REKORA KOŞMAK

Cumhurbaşkanımız çok konuşan bir şahsiyet. Akla geldik gelmedik her konuya enine boyuna vâkıf olduğundan konuşmaları da oldukça uzun oluyor doğal olarak… Televizyon kanalları bu konuşmaları kesintisiz vermeyi görev edinmişler. O nereye gitse peşinde canlı yayın araçları, sağ olsunlar, bizi Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarından mahrum bırakmıyorlar.

Hissiyatım, bu durumun başta spikerler olmak üzere televizyon çalışanlarının işlerine geldiği yönünde, çünkü yoğun stres altında çalışan bu emekçiler Cumhurbaşkanı’nın sayesinde mesai saatleri içinde ufak tefek özel işleri için kendilerine zaman ayırabiliyorlar.

Bizler ise elimizde kumanda kanallar arasında zapping yapmaktan kurtuluyoruz, zira tüm kanallarda Cumhurbaşkanı konuşuyor.

***

Geçen pazartesi Cumhurbaşkanı için bir rekor günüydü. Öğleden önce TÜRGEV Vakfı’nın 20. kuruluş yılı nedeniyle düzenlenen törende konuştuktan sonra İstanbul-Esenler’e geçti, orada da kentsel dönüşüm çerçevesinde tamamlanan konutların teslim töreninde uzun bir konuşma yaptı.

Ne var ki gün uzun, gece yarısına doğru İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda sürdürdü konuşmasını.

TÜRGEV konuşmasından aklımızda “nüfus planlamasının ve doğum kontrolünün İslam ile bağdaşmazlığına” ilişkin söyledikleri kaldı.

Esenler konuşmasında dikey ve yatay mimari estetiği arasındaki farklılığa işaret etti.

İzmir’de ise “çılgın proje” olarak tanımladığı Karşıyaka ile Konak’ın birleştirileceği müjdesini verdi. “Neden Batı Türkiye’yi böyle kıskanıyor, neden terör örgütünü başımıza musallat ediyorlar” soruları da doğrusu çok ilginçti. İnsan ister istemez düşünmeye başlıyor, acaba hangi Batı diye.

Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarında her şey var: terör, operasyonlar, FETÖ, yabancı devletleri kınamalar, muhalefete eleştiriler, müjdeler, öğütler ve daha birçok şey… Durum böyle olunca insan baştan sona dinlemeden edemiyor!

Ben şahsen her gün 1-2 saatimi Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarına ayırıyorum; çok şey öğreniyorum çünkü. Fakat 1-2 saat, bir süre sonra yetersiz olacak zira kendileri başkaları tarafından kırılması olanaksız bir rekora doğru koşuyor.

***

Her cümlesinin sonunda alkışlar kopuyor, sloganlar yükseliyor. Alkış, onaylama bağlamında konuşmacı için büyük bir isteklendirmedir. Cumhurbaşkanı da haklı olarak bunun tadını çıkarıyor.

Merhum Adnan Menderes de uzun konuşan bir siyasetçiydi. Ne söylese alkışlanırdı. 1955 yılında bir Demokrat Parti TBMM grup toplantısında milletvekillerine, “Arslanlar gibi adamlarsınız, siz dilerseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz” demiş, uzun uzun alkışlanmıştı. Oysa ne kendisinin ne de DP’li milletvekillerinin büyük çoğunluğunun hilafeti geri getirmek gibi bir düşüncesi vardı.

Bir keresinde de “Odunu aday göstersem milletvekili seçilir” demiş, tuhaf bir şekilde odunla eş tutulan milletvekilleri tarafından alkışlanmıştı.