İNSANLIKTAN ÇIKAN KİM?

Bugün kapınıza gelen sığınmacının üç kuruş parasına, iki parça ziynet eşyasına el koymayı kararlaştıran beyler; unutmayın o insanları ülkelerini, evlerini terk etmek zorunda bırakan savaşlar, sizin silahlarınızla yürütülüyor. Sizin uçaklarınızdan atılan bombalarla o insanların evleri yerle bir ediliyor. Sizin silah şirketleriniz cirolarını katlıyor… Ortadoğu’nun, Afrika’nın, Asya’nın dikta rejimlerini sizler beslediniz bugüne kadar. Bu yüzden bugün dünyada süregelen her savaşta, akan her sivilin kanında, sahile vuran çocuk bedenlerinde sizin de sorumluluğunuz var. Kaçamazsınız…

Ölümü göze alarak umuda doğru yollara düşüyor insanlar her yerde… Tek göz odalara sığınarak, dondurucu soğuklarda titreyerek… Analar yol kenarlarından topladıkları otları suda kaynatarak çocuklarının açlığını bastırmaya çalışıyor. 21. yüzyılın küresel dünyasında yanı başımızda yaşanıyor tüm bu insanlıktan çıkmış çaresizlikler. Sadece ekranlarda değil, üç adım ötenizdeki mahallelerde de yaşanıyor bu sefaletler, bu dramlar… Sizler, bizler akıllı telefonlarla akın bokun, yediğimiz yemeğin fotoğrafını çekip paylaşırken…

O zaman sormak gerek: İnsanlıktan çıkan kim?

Kapınızda bekleyen 30 bin sığınmacıyı sınır dışı etmeyi ya da paralarına el koymayı biliyorsunuz ama gemileriniz diktatörlere, çatışma bölgelerine ve isyan hareketlerine silah taşımada dünyada ilk sıralarda…

Korkuyorsunuz değil mi?

Haklısınız… Terör her yerde artık; korku her yerde… Küreselleşti… Bir küçük kâğıda yazılı “bomba” yazısı ile okullar boşaltılıyor, uçaklar acil inişe geçiriliyor. Terör öyle kendi kendine hortlayarak küreselleşmedi beyler… Artık o meşum perdeyi kaldırıp “devlet terörü” ile yüzleşmenin zamanı gelmedi mi? Kendi ülkenizin, kendi devletinizin bizzat uyguladığı ve sizin daima görmezden gelmeyi yeğlediğiniz, daima sessizliğinizi koruduğunuz “meşru terör”le… Batı Şeria ve Gazze olaylarında İsrail’in, Doğu Türkistan’da zulmeden Çin’in, okyanus ötesinden demokrasi taşıyıcılığı yapan ABD’nin… Ama aynı zamanda sizin ve benim ülkemin de…

Dünyanın her yerinde sayısız insan politik meselelere dair görüş bildirdikleri için terörist damgasıyla hakkında davalar açılıyor ya da çeşitli medya organları tarafından hedef gösteriliyor. Julian Assange ve WikiLeaks’i hatırlayın beyler… Tıpkı bizim, yazdıkları yazılar yüzünden 2 kez müebbet hapis cezası ile yargılanan Can Dündar ve Erdem Gül’ü her gün hatırladığımız gibi… Tıpkı terör örgütü üyeliği suçlaması ile 80 yaşındaki başyazarımız İlhan Selçuk’un, ÇYDD Başkanı Türkan Saylan’ın gözaltına alınması gibi…

Sloven filozof Slavoj Zizek’in dediği gibi “devlet terörü en tehlikelisi”.

Küresel sistem, ekonomisi ve demokrasisi de dahil, ciddi bir tıkanıklık içinde. Ülkeleri yönetenler ve kimi küresel şirketler bunun çok iyi farkındalar. Ve henüz dümen ellerinde. Tavizler, pazarlıklar, savaşlar… Hepsi yalpalayan sistemi bir şekilde dengeye oturtmak için.

21.yüzyılın içinde yeni bir “ortaçağ” hortluyor. Önümüzde, sizlerin ve bizlerin, iki yol var: Ya bu ortaçağ zihniyetine teslim olmak ya da “Başka bir dünya mümkün” deyip en azından üzerinde düşünmeye başlamak… Ne dersiniz?