ABD’NİN YENİ YÜZÜ TRUMP

"Fareli Köyün Kavalcısı”nı bilirsiniz. Grimm Kardeşler masalıdır. Fareli köyü, müziğiyle farelerden kurtaran baştan çıkarıcı bir kavalcı, köy halkının müziğine kapılan çocuklarını da arkasına takar ve onları -fareler gibi-yok eder.

“Fareli Köyün Kavalcısı” o nedenle “huşu içinde, bilinçsizce, birinin peşinde güle oynaya felakete gidenleri” anlatmak için kullanılan bir metafordur.

Siyasi lakap olarak “Fareli Köyün Kavalcısı” ibaresini, Çizmeyi bir enkaz olarak kendisine bırakan halefi Berlusconi’yi tarif etmek için ilk eski İtalya Başbakanı Mario Monti kullanmıştı.

“Fareli Köy Kavalcısı” namı, arkadan Berlusconi’ye yapıştı.

Berlusconi gibi…seçmenleri her tür boş vaat, slogan ve “çılgın proje”yle baştan çıkaran tüm popülistlerin tanımı için kullanılır oldu.

Şimdi Trump’ı da tarif etmek için “Fareli Köyün Kavalcısı”ndan uygun tanım olamaz.

Amerikan rüyasının dönüşü

“Kavalcı Trump”ın ilk nağmesi, “Amerika’yı yeniden büyük kılmak!”

Amerika yeniden dünyada tek ve rakipsiz olacak.

Ekonomi şahlanacak, Amerikan ordusu “çok büyük ve çok kuvvetli” olacak, “Amerikan rüyası” yeniden kalpleri fethedecek, Ve “her şeyden önce Amerika/America first” gelecek.

Bu süreçte parazit göçmenlerden kurtulunacak. Meksika sınırına Çin seddi misali bir duvar çekilecek, duvarın parası Meksikalılardan alınacak, eğer ödemeyi reddderlerse…

Meksika yurttaşlarının ABD’deki gelirlerine el konulacak, Meksika’ya ABD yardımları kesilecek, Meksikalı işadamları ve diplomatlarına vize verilmeyecek.

Meksika’nın tepesine binilirken Müslümanlara yaşam zindan edilecek. ABD’nin kapıları Müslümanlara kapatılacak. Sığınmacı Suriyeliler, sınır dışı olacak. Guantanamo günlerinin “waterboarding/su altında işkence” yöntemleri geri gelecek.

Bitmedi.

ABD’den istihdam götüren Çin’e de had bildirilecek ve de hodri meydan denecek.

Çinlilerin teknoloji hırsızlığına göz yumulmayacak. Çin’de “outsourcing/dış kaynak kullanımı” sona erdirilecek.

ABD’ye yük getiren NATO gerekirse dağıtılacak. Putin’le -IŞİD’le mücadele için- işbirliği yapılacak.

Obama’nın masraflı sağlık sigortası (Obamacare) lağv edilecek.

Köprüler ve havaalanları yapılacak. Altyapı baştan sona yenilecek.

Liste böyle uzuyor. Trump’a oy veren seçmenler; bu “bastır Amerika!” söyleminin gazına geliyorlar. 2008 finans krizinin mağduru olan orta sınıfı kendinden geçiren notalar bunlar.

Tüm bu söylenenlerin nasıl hayata geçirileceği hiç sorgulanmıyor. Bu, Trump’ın ustası olduğu “TV realty şov” teknikleriyle etkilediği seçmenleri için önemli değil.

Bu acayip gerçek ötesi “realty şov-kavalcı siyaseti” karşısında, Hillary Clinton son tahlilde ABD’nin dünyadaki geleneksel konumunu savunan bir “statüko” adayı olarak beliriyor.

Şimdi merak edilen soru “statüko adayı”nın bu “kavalcı” ile nasıl baş edeceği…

Bir “reel politika” ürünü olan Hillary Clinton ile “realty şov siyasetinin” her sürprize açık olan karşılaşmasını izleyeceğiz 8 Kasım ABD seçimlerinde. Bunu bir “kırk katır mı, kırk satır mı” seçimi olarak da adlandırabilirsiniz.

Davutoğlu’nun azli

ABD’den söz açılmışken… Washington’da etkili “Foreign Policy” dergisi Davutoğlu’nun azlini “Amerika Ankara’daki adamını kaybediyor” başlığıyla vermiş.

“Koyun can derdinde, kasap et derdinde” sözünün bundan net karşılığı olabilir mi?

“Zayıf ve özerk olmayan, güçsüz bir başbakan olsa da, ABD yetkililerinin görüşlerini Ankara’ya iletmede önemli bir kanaldı!” deniyor Davutoğlu için.

“Stratejik derinliğin” encamı bu. Gözümün önüne Davutoğlu’nun Hillary Clinton ile “çak” yapan fotoğrafı geldi…

Günün aforizması da üstüne “Tercihim değil!” lafı oluyor. Kıyamam.