EYYY ATATÜRK DÜŞMANLARI!

Günler öncesinden İstanbul abluka altına alındı. Taksim’e barikatlar yığıldı. Yollar kapandı. 1 Mayıs geliyordu. Millete kapanan yollar sadece Ankara’dan gelen zevata açıldı. Milleti umursamayan zevat, o açık yollardan sırıtarak geçerken yedikleri küfürlerin, üzerlerine yağan bedduaların, lanetlerin farkına bile varmadı…

Emeğimiz, kimliğimizdir!

Ülkemin değer ölçüleri hiyerarşisinde, emek en alt sıralara itilmişse… Emek horlanmışsa… Emek sömürülmüşse…

Emek, erdem sayılmaz olmuşsa…

Emeğin yerini başka yöntemler, soygunlar, talanlar, para aklamalar, rant gelirleri, çıkar ilişkileri almışsa…

İş kazaları yok sayılmış; iş kazalarının hesabı sorulmamışsa…

Hükümet yeni yasa tasarısıyla “Kiralık işçi” düzenlemesiyle adeta modern amele pazarları kurmaya hazırlanılıyorsa…

Gelir dağılımı arasındaki uçurum her geçen gün daha da büyüyorsa…

Emeğimiz, kimliğimiz sayılmıyorsa…

E, o zaman yıllardır bu ülkeyi yönetenler elbet korkar emekçilerden, emekten ve 1 Mayıs’tan!

Basın özgürlüğünde birinciyiz!

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü.

Erdoğan her fırsatta Türkiye’de basının ne denli özgür olduğunu anlata anlata bitiremiyor. Hatta “Yabancı ülkelere basın özgürlüğü dersi verdi” diye kocaman yazıyor kimi gazeteler (İnanmazsanız, bakın: Sabah, Milliyet). Şaka sandık ama değilmiş, “Çalışan Gazeteciler Günü”nde yetinmedi, daha da çok basın özgürlüğü istedi…

Bakmayın siz Freedom House raporunda Türkiye’nin 199 ülke içinde Angola, Orta Afrika Cumhuriyeti, Irak ve Umman ile birlikte 156’ncı sırada yer almasına… İnanmayın “Sınır Tanımayan Gazeteciler”in raporunda 180 ülke arasında 151’inci sıraya düşüp, Tacikistan ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti arasında kalmamıza…

Biz basın özgürlüğünde birinciyiz! Nerden mi belli: Daha iki gün önce Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan iki yıl hapse mahkûm edildi ya! (Bence onların o iki köşesi, Davutoğlu’nun Paris’te liderlerle kol kola yürüyüşünden farksızdı. Aradaki tek fark, onların inanarak, çağdaş evrensel ilkeler doğrultusunda; Davutoğlu’nun ise politik mecburiyetten, inanmadan yapmasıydı…)

Basınımız fazlasıyla özgür: Hele Kürt basını! Dicle Haber Ajansı’ndan 10 gazeteci son günlerde tutuklanarak cezaevlerine konuldu. Dün İMC TV Haber Müdürü gözaltına alındı. Can Erzincan TV, İMC TV, Jiyan TV, Azadi TV, Özgür Gün TV, Hayat TV ve Van TV’nin lisanslarının iptali söz konusu…

Özgürlükte birinciyiz: Son bir haftada Finli, Alman, Hollandalı gazeteciler sınır dışı edildi. Facebook’ta 2078 içeriğe; binlerce Twitter hesabına iletişim engellenmiş durumda…

Atatürk uygarlıktır

Laiklikten ödün vere vere, kalmadı kalmadı türküsünü söyleyeceğiz yakında!

Günün birinde Türkiye’de şöyle bir kampanya açılabileceğini düşünür müydünüz: “Tarih dersinden Atatürk ve İnkılaplarının kaldırılmasına seyirci kalmayacağız.”

Evet internette (change.org) böyle bir kampanya var! Milli Eğitim Bakanlığı ortaöğretimde okutulacak “Tarih Dersi Öğretim Programı”nı taslak olarak yayımladı. Eğitimİş Genel Başkanı, programda Atatürk’ten, Kurtuluş Savaşı’ndan, Cumhuriyet devriminden, ilkelerinden söz edilmemesine tepki gösterdi.

Buradan hareketle, gençler bir kampanya başlattı. İmza topluyorlar…

Benim içimden, “Eyy Atatürk düşmanları!” diye haykırmak geliyor. Bu çabanız boşuna! Öyle derinlere yerleşti ki bu sevgi ve saygı tüm unutturma çabaları anca ters teper!

Bu ülke gençliği, bu ülkenin şeyhler, dervişler, tarikatçılar, sapıklar ülkesi olmasına izin vermez!

Eyyy Atatürk düşmanları! Atatürk uygarlıktır, Atatürk çağdaşlıktır! Hâlâ anlamadınız mı!