RÜŞVET VE GERÇEK

1897 yılında Fransız Le Matin (Sabah) gazetesini satın alan iki iş adamı Henry Poidatz ve Maurice Bunau-Varilla, o zamanların biricik medyası yazılı basında devrim yapmaya ve çok para kazanmaya kararlıydılar.

İkisini de başardılar!

Yepyeni bir habercilik anlayışıyla yükselişe geçen Le Matin gazetesinin, dünyanın her yanında birinci sınıf muhabirleri vardı ve sonradan yazarlığıyla ünlenecek Gaston Leroux, 1904-1905 ihtilal girişimlerini izlemek üzere Rusya’ya gönderilmişti.

Yaklaşan sosyolojik depremin on yıl önceki sarsıntılarını yerinde izleyen Leroux’nun Le Matin gazetesine ilettiği haber, röportaj ve yorumlar hiç de iç açıcı bir tablo çizmiyordu.

Özetle Rusya’nın battığını söylüyordu.

Her biri birer belgesel olan bu haber ve röportajlar, ilerde tarihçilerin Sovyet Devrimi üzerine yapacakları çalışmaların mihenk taşı olacaktı.

Ama henüz o günlere zaman vardı.

Le Matin gazetesi, tarihin haklı çıkardığı muhabir Leroux’nun Rusya’ya dair röportajlarını, haberlerini yayımlamadı!

***

Çünkü tam o yıllarda Fransa’da toplam altı milyar franklık Rus tahvili satılmış ve Çarlık hükümeti, topladığı bu parayı Paris Borsası’na yatıracağını açıklamıştı.

Fransız devletlülerin ağzı sulanıyor, borsa spekülatörleri ellerini oğuşturuyordu.

Fransız Maliye Bakanlığı’nın gizli talimatı ve devletle daima işbirliği içindeki bankaların onayıyla Rus Hazinesi, Fransız basınını « gerçekleri yazmasın » diye aylık rüşvete bağladı.

Rusya ayda yüz bin altın frank veriyor, sağlı sollu Fransız gazeteleri de -aralarında radikal solcu bir Le Radical bile vardı!- bu parayı aralarında paylaşıyorlardı.

Elbette ki « habercilikte devrim » yaparak 1 milyon 600 bin tiraja yükselen Le Matin gazetesi, rüşvetin aslan payını yiyordu!

Basın tarihçisi Patrick Eveno’ya göre, aynı rüşvet dağıtımı 1913 yılında piyasaya sürülen Osmanlı tahvilleri için de izlenmiş.

***

Meğer Fransız basınında « dürüst haberciliğin simgesi ve toplumsal hakların savunucusu » olarak yıldızlaşan Le Matin gazetesi; kazancının büyük bölümünü gazete satışından değil, Rus ve Osmanlı tahvilleri benzeri finans oyunlarında para karşılığı yaptığı « propaganda yayınlar »dan sağlarmış!

Diyeceksiniz ki biz bu fotoğrafı, «al gazeteyi kap ihaleyi » pozunda tanıyoruz.

Doğru!

Tahvil rüşvetinin bir yüzyılda ihale rüşvetine evrilmesi, kuşkusuz Darwinizm’in siyasal ekonomiye yansımasıdır!

Ama konumuz ihale değil, tahvil tarihi; dönelim biz esasa…

Rus Çarlığı, 1882’den 1917’ye kadar pek çok tahvil basıp sattı, Avrupa’ya. Çöken ekonomisini borçlanarak çevirmeye çalışıyordu. Tabii kurtaramadı, ama neyse.

Fransa’da hükümet ve medya, tam otuz yıl boyunca halkı Rus tahvilleri almaya teşvik etti.

Duvar afişleri ve gazete ilanlarında, « Rusya’ya ödünç vermek, Fransa’ya ödünç vermektir! » yazıyordu. Gazeteler rüşvete, bankalar komisyona bağlanmıştı.

1887 ile 1913 yılları arası Rusya’ya aktarılan Fransız yatırımı 15 milyar altın Frank olup, GSMH’nin %3,5’ğunu buldu.

Örneğin Credit Lyonnais Bankası,1914 yılında karının %30’unu Rus tahvillerinden sağlamıştı!

***

Rusya borcunu tahville pazarlar da Osmanlı geri kalır mı? Hem Rus tahvilleri alındı, hem Osmanlı tahvilleri basıldı.

Bizim ellerde de -ailem dahil- pek çok eve girmiş oldu Rus tahvilleri.

Sonunda herkes avucunu yaladı tabii; ama 1906’da Rusya’dan dönen gazeteci Gaston Leroux’ya ne oldu dersiniz?
Elbette ki Le Matin gazetesinden istifa etti.

Bugün, Fransa’da ne Le Matin gazetesi var artık, ne de diğer rüşvetçi gazeteler. Hepsi, Rus Çarlığı gibi battı. Zengin ve ünlü patronları da unutuldu.

Gaston Leroux’ya gelince…

Paris’te bir sokak onun adını taşıyor.

Yazdığı romanların çoğu sinemaya aktarıldı. Zengin öldü ve mirasçıları, onun daima satan eserlerinden telif hakkı almayı sürdürüyor. Hepsi « Leroux » adını taşımaktan gurur duyuyor.

Galiba dürüst olup gerçekleri söylemek, sonuçta kazandırıyor.

***

Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan son romanım Hiç Kimse’de, gerek Türk, gerekse Fransız medyasında yer alan ifadeler ve zaten herkesin bilip kimsenin dillendirmediği savlardan bir kurgu ördüm. Gerçeğe çok yaklaşmış olacağım ki AKP’li dinciler, PKK’cı Kürtçüler el ele verip saldırdı. Twitter hesabım hack’lendi, başıma gelmedik kalmadı.

Geçirdiğim zor günler ve saatlerde beni sımsıkı bir sevgiyle kuşatan, saldırılara kalkan olan dostlarıma, binlerce okuruma gönül dolusu teşekkürlerimi sunarım.

Biliniz ki bu yürekte hepinize yer var!