BEYİN ÖLÜMÜ

Bilinçli düşünmek…

Duyguları işlemek…

Görmek…

Sesle kokuyu algılayabilmek…

***

Bu yazılanların hepsi, insan vücudunun en önemli organı olan beynin lobları ile ilgili… Yukarıda sıralanan tüm görevler, vücudumuzca üretilen enerjinin tek başına yüzde yirmisini tüketerek, geri kalan diğer tüm organlara fark atan beyin tarafından gerçekleştiriliyor.

Ön (frontal) lob, ilk sırada yer alan “bilinçli düşünme” eyleminden sorumlu… Bu lobun zarar görmesi halinde, ruh hali ve hissiyat değişimi söz konusu oluyor.

Yan (parietal) lob, duyguların işletildiği merkez… Duyu organlarımızdan gelen çeşitli bilgileri birleştirmek gibi önemli bir rol üstlenmiş. Okuma, yazma ve aritmetik gibi kabiliyetlerimizde de yine bu lob görev alıyor. Beynimizde yer alan bu bölge zedelendiğinde, harf, şekil ve semboller anlamlarını yitiriyor ve okuma, yazma, aritmetik gibi yeteneklerimiz kayboluyor.

Arka baş (occipital) lobun görevi ise “görmek”… Zarar görmesi durumunda, halüsinasyonlar baş gösteriyor. Havada uçuşan veya parıldayan cisimler görmek mümkün olabiliyor.

Şakak (temporal) lob, kulaklarımızın yakınında bulunuyor. Duyma, konuşma ve bilgileri algılama faaliyetlerinde görev üstlenmiş durumda… Bunların yanı sıra hoşnutsuzluk, kızgınlık gibi duyguların kontrolünü sağlıyor. Duygu ve bellek ile ilgili yapılar içermesi, bu lobu en kararsız lob yapıyor. Dolayısıyla ruhsallığın merkezi sayılan bu bölgede yaşanabilecek herhangi bir terslik, bilinç kaybı nöbetlerini beraberinde getirerek, kişiyi hayal âlemi içinde yaşatabiliyor.

***

Bu bilgiler ışığında, şüpheye düşüyor ve elimizdeki çoğunluğun ister istemez bir beyin tomografisine ihtiyaç duyuyoruz. İçimizde yer alan tüm soruların cevabını bulabilmek için, bilimin kesinliğinden faydalanacak olmanın güzelliği, bu ihtiyacın en büyük dayanağını oluşturuyor.

Ve ne yazık ki, çıkan sonuçlar hiç de iç açıcı değil. Toplum olarak, beynimizde yer alan neredeyse tüm lobların zedelenmiş olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalıyoruz.

***

Uzun bir zamandan beridir ruh sağlığımızın son derece bozuk olduğunu, ön ve şakak loblarımızda meydana gelen zararlar açıklıyor. Bilinçsizce aldığımız kararları ve milletçe geçirdiğimiz atakları da ancak ve ancak bu şekilde açıklamak mecburiyetine düşüyoruz. Hayal âlemi içindeki çılgınca serüvenlerimizi, yine buraya bağlamak kaçınılmaz oluyor elbette ki.

Tomografi sonuçları yine gösteriyor ki, arka baş lobumuz da zarar görmüş durumda… Halkın “görmek” gibi en değerli duyusunu kaybetmiş olması, gözümüzün önünde bilimsel olarak kanıtlanmış olarak, tüm gerçekliğiyle duruyor. Hakikatleri göremiyor olmak, tüm ömrü çeşit çeşit sanrılarla geçirmeye sebebiyet veriyor. Bundan dolayı, havada uçuşan, parıldayan cisimler görenler, kendilerini cennette sanıyor.

Muhakeme gücünden yoksunluğumuz ve okuduklarımızdan mantıklı hiçbir sonuç çıkaramayışımız ise yan loblarımızda oluşan zedelenmelerden kaynaklanıyor. İlkokuldan itibaren üniversiteye kadar sadece ezberden okumak, tüm yeteneklerimizin yitimine neden oluyor. Bu yitirilenlerin en başında da düşünmek geliyor. Yazılarımız çirkinleşiyor, hesaplarımız birbirine giriyor…

***

Elimizde bulunan sonuçlar gösteriyor ki, tüm beyinsel işlevlerimiz, geri dönüşü olmayacak şekilde kayboluyor.

Bilim adamları bu duruma;

“Beyin ölümü” diyor…