“AÇ GÖZÜMÜZ DOYACAK!”

Türkiye’nin içinde bulunduğu karamsarlık dolu günler içinde özel ve güzel haber hepimizi mutlu etti.

İslamcı-Laik olarak ortadan ikiye ayrılmış durumda olan güzel ülkemizin “birlik ve beraberlik” çamurunda –pardon- hamurunda yoğrulduğu bir kez daha kanıtlandı.

Ortadan ikiye ayrılmış gibi görülen kesimlerin aslında birbirlerinin ikizi oldukları netleşti.

Tabii bu birlik ve beraberliği görebilmek için biraz paralı ve biraz da yürekli olmak gerekiyordu.

Paralar sermayedarlarda yürekler ise gazeteciler de olacaktı.

Biraz daha açık yazmalıyız.

Yürekli gazeteciler, cesaretle özgür ve bağımsız gazetelerinde bu birlik meselesini görmemizi sağladılar.

Efendim birlik ve beraberliğimiz kanıtları Panama’dan çıktı geldi… Mossak-Fonseca adlı off-shore hizmetler veren firma üzerinden Türkiye’de de epeyce zengin vergi dairesine uğramadan varlıklarına varlık katmak konusunda aynı yolu kullanmışlar.

Uluslararası Araştırmacı Gazetecilik Konsorsiyumu (ICIJ) 11 milyon belgeyi ifşa etti. İçinden 101 Türk firması, 684 Türkiye vatandaşı çıktı.

Öyle güzel bir karışım ki, görünce oh diyorsunuz. Bunlar birbirlerini yer gibi görünüyorlardı.

Ama öyle değilmiş.

Hepsi birlik-beraberlik içinde ülkeyi yiyorlarmış!

İslamcı kesimin parlak isimleriyle, laik sermayenin önde gidenleri gelirlerini “ofşorlayarak” kemiksiz flato halinde kasalarına indiriyorlarmış.

Afiyet olsun!

Bu güzel birlik ve beraberlik vaziyetini ne yazık ki, bütün Türkiye öğrenemedi. Çünkü gazeteler yazmadılar.

Sadece BirGün, Cumhuriyet, Evrensel ve Taraf manşetten birinci sayfada yazdılar. Yurt, Haber Türk birini sayfada kutu şeklinde gösterdiler. Bir de Sözcü ve Vahdet birinci sayfada tepeden verdiler.  

Birlik ve beraberliğin temelinde para vardı. Fakat vergi yoktu. Yani “din var iman yok” gibi denebilir.

Yeni Şafak ve Hürriyet’te ise hiç yok. Tıpkı, Sabah, Akşam, Türkiye, Akit, Vatan, Posta, Star, Güneş, Takvim, Zaman gibi…

Çünkü içinde Doğan Grubu da var, Çalık Grubu da… Zorlu da var, Cengiz Holding de… Remzi Gür de var, Tuncay Özilhan da…

Güzel bir karışım!

Bakın ne kadar şahane bir şekilde toplanıveriyorlar. Hürriyet ile Yeni Şafak aynı çizgide buluşuverdiler.
Ne kadar birlik ve beraberlik içinde oldukları ortaya çıktı.

Bunların hepsi zaten çok kazanıyorlar. Neden böylesi karanlık işlere girişiyorlar?

Bu sorunun cevabını sermayenin içinde her zaman kırk tilki kuyruğu ile birlikte dolaşmış değerli bir para sihirbazı
Banker Kastelli (Cevher Özden) bu satırların yazarına bir ip ucu vermişti.

Yıllar önce Temiz Toplum için bilim insanlarının yanında bir de diğer taraftan görüş alalım derdiyle rahmetli Cevher Özden’e gitmiştik. Temiz Topluma ulaşmak için ne yapmamız gerektiğini sorduğumda bütün açık yürekliliğiyle şöyle demişti:

-Bir kere bizim bu aç gözümüz doyacak!
  
Hepsi öldü CHP yaşıyor
 
İki gün sonra Türkiye’de demokrasinin temeli kabul edilen 14 Mayıs 1950 Genel Seçimlerinin 66. yıl dönümü…

Demokrat Parti, 1923’ten beri ülkeyi yöneten CHP’yi iktidardan indirmişti. 10 yıl ülkeyi yönetti. 27 Mayıs 1960’ta genç subaylar tarafından devrildiğinde DP “ülkede siyasi faaliyetler yasaklanmıştır” kararını yasal olarak uygulamaya konulmuştu.

DP kapatıldı. Onun yerine Adalet Partisi (AP) kuruldu. 1980’e kadar da ülkede onun rüzgarı esti. AP de kapatıldı. Türkiye’nin 12 Eylül yıldızı Turgut Özal ve ANAP idi. O da kendiliğinden bitti…

2002’den itibaren AKP parıldıyor!

AKP dışındaki sağın bütün eski yıldız partileri bugün yoklar.

Onların iktidar yıllarında ana muhalefet partisi olarak CHP vardı.

Şimdi de var!

Geçenlerde CHP’li genç siyasetçilerle sohbet ediyorduk:

-Nazım Abi bizim morale ihtiyacımız var dediler.

Ben de bu satırları aktardım. Ve ekledim:

-CHP böylesi dönemlerde hep güçlü iktidarlara direndi. O sayede bugünlere kaldı!

Mesele anlaşılmıştı:

-Dokunulmazlıklar diyorsun.

-Evet!

Seçilmiş vekillere dokunmak, demokrasinin imhasına dinamit taşımaktır!