AL CAPONE’DEN VER CAPONE’YE!

Savcı Preet Bharara’nın uluslararası para ve altın kaçakçısı olduğu artık « Made in USA » tescilli Rıza Sarraf’a ilişkin tavrı; 1931 yılında Al Capone’yi bitiren yargı sürecini anımsatıyor.

ABD adaleti, uzun yıllar kovaladığı Al Capone’yi sonunda« vergi kaçırmak » suçundan kıstırıp ceza kesmişti. Ama ünlü mafya babasıyla Rıza Sarraf dosyaları arasındaki benzerlik, bu noktada değil… Benzerlik, iddia makamının Rıza Sarraf’ı kamuoyuna ifşa etmekte kullandığı yöntem ve mahkemeye sunduğu suç kanıtlarında!

Belki başka zanlılar için de yapılmıştır; ama ben, bir Amerikan mahkemesine Al Capone’den başka kimseyi
suçlamak için para destelerinden kule, altın külçelerinden kale fotoğraflarının kanıt olarak sunulduğunu bilmiyorum, okumadım!

Zaten Al Capone’nin bir kasasından çıkan para desteleri, altın külçeleri ve raslantıya bakın ki onun da vardı, iki adet altın tabanca görüntülerinin iddia makamı tarafından mahkemeye suç kanıtı olarak sunulup, fotoğrafların zamanın basınına dağıtıldığını da izlediğim bir belgeselden öğrendim.

***

Eğer yanılıyorsam ve ABD’de vergi kaçakçılarıyla kara para aklayıcıların söylediğim türden kanıtlarla kamuoyuna ifşa edilmesi olağan bir yöntemse, cehaletime verin!

Yok haklıysam, Amerikan yargısının Rıza Sarraf’ı gelmiş geçmiş gangsterlerin en ünlüsü, « 1 numaralı halk düşmanı » ilan edilen Al Capone ile aynı kefeye koyup, aynı kalibrede tarttığı söylenebilir.

Üstelik, Savcı Bharara « bizim » Rıza’nın para destelerini ve altın külçelerini buluşturmak için zahmet harcamak zorunda bile kalmamış! Bizzat zanlının çektiği anlaşılan fotoğrafları, Rıza Sarraf’ın cep telefonunda bulmuş…

Kolay saymak için midir bilinmez; Rıza efendinin kara para desteleriyle kule, kaçak altın külçeleriyle burçlar yapıp fotoğrafını çekmek merakı da ayrı bir inceleme konusu ya, neyse…

***

Mafya babası Al Capone ile vatanına ihanet eden İran zahidi Sarraf davaları arasında salt usülde değil, esasta da paralellik (eyvah PARALEL dedim!) var.

Rıza Sarraf’a « ABD’yi dolandırmak, İran ambargosuna ilişkin yasayı ihlal etmek, banka dolandırıcılığı ve kara para aklamak » suçlarından dava açıldı.

Çıkarın metinden İran ambargosunu, koyun yerine vergi kaçırmayı; Al Capone’ye de tam tamına aynı suçlamalarla dava açılmıştı.

Hatta kara para aklamanın İngilizce karşılığı money laundering deyimi de hem ABD, hem dünya hukukuna Al Capone tarafından kazandırıldı!

Mafya babası, 1928 yılında «Sanitary Cleaning shops » adını verdiği bir temizlik şirketleri zinciri kurmuştu. Yasa dışı faaliyetlerinden gelen kara parayı, bu şirketlerde aklıyordu.

ABD maliyesi özelinde vergi, genelinde her tür kaçakçılıkla mücadelede CİA ile FBİ başta, çok sayıda devlet kurumuyla koordine biçimde kara para izini sürmeye Al Capone davasıyla başladı ve dersini iyi öğrendi.

Daha önce de yazmıştım, Rıza Sarraf’ın dünyada oradan oraya gezdirdiği kara paranın izini de CİA ve FBİ ortaklaşa sürdü…

Acaba ABD, sadece iddianamede yer alan suçlardan ötürü mü yıllardır peşindeydi Sarraf’ın?

Hiç sanmıyorum.

***

Bu davanın uluslararası politika ve ABD’nin yeni geopolitik tasarımıyla derinden ilişkisi var, gibime geliyor.

Savcı Bharara, gereğinden fazla şeffaf, iddialarını kamuoyuyla paylaşmaya pek meraklı; kısacası çok geveze çıktı.

Bu kadar gevezelik, bir yerlerden Bharara’ya « Go! » denildiğini, konuşmasına onay verildiğini akla getiriyor.

İddianamede yer alan muktedir kimliklerin Türkiye’yi davanın merkezine koyması bir yana; Avrupa medyasında eşzamanlı başlayan « İslamcı diktatör » kampanyası bu yargılamadaki asıl hedefin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu düşündürüyor.

Böyle bir savın doğru olup olmadığı, mahkemenin Sarraf’ın kefaletle tahliye istemine ilişkin kararıyla anlaşılacak. Herhangi bir kefaletle serbest bırakılırsa, yorum yanlış ve Savcı Bharara şöhret peşinde bir gevezeden ibaret, demektir. Bırakılmazsa, yorum doğru olup Türkiye’de kiminin eteği tutuşacak, kiminin suyu ısınacak ve zaman, yerli Al Capone’ler için hiç olmadığı kadar hızlanacaktır!

Heyhat!… Aklıma AKP’nin ABD ile cicim yılları ve Erdoğan’ın 5 Ekim 2009’da Wall Street Journal’a verdiği demeci hatırlayıp gülesim geliyor.

Doğan medyasına kesilen vergi cezasını, "ABD’de de vergi kaçırılması ile ilgili sorunları olan kişiler var. Akla Al Capone geliyor… » diye, ne de güzel savunmuştu!