ASKERİ LOBOTOMİ

Kimi kahrından öldü. Kimi intihar etti.

Kimi eşinden ayrıldı, çocuklarının vesayetini kaybetti.

İstisnasız hepsi en değerli, en verimli çağını, bazıları herşeyini kaybetti.

Ezici çoğunluğu; çocukluğunu, gençliğini, kimi ömrünü verdiği; oysa canı pahasına sevdiği ordudan emekli ya da ihraç edildi.

Öyle günlerce, aylarca değil; yıllarca hapis yattılar.

İşsiz, parasız kaldılar.

Kendisini en sevenlerin başını koparmaya, en değerli beyinlerini yemeye alışık bu ihanet ülkesinde; başbakan başsavcı kesildi.

İlkesiz ve ahlaksız gazeteciler polisliğe, muhbirliğe hatta enkizitör yargıçlığına soyundu.

Tam da onlar gibi allame geçinen hödüklere inanmak için yaratılmış kamuoyunda mahkum ettirdiler onları; sahtekar yargıç ve savcılardan önce…

Yüzkarası bir yargı parodisinde, bir ABD projesi olan Fettullah Gülen cemaatinin düpedüz ajanı, bizzat vatan haini savcı ve yargıçlar; yüzlerce masumu sahte kanıt, düzmece komplolarla mahkum ettiler.

***

Sonra kaçtı o sahtekar yargıç ve savcılar…

Hayatı karartılan, ömrü ve mesleği çalınan, onuru ayaklar altına alınıp ordudan atılan hükümlülerin masum oldukları anlaşıldı.

Ve artık kimsenin gözünde şanlı olmayan, benim gibi düşünenlerin indinde hiç bir itibarı kalmayan TSK, 29 Şubat’ta fıkra bir açıklama yayımladı. Eğer kötü bir şaka değilse, hepimizi aptal yerine koyan Genelkurmay hazretleri, şöyle buyurmuşlardı, ciddi ciddi:

  1. Kamuoyunda farklı isimlerle adlandırılan, sonrasında sahte delillerin kullanıldığı ortaya çıkan ve süreç içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını derinden üzen davalar beklendiği şekilde beraatle sonuçlanmıştır.
  2. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak; hukukun üstünlüğüne saygının gereği ve adil yargılanma ilkesi çerçevesinde, söz konusu yargılamaların hakkaniyete uygun neticeleneceğine olan inancımız sürekli olarak muhafaza edilmiş, verilen beraat kararları ile birlikte bu yöndeki inanç ve beklentilerimizin haklılığı tekrar ortaya çıkmıştır.
  3. Alınan bu kararlar çerçevesinde, beraat eden personelimizin, ailelerinin ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının sevincini yürekten paylaşır, kendilerine sağlıklı ve mutlu günler dileriz.

***

Bendeniz, en değerli subayları heba edilirken suspus olmakla yetinmeyip hemen hepsine belki de en acı tekmeyi vuran TSK’nın açıklamasını patlıcanla mı döveyim, biberle mi yiyeyim diye düşünürken; Tamer Karslıoğlu’ndan bir ileti aldım:

"Bu açıklamayı yapan Genelkurmay ile yıllar önce İstanbul Askeri Casusluk Davasının iddianamesini vahim bularak beni Ordu’dan atan kurumun aynı olması insan aklına atılan bir bomba gibi.

Davamda tüm sanıklar beraat etti ve gerekçeli kararda hakim bu davayı açanlarla ilgili suç duyurusunda bulundu.

Davadaki tek karacı subay bendim. Daha iddianame aşamasında, bir tek ben atıldım. Her yönüyle hukuk sınırlarını aşan alçakça muamelelere maruz kaldım.

Bu sebeple sadece iddianameyi vahim bularak TSK’dan ilişiğimin kesildiğini kanıtlayan belgeyi ekte değerlendirmeniz için sunuyorum.

Benim gönderdiğim belge ile Genelkurmay açıklaması taban tabana zıttır.

Saygılarımla."

***

Belge elimde.

(Yarbay Tamer Karslıoğlu)[http://www.hurriyet.com.tr/gecmisimi-gelecegimi-elimden-aldilar-28901249], GES Komutanlığında bilişim uzmanı, şifre çözücüydü. Askeri Casusluk davasında, sahte kanıtlarla mahkum edilmesi bile beklenmeden TSK’dan atıldığına bakılırsa, değerli bir beyin olduğuna kuşku yok.

Çünkü Genelkurmay’ın açıklaması, orduda pek kafa kalmadığını açıkça gösteriyor.
Kumpas davaların amacı da zaten buydu: Uygulanan beyin lobotomisi, yüzde yüz başarılı!

Toplumsal dayanağı kalmayan bir ordu, hızla toplumsal tehlikeye dönüşür.
Gustave le Bon