HAYIRSIZ EVLAT

Ailenin en haylaz çocuğuydu… Bir çocukta olması gereken saflıktan ve iyilikten yoksundu… Masumiyetinden eser kalmamıştı… Sokakta oynadığı tüm oyunlarına hileyi karıştırıyordu… Diğer çocukları pata küte dövüyor, kem kendini hem de diğerlerini yara bere içinde bırakıyordu… Oyuncaklarını asla paylaşmazdı, ama kendine ait olmayanda hak iddia eder, cüretsizce isterdi…

Daha küçüklüğünden belliydi, mahallenin sahte kabadayısı olacağı… Ne kadar eğitmeye çalışsan da yine de vahşice davranışlar sergiliyordu… Doğaya, yeşile, hayvana düşman veledin tekiydi… Daldaki elmayı, inadına yabanice koparıyordu… Suyu bilerek boşa harcıyor, uçan arıyı öldürmekten çılgınca bir haz duyuyordu… Yere tükürmeye başlayalı epeyce olmuştu…

***

Konuşmayı ve temiz bakmayı da bir türlü öğrenememişti… Bağırıp çağırıyor, anlamsız ve tehlikeli gözlerle bakıyordu… Oyuncak tabancası da elinden düşmezdi… Bu tabancayla kız çocuklarını korkutur, onların oyuncak bebeklerini kırıp dökerdi…

Okulunun en başarısızı da kendisiydi… Okumaya ve öğrenmeye ilgi duymuyor, verilen tüm ödevleri ihmal ediyordu… Sorumsuzdu… Harften, kelimeden nefret ediyor, annesinin cüzdanından her gün harçlık çalıyordu… O küçücük haliyle, okuldaki çetesini oluşturmuş, kendini de çetenin reisi ilan etmişti… O zamanlardan belliydi, başa büyük bir dert olacağı…

Oyunun ebesi hiçbir zaman kendisi olmazdı… Körebede onun gözü asla bağlanmazdı, bağlanamazdı… Kovalanan değil, daima kovalayan olurdu… Sevinç içinde olan tüm ortamları sabote eder, etrafın tüm neşesini kaçırırdı… Kimi zaman da sebepsizce ağlardı…

***

Bu çocuk zamanla büyüdü… Genç bir adam oldu… Çevresine verdiği zararlar da, bu büyümeye paralel olarak arttı…

Yakıp yıkmaları daha da olgunlaştı…

Küçükken nasıl ki oynadığı tüm oyunlarda mızıkçılık yaptıysa, büyümüş olan bu haliyle de tüm işlerinde türlü türlü dolaplar çevirdi; her şeyine entrika bulaştırdı…

Zamanında küçük kız çocuklarını elindeki oyuncak silahla kovalayan o velet, olgunlaşmış şekliyle de kadına saldırdı… Tecavüz etti… Dövdü… Bazı zaman geldi, öldürdü…

Annesinin cüzdanından harçlık araklayan o küçük yaramaz, büyüdükten sonra daha büyük hırsızlıklara yeltendi… Tepesine soyguncuyu oturttu…

Bakışları daha da kirlendi…

Ağzından çıkan cümleler daha da berbatlaştı…

Bir sürü hayvanı katletti…

Her bir yana tipsiz, çirkin binalar dikti…

Yeşili yok etti…

***

29 Ekim 2016’da 93. yaşını kutlayacak olan bu hayırsız evlat, Anadolu’da ibretlik haliyle yaşamını sürdürmekte…

Şimdiye kadar diğer 16 kardeşinin bile sergilemediği bir hıyanet içinde yaşıyor… Tarihte birçok medeniyete kol kanat germiş olan anasına, yani Anadolu’ya en büyük zulmü etmeye devam ediyor…

Sanırım, 17. yıldız olma yolunda emin adımlarla ilerliyor…