DEMOKRASİ İÇİN DİYALOG!

Türkiye’de iktidarlar ne zaman yönetim krizine girseler ellerinin altındaki bulunan değişmez “can simidine” sarılırlar:

-Gelin hep birlikte şu Kürtlerin ümüğünü sıkalım!

Şimdi yeniden aynı çıkmaz sokaklara dalmak için kaba bir çalışma yürütülüyor. Halkın Demokrasi Partisi’nden bir grup milletvekilinin dokunulmazlıkları kaldırılacak. Parti kapatılmayacak. Sadece başı kopartılacak! Eş Genel Başkanlar ve bir grup milletvekili yargıya sevkedilecek.

Buna de “demokrasi” denilecek.

Çok partili demokrasinin finaline doğru atılan bu adımın en dramatik yanı ise Ana Muhalefet konumunda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da  AKP ile fikir birliği içinde görünmesi.

TBMM giderek işlevsiz hale getiriliyor. Mahalle Muhtarları sanki milletvekillerinden daha işlevsel bir pozisyonda bulunuyorlar. Demokrasiye indirilecek yeni darbeleri ilk kez onlar duyup, dinliyorlar.

Siyaset artık parlamento dışına doğru kayıyor.

Kısa süre önce bir araya gelen eski milletvekilleri “Diyalog Grubu” adıyla çağrı yaptılar:

-Dokunulmazlık konusu özel amaçla gündeme getirildi. Çok tehlikeli bir yola giriliyor!

Grubun sözcüsü pozisyonunda Altan Öymen’in olması önemlidir. Çünkü hem CHP’nin 5. Genel Başkanı’dır, hem eski bakan ve milletvekili hem de etkili bir gazetecidir.

Diyalog Grubu’nun en önemli özelliğiyse CHP’li ve HDP’li (BDP-DEP-HEP-HADEP) vekillerin bir araya gelmiş (gelebilmiş) olmaları…

Kimler var bu grupta?

Altan Öymen, Zülfü Livaneli, Rıza Türmen, Akın Birdal, Hasip Kaplan, Ziya Halis, Levent Tüzel, Melda Onur, Binnur Toprak, Sebahat Tuncer, Gencay Gürsoy, Süleyman Çelebi, Ufuk Uras hemen akla gelen ilk isimler olarak not edelim.

Demokrat, sol, sosyalist geniş bir yelpazeyi kapsayacak bir diyalog zemininin temelini atıyorlar. Herkesin bağırarak hakaretler ettiği ortamda “durun” diyorlar:

-Birbirimizi anlamak için konuşulacak ortamı yaratalım!

Tabii diyalog kurmanın temelinde ise “Barış” istemi yer alıyor. Her savaşın sonunda barış olduğuna göre, bunu bir an önce tesis edilmesinin çağrısını yapıyorlar.

Diyalog Grubu’nun en belirgin özelliğiyse pek çok şeyi geride bırakmış, ikbal beklentisini aşmış insanlardan oluşması…

Bu gelişme büyük bir kaos durumunun ortasında umut ışığı gibi görünüyor:

-Demokrasi için Diyalog!
 

1 Mayıs’ta Taksim!

 
Bizim memlekette düşman işgali altında bile işçiler 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamışlardı.

Türkiye’de 1 Mayıs’ların Tarihi üzerine çalışma yapanlar hemen bunu görebilirler.

1921’de İstanbul’da “İştirakçi Hilmi”(*) (Hüseyin Hilmi) öncülüğünde Haliç’te toplanan tersane işçileri Şişli Hürriyet-i Ebediye Tepesi’ne kadar bayraklarla yürüdüler.

İşgalcilerin Türkiye İşçi Sınıfına gösterdiği “anlayışı” Kurtuluş Savaşı sonunda bağımsızlığını kazanmış Cumhuriyet ve onun iktidarları ne yazık ki göstermediler.

Bu düşmandan beter tavır günümüzde de sürüyor. DİSK’in basit bir isteği var:

-1 Mayıs İşçi Bayramımızı Taksim 1 Mayıs Alanında kutlayalım.

Bu Anayasal bir hak: Önceden izin almadan herkes toplantı ve gösteri yapabilir!

Şimdiye kadar tarihi gösterdi ki, eğer devlet elindeki güçleri işçilerin üzerine sürmezse hiçbir olay çıkmıyor!

Bunu en iyi İçişleri Bakanı Efkan Ala biliyor. Batman Valisi iken bu satırların yazarına verdiği bir röportajda söylemişti:

-Batman’da hiç yasa dışı gösteri olmadı!

-Nasıl oldu bu?

-Hepsine izin verdik! İzin vermezsen yasa-dışı olur!

Buradan hareketle diyoruz ki:

-1 Mayıs’ta huzur verin!
İşgal kuvvetleri kadar “tahammül” gösterin işçi sınıfına!
Bırakın işçiler 1 Mayıs’ı gönüllerince kutlasınlar.   
 
(*) İştirakçi Hilmi: Osmanlı Sosyalist Fırkası Başkanı sosyalist siyasetçi.