HİÇ KİMSE GÜVENDE DEĞİL!

İstanbul büyük bir İslamcı terör saldırısıyla sarsıldı. Tam adı IRAK ŞAM İSLAM DEVLETİ olan IŞİD, üç militanıyla Atatürk Hava Limanını savaş alanına çevirdi. Hayatını kaybedenlerin sayısı 40’a, yaralıların sayısı ise 150’ye yaklaşıyordu ilk belirlemelere göre…

Ama nedense “İslamcı Terör örgütü” dememek için kırk dereden su getiriliyordu. Bu satırlar yazılırken Başbakan Binali Yıldırım da aynı şeyi yaptı.

Dört kez “alçaklık” dedi. Bir kez “IŞİD” demedi.

Onun yerine “Bölücü terör örgütüne karşı büyük başarı” elde ettiklerini, komşular ile iyi ilişkiler geliştirmekte oldukları bir an üzerinde durdu.

Oysa haber ajansları saldırıyı IŞİD’in üstlendiğini bildiriyorlardı. Havaalanındaki basın açıklaması sırasında yüzünü göremediğimiz bir genç muhabirin sorusu üzerine
Başbakan “evet” dedi:

-DEAŞ dedi!

Türkiye’deki “en yetkili” isim olan Başbakan ilk açıklamasını yaparken ekranlara kurulan “uzman” kartvizitli tuhaf kişiler Türkiye’nin son zamanlardaki “gelişmişliğini”
anlatıyorlardı.

Bakalım o gelişmişliğe…   

Türkiye 12 Eylül sonrasında Turgut Özal’ın ANAP’ı ile girdiği yeni yol için, şöyle bir adres veriliyordu:

-Türkiye büyük sermaye açısından yeni Lübnan, İstanbul da yeni Beyrut olarak hedeflendi!

Elbette bu tespitler sol cenahtan geliyordu. Doğal olarak da acı gerçeklerini sıralıyordu.

Türkiye’yi bekleyen yakın geleceğin altını çiziyordu:

-Lübnanlaşma!

Bu kavramın ne olduğunu anlayabilmek için 1970’lerden 2000’lere doğru bu güzel Akdeniz ülkesinin yaşadıklarına hızlıca göz atmak yeterlidir.

Her şeyi para ile çözeceklerini, zenginleşmenin bütün dertlerin dermanı olacağını vaaz edenlerin ipliği artık iyice pazara çıktı.

Değerli bilim insanı Fikret Başkaya son çalışması “Başka Bir Uygarlık İçin Manifesto” adlı kitabında (Yordam Kitap) kapitalizmin bugün insanlığa vereceği hiçbir şeyi olmadığını örnekleriyle anlatıyor.

Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla kesin bir zafer(!) ilan eden kapitalizmin dünyayı getirdi hale bakar mısınız?

Artık kendi evleri de dahil, hiçbir yer güvenli değil!

Büyük katliamların hangi ülkede hangi şehirde hangi insanları kurban edeceği bilinmiyor.

Devamlı savaşlar bölgesi olarak tescil edilen Ortadoğu’nun talihsiz şehirleriyle Avrupa’nın görkemli metropolleri arasında bir fark kalmadı.

28 Haziran 2016 gecesi İslamcı Terör Örgütü IŞİD’in gerçekleştirdiği İstanbul saldırısı bu tezi bir kez daha teyit ediyor:

Uluslararası kapitalizm ile uluslararası terörizm arısında yakın bir kan bağı vardır!..