DELİ DELİDEN ANLAR…

Akıl hastanesine yeni bir hasta gelir, ama isteksiz olduğu çok belli ve hayli debelenmektedir.

Bakıcılar kendisini zorlukla zaptetmeye çalışırken, vargücüyle: «Bırakın beni, ben Allah’ın elçisiyim! Yeryüzüne onun emriyle gönderildim! » bağırır.

Yeni hastanın yanından geçen eski bir müdavim, hasta bakıcıları sertçe uyarır:

« Sakın bırakmayın! Ben kimseyi elçi melçi göndermedim! »

Günlerdir dilime dolanan bu fıkrayı, kime gönderme yaparak aktardığımı tahmin edersiniz!

Fıkrayı dinleyenlerden biri, yaşanmış bir karşıtını anlattı ki, tadından yenmez:

Zaman, Yeşilçam’ın beyaz perdede Karaoğlan, Tarkan vb. fırtınaları estirdiği yıllar.

Mekan, Nasreddin Hoca’nın yurdu Akşehir’deki Saray sineması. Gençler toplanmış, « Altay’dan gelen yiğit » Kartal Tibet’in maceralarını izlemektedir.

Salon tıklım tıklım. Kartal Tibet’in atraksiyonlarıyla heyecanın doruğa tırmandığı sırada, seyircilerden biri dayanamayıp: « Allah! » diye bağırır.

Aynı anda fuayeden bir ses yükselir:

«Söyle kulum! »

Türkiye’de ciddi yazı yazmak giderek zorlaşıyor, çünkü hepinizin farkında olduğu gibi aklın kafayı yediği bu zavallı ve yalnız ülkede, bizzat hayatımız fıkra…

İki ayaklı fıkralar üreten, iki ayaklı fıkralar tarafından yönetiliyoruz; üstelik eşek şakalarını emir kipinde devlet ciddiyeti diye yutturmaya çalışıyorlar!

Örneğin olmayan bir diplomayla dünyada en çok (fahri) doktora ünvanı takınan fıkra, bizim ülkede Allah’ın elçisi diye ciddiye alınıyor. Gaipten « Ben kimseyi elçi melçi göndermedim! » diye bir uyarı gelmediğinden, zaten zatı ciddiye almayanın da vay haline!

İmam bayık ama, muhalefet komada!

YARSAV kurucu başkanı ve soyadına yaraşır bir hukukçu olan Ömer Faruk Eminağaoğlu, ülkeyi tarümar eden AKP iktidarıyla tek başına bir muhalefet partisi gibi mücadele ediyor.

Biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçici mezuniyet belgesi ve lisans diploması, bu belgeleri inşa eden Marmara Üniversitesi’nin ne tarihiyle paralel (eyvah paralel dedim!), ne de diplomaların altında imzası olan akademisyenlerin kariyer tarihçesiyle uyumlu.

MHP’yi saymıyorum, çünkü Bahçeli’nin MHP’si muhalefet değildir; ama CHP ve HDP’nin eğer Erdoğan’ı demokratik yollardan iktidardan düşürmek istiyorlarsa; bu diploma işini yargıya taşımaları gerekiyordu. Neden yapmadıklarını anlamak mümkün değil!

Hele CHP, niçin o mecliste bulunuyor, ne işe yarıyor, muhalefet nedir, nasıl yapılır bilmiyor mu, yoksa hatırlamıyor mu; seçmenine pahalıya patlayan bir muamma…

Cebimizden beslenen yüzlerce milletvekilinin yapmadığını, sonunda Ömer Faruk Eminağaoğlu hukukçu bir vatandaş olarak yaptı:

Recep Tayyip Erdoğan’ın 12. nci Cumhurbaşkanı seçildiğine ilişkin seçim tutanağının TAM KANUNSUZLUK nedeniyle iptali ve seçimin yenilenmesi konusunda 2 Haziran 2016 tarihinde YSK’na başvurdu!

Anayasa ve yasada yer alan seçilme yeterliliği koşullarının “seçim tarihi öncesinde” yokluğu konusu, YSK kararlarında TAM KANUNSUZLUK olarak nitelenmekte ve YSK bu yoldaki tüm kararlarında konu hakkında kendisini herhangi bir süreye de bağlı olmaksızın görevli görmekte.

Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun bu bağlamda YSK’ya sunduğu 29 sayfalık başvuru dilekçesi,

10.8.2014 tarihinde yapılan Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin olarak, 12 nci Türkiye Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın, ortaya çıkan haklı iddialar karşısında, “seçim tarihi itibarıyla yükseköğrenim yapmış olmak” koşulu taşıyıp taşımadığı yolunda gerekli hukuksal incelemenin yapılarak, “yükseköğrenim yapma” koşulunu taşımadığının saptanması durumunda;

Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 nci Türkiye Cumhurbaşkanı seçildiğine ilişkin tutanağın TAM KANUNSUZLUK nedeniyle iptali ve söz konusu seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi,

İptal kararı ile Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sıfat ve görevi ortadan kalkacağından,

Bu kararla birlikte de, YSK’nın görev gereği öğrendiği bu tam kanunsuzluk durumunu, TCY’nın 279 uncu maddesindeki düzenleme karşısında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar zorunluluğu altında olması aksi durumun ise YSK için sorumluluk doğurucu boyutu gözetilerek,

Recep Tayyip Erdoğan hakkında, konu ile ilgili diğer suçlar yanında, TCY’nın 204/1-3 maddesi uyarınca “SAHTE RESMİ EVRAK KULLANMAK SUÇUNDAN” Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması; isteğini içeriyor.

Eminağaoğlu, başlattığı hukuk mücadelesini kazanır, kazanmaz. Ama en azından gerekeni yapıyor, hem de cesurca yapıyor. Türkiye’de onun gibi 100 cesur olsa, koca bir ülke eşek şakasına kurban edilmezdi!