YILANIN BAŞI

Odessa’ya gittiğimde bu şehir için “casuslar kenti” demiştim.

Tarih boyunca kimin eli kimin cebinde hiç belli olmayan bir yer olmuş Odessa.

Çariçe Katerina 18. yüzyılın sonunda Osmanlılardan bu toprakları ele geçirdiğinde, burada yalnız Hacıbey isimli bir kale varmış. Deli Petro’nun sıfırdan var ettiği San Petersburg’un bir benzerini Karadeniz’e kondurmak isteyen ihtiraslı Katerina bölgeyi “vahşi Batı” yöntemiyle yerleşime açmış. Avrupa’nın her tarafından gelen servet ve mevki avcıları için bir “El Dorado” yaratmış. Devrimler, savaşlar, açlıktan kaçan ve yeni yaşamlar düşleyen, macera arayan kim varsa -Fransız, İtalyan, Yunanlı, Polonyalı, Slav, Yahudi- buraya akmış.

Odessa’nın ilk valisi bu yüzden bir Fransız mesela.

Fransız devriminden kaçan “Dük Richelieu” buraya gelip vali olmuş. Richelieu’nün anısı öyle güçlü ki, kordona bir heykelini de dikmişler. Denizden kente çıkınca hemen karşınıza çıkıyor.

Gürcistan’ın eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin geçen yıl Odessa’ya vali yapıldığını duyduğumda, kentin DNA’sının hiç değişmediğini düşünmüştüm…

Tarih kaderdir

“Coğrafya ve tarih kaderdir” ifadesinin bir sağlaması gibi.

Sen önce bir Kafkas ülkesinin Cumhurbaşkanı ol. Sonra bambaşka bir ülkenin bir sınır kentinde “valilik” yap. Karışık değil mi?

Gürcistan’da gözden düşünce… Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko tarafından Ukrayna’ya özel olarak davet edilen Saakaşvili, tıpkı vaktiyle Katerina’nın adamı Richelieu gibi Odessa’ya vali yapılmış.

Bunları niye anlatıyorum?

Giorgi Lortkipanidze adında Saakaşvili’nin eski istihbarat şefi olan biri şimdi “Atatürk Havaalanı saldırısının beyni” olarak bilinen IŞİD’in Çeçen komandosu Ahmet Çatayev’in eski patronu sıfatıyla karşımıza çıkıyor.

Saakaşvili’nin eski içişleri bakan yardımcısı olan Lortkipanidze, Çatayev’i vaktiyle “muhbir” olarak kullanmış. Saakaşvili ile beraber Ukrayna’nın Odessa kentine, Karadeniz’in taa bir ucundan diğer ucuna, “Odessa emniyet müdürü” kontenjanından yatay transfer yapan Gürcü polis şefi; “Çatayev’in (Gürcistan yıllarında) paralı muhbirleri olduğunu” ve de “Yılanın başı, İstanbul Havaalanı saldırısının baş sorumlusu” olarak aranan bu IŞİD elemanının vaktiyle Tiflis’e radikal İslamcı terör örgütleri hakkında bilgi sağladığını aktarıyor.

İstanbul katliamının baş sorumlusunu çok iyi tanıdığını anlatan Saakaşvili’nin adamı polis şefi Lortkipanidze, Çatayev için, “Kuzey Kafkasların İslamcı yeraltı hareketleri ile zamanında iyi müzakerecilerimizden biriydi. Sayesinde Gürcistan’da pek çok terör saldırısını önledik!” diyor.

Lortkipanidze bunları ABD’nin etkili internet gazetesi “Daily Beast”e (1 Temmuz) anlatıyor.

Lortkipanidze ile görüşen gazeteci röportajına “İstanbul Havaalanı saldırısının beyni Gürcü muhbiri çıktı” başlığını çıkartmış. Üst başlık olarak da “kimin eli kimin cebinde” anlamında, “Dünya ne küçük!” demiş.

Özel tim gibi…

Bazen bu yaşadıklarımızın gerçek ötesi bir filmin parçası olduğunu düşünüyorum.

Ülke sadece Kafkaslar, Ortadoğu ve Avrupa ile Balkanlar’ın köktendincilerinin enternasyoneli “cihatçıların otoyolu” olmakla kalmamış. Aynı zamanda Rusların Matruşka bebekleri gibi iç içe geçen istihbarat örgütlerinin adamlarının da ana “otoyolu”na dönüşmüş.

Öteki uluslararası IŞİD saldırılarından farklı olarak “aşırı profesyonelce hazırlanmış bir saldırı” olarak tanımlanan İstanbul faciası gene aynı kaynakta yayımlanan bir başka makalede (Chilling: İstanbul Airport Terrorists Behaved Like a Special Forces Unit), “Normalde yalnız Batılı özel timler tarafından kullanılabilecek ileri derecede istihbarat bilgisi içeren bir eylem” diye tarif ediliyor. Vay anasına sayın seyirciler…

Gene de bayramınız kutlu olsun. Herkese iyi bayramlar dilerim.