DİYANET’İN MANEVİ İFLASI

AKP iktidarının başladığı 2002 yılında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaklaşık 70 bin imam, hatip, müezzin, kayyım, kur’an kursu eğitmeni, vaiz vb. kadrosu vardı.

Bütçesi, güncel para birimiyle 553 milyon 364 bin TL’ydi.

Bizzat Diyanet’in yayımladığı resmi istatistiklere göre memur sayısı her yıl ortalama 5 bin artarak 2014’te 119 bin 743’e yükseldi.

2015 yılında, 12 bin ek kadroya ihtiyaç açıklayan Diyanet İşleri, tuttuğu istatistiklerde personel sayısının kaça ulaştığını pas geçti.

Aynı yıl, bütçesi 11 bakanlığın bütçesini geride bırakan Hz. Diyanet, kendisine ayrılan 5 milyar 700 milyon TL yetmediği ve harcamaları 6 milyar 400 milyona ulaşacağı için, 700 milyonluk ek ödenek istedi.

2016’da Hz. Diyanet’e ayrılacak bütçe henüz belli değil. Kadrosunun ne kadar
şişmanladığı da artık açıklanmıyor…

Sizi sayılara boğmak istemiyorum…

Zaten yurt sathında kaç bin Kur’an kursu falan var, doğrusu bilmiyorum.

Ama MEB Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, 2002’de 440 olan İHL sayısını 2014’te 1017’ye çıkarmış olmakla övünüyordu…

***

Halkın imana gelmesi için yapılan bunca yatırım, dini eğitime verilen böylesi önemin bir karşılığı olmalı. Örneğin İslamiyet’in güzel ahlakı, insanlara iyilik, dürüstlük, hiç olmazsa din kardeşliği, ruh ve beden temizliği aşılayan yüce nitelikleri müminler arasında dalga dalga yayılmalıdır, değil mi?

Ne gezer…

Allah’ın işine bakın ki, 2016 itibarıyla Türkiye hapisanelerinde yer kalmadı.

Hükümlü ve tutuklu sayısı 176 bin 116’ya ulaşarak, Hz. Diyanet’in personel sayısını geride bıraktı.

8 bin 496 mahpus, doluluk oranını çoktan aşan cezaevlerinde « kapasite fazlası » olarak yatıyor. Hatta yatamıyor. Şaka etmiyorum: Bazı cezaevlerinde koğuşlar öyle tıkış tıkış ki, bazı mahkumlar ayakta dururken ötekiler yatıyor, onlar kalkınca ayaktakiler yatıyor. Bunu biliyor muydunuz?

Üstelik Türkiye Türkiye olalı, hiç bu kadar soyguncu, hırsız, yağmacı ve tecavüzcüyü bir arada görmemiş; bunca şiddet, cinayet ve hırsızlığa tanık olmamıştı.

Memleket, mahkemeye bile çıkarılmayan hırsız, soyguncu, talancı ve ahlaksız kaynıyor.
2002’den 2016’ya rekor kıran kadın cinayetleri de cabası…

Bütün bunlar da bir şey demek değil mi?

Ümmete din ve iman pompalandıkça şişen suç oranları, aslında Hz. Diyanet’in manevi
iflası sayılmaz mı?

***

Diyanet İşleri Başkanlığı, Avrupa’ya da İslamın ışığını saçıyor. AB ülkelerinde 27 Din Müşavirliği, 21 Din Ataşeliği var ve 1800 küsur camiye, Türkiye’den imam, hatip atayıp maaşlarını ödüyor.

Ancak Avrupa, özellikle Sünni İslamın; Katolik Kilisesi’nin çılgınca zenginleştiği ve müminleri tanrı korkusuyla ezmekle yetinmeyip tıpkı IŞİD’ınki gibi cinsel ayrımcı ve şiddete dayalı yöntemlerle hizaya soktuğu Ortaçağ’ına girdiğini ve çıkmaya da hiç niyeti olmadığını farketti.

Rasyonel bir mantıkla, « Madem Müslümanlar İslamiyet’te reform yapmıyor, biz yaparız! » diyen ülkelerin sayısı giderek artıyor.

İlk adımı Avusturya attı ve 25 Şubat 2015’te kabul edilen İslam Yasası’yla ülkedeki camilere dış yardımı, yabancı parasıyla cami yapımını ve… ithal imam istihdamını yasakladı.

Yasa, önümüzdeki 1 Mart yürürlüğe giriyor.

Avusturya’da bundan böyle Avusturya’nın yetiştirdiği, sınadığı, onadığı, Almanca konuşan imamlar görev yapabilecek.

***

Bizim Diyanet’in Avusturya’ya gönderip maaşını ödediği bütün din görevlileri, 1 Mart’tan öteye memlekete dönmek zorunda.

Zaten oturma izni yenilenmeyen ilk ithal imam da bir Türk oldu: Gölsen’deki bir camide imamlık yapan Yakup Aynagöz’ün evini polis bastı, eşiyle birlikte uçağa bindirilip 17 Şubat’ta Türkiye’ye gönderildi.

Avusturya’daki 65 adet Diyanet imamı, İslam Yasası kapsamında önümüzdeki hafta Türkiye’de dönüyor.

İslam Yasası, diğer Avrupa ülkelerinde yoğun ilgiyle karşılandı. Almanya ve Fransa, Avusturya’dakini örnek alan yasama hazırlığında.

Hz. Diyanet, gidişattan elbette müşteki.

Bakalım Mehmet Görmez, Viyana bozgunu hakkında fetva verecek mi?

İsim babası Avusturyalı Emil Jellinek olan Mercedes’ini haram ilan edecek mi?

 Nefret ve taciz etmek için yeterince dinimiz var, sevmek ve saymak için yok. 
Voltaire