” ile tırmanmış, en son “mülteci ve IŞİD bunalımı” ile dal budak sarmış…

“Türkiye’yi NATO’dan neden atmak istiyorlar” sorusunu irdelediğimizde böyle bir tablo çıkıyor.

“Foglio”nun manşetten verdiği makale şu tahlille bitiyor:

“Ama her şeye rağmen bizi Ankara’ya bağlayan bağları çözmek kolay değil. NATO anlaşması, üye atmak gibi bir varsayım içermiyor. Kaldı ki Washington’un görüşü farklı. Amerikalılar Türkiye’yi yanlarında tutmak ve Ortadoğu’daki savruluşuna set çekmek istiyorlar. Bu amaçla Türkiye’nin NATO aidiyeti, Obama yönetiminin düşündüğü Suriye’de güçlü bir Kürt özerkliği denli önem taşıyor.”

Biden ziyaretinin de temel mesajı sanırım bu.