FAS’LI TÜRKİYE

Fas, 15 Mart 2016 günü bir genç kızın ölümüyle sarsıldı.

Amina Filali’nin başına gelenler, aslında Müslüman bir ülke için olağan sayılırdı. Fas halkının vicdanını titreten Amina’nın yaşadıkları değildi. Yaşadıklarından sonra kendisine sunulan « kurtuluşu » reddedip, üstelik İslam dinine göre günaha girerek intihar etmesiydi.

On altı yaşındaki Amina, yirmi yedi yaşındaki Mustafa Fellah’ın tecavüzüne uğramıştı. Hem de kaçırılıp, feci biçimde dövülerek. Amina’nın ailesi, tecavüzcüden şikayetçi oldu. Ama Mustafa Fellah gözaltına alındıktan bir gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Mustafa’yı olduğu gibi bırakın. Koyun Amina’nın yerine Emine’yi. Anlattığım olay bir Türkiye klasiği, değil mi?

Ama Fas’ta davaya asliye, ceza falan değil: Aile Sulh Mahkemesi baktı. Fas Ceza Yasası’nın 475.maddesine göre, 18 yaşından küçük bir kızı kaçıran, taciz ya da tecavüz eden sanıklar eğer mağdurlarıyla evlenirse ceza almıyordu.

Mustafa Fellah da önce kaçırıp sonra döverek ırzına geçtiği Amina’yı « almaya » hazırdı.

Yargıç, genç kıza tecavüzcüsüyle evlenmesini önerdi. Kızlık zarı zaten yırtılmış, komşular da dedikoduya başlamıştı, en iyisi kaderine razı olmak ve geriye kalan zavallı ömrünü işkencecisiyle geçirmekti, değil mi?

***

Amina çaresizdi. Önce kabul etti yargıcın önerisini. Sonra fare zehri içerek intihar etti.

Fas’ta böyle binlerce genç kıza, çocuğa; hatta eşeğe, davara, köpeğe, uçan kuşa, uçamayan tavuğa, yüzen kaza tecavüz ediliyor.

Yalnız Fas’ta mı?

Evlilik öncesi cinsel ilişkinin yasak olduğu her yerde sapıtıyor insanlar ve o yerlere hangi din, hangi ataerkil kültürün egemen olduğunu siz de, ben de çok iyi biliyoruz!

Türkiye’deki taciz, tecavüz, pedofili, zoofili ve nekrofili oranları ait olduğu kültür aleminden farksız olsa da, bu suçlar bugüne değin daha uygar diyebileceğimiz bir ceza hukuku çerçevesinde yargılanıyordu.

TBMM’de «aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurlar ile boşanma olaylarının araştırılması ve aile kurumunun güçlendirilmesi için alınması gereken önlemleri » belirlemek için kurulan Araştırma Komisyonu’nun 479 sayfalık raporuna bakılırsa; AKP yargısı Fas’tan feyz alıyor.

***

Evrensel ve Cumhuriyet gazetelerinde yer aldığı biçimiyle bu rapor; Ceza Kanunu, Medeni Kanun ve 6284 sayılı Şiddeti Önleme Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öneriyor. Eğer öneri kabul görecek olursa -ki TBMM’deki çoğunluğa pek uyar!- çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca « sorunsuz » ve « başarılı » bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanması öngörülüyor, bir.

Eğer istismarcı 15 yaşın altında olursa, istismar suç olmaktan çıkarılıyor, iki.

Böyle bir yasama da ailelerin 15 yaş altı çocuklarını « fiilen » evlendirmelerinin yolunu açıyor.

Ama cinsiyet ayrımcılığında Hıristiyanlığın Orta Çağ hukukundan bile daha gerici bu önerileri içeren 479 sayfalık « araştırma » komisyonu raporunun hiç bir satırında; cinsel şiddetin niçin hayvanlara bile yöneldiği sorgulanmıyor!

Taciz, tecavüz ve sapkınlığın ana kaynağı olan yasaklı cinsellik, kızlık zarı tabusu, dinsel ve ataerkil kültürün eğitimle değişmesi gerektiğinden söz edilmiyor!

Başka bir deyişle Türkiye, zaten abazan tecavüzcüleri mağdurlarıyla evlendirerek ödüllendirmek; mağdurları da namuslarını temizlemek adına istismarcısıyla evlendirip ömür boyu cezalandırmak yolunda hızla Fas’laşıyor.

***

Niçin illaki Fas’tan ilham alınıyor?

Çünkü AKP, şiarından adına varıncaya kadar tüm kaynak fikir ve simgelerini Fas’lı İslamcılardan aldı.

Fas’lı Dr. Abdülkerim Hatip, Milli Nizam Partisi’ni 1967’de kurdu. Türk Prof. Necmettin Erbakan, Milli Nizam Partisi’ni 1970’de…

Fas’taki Adalet ve Kalkınma Partisi (Al Adala va Tanmiya) 1992’de kuruldu. Logosu, gaz lambası. Türkiye’deki Adalet ve Kalkınma Partisi 2002’de kuruldu, logosu Fas’tan bir gıdım ilerde, eski model ampul. Tarihlere bakacak olursanız, kimin kimden kopyaladığı açık!

Faslı AKP’nin siyasal şiarı, « İslamiyetin özüne ve geleneksel kültüre uyarlanmış bir modernite », gizli yemini « laiklere karşı zafere kadar savaş » olup; Türkiyeli AKP tarafından birebir klonlandı.

Hal böyle olunca, ceza hukukunda Japonya örnek alınacak değil ya, elbette Fas’a özenilecek!

Ancak…

Daima bel altına konuşlanan namus dünyasında, ırza geçen tür tek ve besbelli. İnsanın erkek olanı.

Irzına geçilen değişik canlı türleri arasında ise hayvanlar ve erkek çocuklar, şimdilik kız çocuklarından daha şanslı:

Eğer tecavüz sırasında ölmedilerse, mağdur olmakla kalıp tecavüzcüleriyle karı koca hayatı sürmek zorunda bırakılmıyorlar!

İyinin zirvesi var, kötünün dibi yoktur.