DİKTATÖRE MENEMEN TARİFİ

Diktatör zehirlenmekten korkuyordu. Kim mi zehirleyebilirdi? İlk akla gelen Ruslardı:

İngiltere’ye sığınmış olan Aleksander Litvinenko’yu onlar zehirlememişler miydi? Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko’yu zehirleyenler de bu işi herhalde Ruslardan öğrenmişlerdi. Bu konuda aslında hiç kimseye güvenilmemeliydi: Yaser Arafat’ı kim halletmişti? En dost görünenler bile yediklerine, içtiklerine bir şey katmış olabilirlerdi. 

Bir laboratuvar kurdurup yemekleri inceletmeye başladı ama içi rahat değildi:

Laborantların dalga geçip geçmeyeceklerini kim denetleyecekti? Denetleyen de güvenilir miydi? 

Bir sabah aklına geldi: En iyisi “kendin pişirkendin ye” formülüydü! Sağ kollarından en güvendiğine, “Ananı da al gel!” dedi. 

-Neden? 

-Bana yemek pişirmesini öğretecek. 

Hasibe Hanım kolayından başladı; ilk gelişinde menemeni tarif etti: “Sıvı yağı, biberleri tavaya atacak, sonra kabukları soyulmuş ve doğranmış domatesleri, nihayet yumurtaları ekleyeceksin. Bunu Araplar çok severler. Onlar şakşuka derler. Arabistan’dan misafir geldiğinde de yaparsın.” 

Hasibe Hanım gider gitmez onun oğlunu çekemeyen başka bir “güvenilir” yanaştı: 

Sakın ha Sayın Başkanım; bu aslında Arapdeğil İsrail yemeğidir. Üstelik Sudan’da“şakşuka” orospu anlamına gelir! Arap misafirlere sunarsak rezil oluruz. 

Yarım saat sonra başka bir danışmanı özel görüşme istedi: 

-Bir defa menemenin adını değiştirmeli. Atatürk’ü, devrimleri çağrıştırıyor. 

-Atatürk menemen mi severdi? 

-Hayır o kuşkonmaz severdi. Menemen’de hani Atatürk’e isyan edenler, “Şapka giyen kâfirdir!” diyenler Kubilay’ı öldürmüşlerdi ya Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet, Nalıncı Hasan, hepsi idam edilmişlerdi. Menemen dememeli, mesela“Derviş Mehmet taamı” demeli. 

Diktatör bu uyarıyı akla yatkın buldu. Sorunu her açıdan çözdüğünü düşünüp neşelenirken bu sefer karısının aklına gelenler keyfini yeniden kaçırdı: 

-Yemeği kendin pişireceksin ama mutfağa getirilen soğanın, domatesin zehirli mi, zehirsiz mi olduğunu ne bileceksin? 

Oğlu lafa karıştı: 

-Baba zaten dış ülkelere yolladığımız yiyecekler sık sık “Fazla böcek ilacı sıkmışsınız” diye geri yollanmıyor mu? Kaç senedir biz bunları yemiyor muyuz? Korkma sana bir şey olmaz. 

Diktatör, bu uyarıya aldırmadı ve pişireceklerini önce danışmanlarına yedirtmeye, ancak onlara dokunmazsa mideye indirmeye karar vererek, dünyanın kıskandığı isabetli davranma yeteneğini bir kez daha sergiledi. 

Fiyakası birkaç gün, bütün bunları Fuat Avni en ince ayrıntısına dek açıklayıncaya kadar sürdü.