BİR MUCİZE: KADIN KÜTÜPHANESİ!

Ne mutlu bize ki, bu ülkede en ama en olumsuz koşullara rağmen nice mucizeler yaratıldı. Bu mucizelerin başında benim için Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu gelir. Öyle bir Cumhuriyet ki, Atatürk’ün dehası ve arkadaşlarının mirasını yiye yiye bir türlü bitiremiyoruz…

Ne mutlu bana ki, ülkemdeki kimi mucizelerin nasıl tohumlandığını, nasıl geliştiğini yakından yaşadım! Bu mucizelerden biri de “Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi”dir.

Belge yoksa tarih de yoktur

Bundan tam 25 yıl önce bir avuç kadın “Belge yoksa tarih de yoktur” diye yola çıktı. Öyle ya, kadın ve erkekten oluşan geçmişimizde, tarihi hep erkekler yazdı! Tarihte yalnız onların öyküleri vardı! Sanki tarihi yapan sadece erkeklerdi!

Bu yalana karşı o bir avuç kadın kolları sıvadı. Adları Şirin Tekeli, Jale Baysal, Füsun Akatlı, Füsun Ertuğ Yaraş ve Aslı Davaz’dı. İletişim ağları kuruldu. Onlara başkaları katıldı. Tepeden tırnağa dayanışma duygusu içinde, imeceyle, tırnaklarıyla kazıya kazıya kurdukları vakıfla “Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi”nin temelini attılar. Onlara sayısız kadın el verdi.

O gün bugün kadınların geçmişini ortaya çıkaracak belgeler toplandı. Kadın hareketi ve yazın tarihine ilişkin harf devriminden öncesine ve sonrasına ait nice koleksiyonu, özel arşivi, 20 bin kitabı, on binlerce dergiyi, yüksek lisans ve doktora tezlerini, makale, fotoğraf, afiş, dia, teyp, videoyu bünyelerine kattılar.

Dünün belgelerini bugünkü araştırmacılara sundular. Bugünün belgelerini gelecek kuşaklar için sakladılar.

Birçok eser yayımladılar. Kadınların her alandaki varlıklarını ortaya koyan paneller, konserler, sergiler, atölye çalışmaları, okuma günleri ve sempozyumlar düzenlediler. Ulusal ve uluslararası platformlara eşsiz bir kaynak oluşturdular.

Benim için Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi de yoktan var edilmiş ülkemdeki mucizelerden biridir!

Sevgili Duygu Asena

Canım arkadaşım Duygu: Önce seni çok sevindirecek bir haber:

Sen “gittikten” sonra PEN Türkiye Yazarlar Birliği’nin senin adına koyduğu ödül var ya… Bu yıl PEN Duygu Asena Ödülü’nü, işte senin de hep onur duyduğun bir kuruma Kadın Eserleri Kütüphanesi’ne veriyoruz. Töreni 11 Mart’ta Fransız Kültür Merkezi’nde yapılacak.

Kütüphanenin bu yıl yayımladığı, 25. Yıl Ajandası’nı görsen şaşarsın. 25 yılda yaptıklarının dökümü var ajandada: Başka ülkelerde bir yüzyılda yapılana bedel iş çıkarmışlar.

Bu mucizenin sürebilmesi için bir de kampanyaları var: “25. yılda 1000 kişiden 25 TL ve katları kampanyası”. Nisanda bitecek kampanya sonunda, bağış yapan gönüllülerin isimleri kalıcı bir belgeye dönüştürülecek. Destekleyenler, kadın belleğinin kalıcı bir parçası olarak kadın tarihine isimlerini yazdıracak!

Sevgili Duygu, 8 Mart nedeniyle bol bol adın geçecek yine… Şiddetin her gün arttığı, kışkırtıldığı ülkemde kimileri yine göstermelik nutuklar atacak… Ama erkekler yine kadınları öldürecek… Yine erkekler “iyi halden” sıyırıp ; kadınlar “rızası vardı” diye lanetlenecek…

Kadın erkek eşitliğinin bir demokrasi sorunu olduğunu anlamayan zihniyet başımızda bulundukça bu böyle sürecek!

Canım Duygu, bu yıl, seninle çok sohbet edeceğiz… Bu yıl, farklı… Bu yıl yani 2016… Sen de benim gibi 1946’lısın… Ama gel gör ki, sen artık hep 60 yaşındasın benim güzel arkadaşım… İnanması zor: Sen “gideli” tam on yıl olmuş…