KADIN TUVALETİNDEKİ ADAM

Yıllarca önceydi; fazla ince eleyip sık dokumayan yayın organlarına bakılınca Avrupa Birliği  üyesi olmamıza az kalmıştı: AB temsilcileriyle AB adaylarının temsilcileri bir araya gelmişlerdi. Bu tür toplantıların sonunda genellikle toplu bir resim çektirilir. O toplantının toplu resim faslını, televizyon kanalları canlı yayınlamışlardı.

Merdivenlere dizilen diplomatlar birbirleriyle samimi bir şekilde el sıkışıyor, konuşuyorlardı. Biri, yanındakine -herhalde- “Nasılsın ?” diyordu, yanındaki, “İyiyim” diye yanıtlıyordu,”Teyzen nasıl ? Ameliyattan sonra kendini toparlayabildi mi?” Bir diğeri, az ötedekine sesleniyordu: “Torununun üniversite  sınavı ne oldu ?”

Birazdan bizimki geldi, ürkekçe sağa baktı, sola baktı, diplomatların bazılarını başıyla selamladı; yabancı dil bilgisi, iki kelimeden uzun cümle yapmasına, ayrıntılı hatır sormasına elvermiyordu. O diplomatların usullerine de pek alışamamıştı.  Gül bahçesinde devedikeni ya da cins tavukların arasında gurk olamayan hibrit kuşlara benziyordu.

Eski Bulgar kralı, başbakan olarak katılmaktaydı bu toplantılara; çat-pat Türkçe biliyordu. “Komşi, nasilsin bu gün ?” gibi sözler söyleyebiliyordu. Onun yanına gitse, orada dursa belki rahat edecekti ama olmadı. Fotoğraf çekilinceye kadar dilini, adabını bilmediği diplomatlar arasında mutlu, mesut, rahat görünmek için  kendini epeyi zorladı ama pek başaramadı.

O günden sonra onu böyle bir çok yabancı devlet büyüğü ile bir arada gördük:

Dillerini öğrenememişti ama konuşur gibi yapmasını hem de parmağını sallayıp sanki bir şey öneriyor ya da bize üst perdeden konuştuğu, “Bana bak, bu böyledir, öğren! ”dediği izlenimini vermeye çalışıyordu.

Yabancı devlet adamlarıyla bir araya gelişindeki  davranışları  bana görmüş olduğum eski bir filimde yanlışlıkla kadın tuvaletine dalmış bir adamı anımsatır: Adam, sıkışmıştır, kapının üstüne WC niyetine çizilmiş “kadın”ı simgeleyen resmi anlamadığından tüm hışmıyla kadın tuvaletine dalar. Hatunlar aynanın önünde makiyaj tazelemektedirler. Bir kaçı döner ona bir şey söylerler . O belki bir şeylerin yanlış olduğunu anlar gibi olur ama –yanılmış olmayı kabul edenlerden değildir-  çıkıp gideceğine kabinlerden birinin önünde sıraya girer. Sıradakilerden biri ona yüksek sesle bir şeyler anlatmaya çalıştığında onu itip kabine girer.

Kadınlar, girdiği kabinin kapısının yumruklamaya başlarlar. Kapı açılıverir.

Gelin, bu senaryoyu beraberce hafif düzelterek bitirelim: Kadınlardan biri “Böyle rezalet bir daha görünmez !” der ve cep telefonunu çıkarıp işeyen adamla bir“selfie”çeker. Adam farkına varır. Bağırmaya başlar. Kadın tuvaleti aniden binlerce polisle dolar. Kadınların tümü ters kelepçeyle bağlanıp “teröre yardım ve yataklık”etmekle suçlanır, adliyeye sevkedilirler.