POKEMON, GENÇLER VE MAARİF KANUNU

Üniversitede okuyorlar, kısa bir süre sonra mezun olup hayata atılacaklar ama neredeyse yarıya yakınının (yüzde 39) iş seçimi ile ilgili bir kriterleri yok. Yanıtları “fark etmez”. Yüzde 25’inin yanıtı ise daha ilginç “henüz düşünmedim”.

Ama sorsanız, daha piyasaya çıkalı bir hafta olmasına karşın çoğu, akıllı telefonlarla pokemon avı oyunundan haberdardır. Hatta zamanlarının bir kısmını etrafta pokemon avlayarak geçiriyorlardır. Sadece bizim gençler mi?

Dünyanın her yerinde küresel bir fenomen haline geldi pokemon oyunu.

Bu ne anlama geliyor? Hadi olaya avavcı perspektifinden bakalım. Kim av? Kim avcı? Etraftaki pokemonları avlamak, onları takas etmek ya da dövüştürme üzerine kurulu oyun. Dolayısıyla cep telefonlarını uzatarak pokemonları avlayanlar sanal dünyanın avcıları. Topladıkları her pokemon onlara kendilerini daha güçlü ve mutlu hissettiriyor.

Peki, ya gerçek dünyada? Sanal dünyanın avcıları, gerçek dünyada birer avdan ibaret olduklarının ayırdındalar mı?

Nereden geleceği belli olmayan olası terör saldırıları içinde süren yaşamlar, yanı başımızda süregelen ve artık kafamızı bile çevirip bakmadığımız mülteci dramı, haber değeri bile taşımayan ölüler, ölümler… Çağımız dünyasında kadınların köle olarak satılıyor olması… Hadi çerçeveyi biraz daha daraltalım: İşsizlik, köşe başındaki yeşil alanın üzerinde dikilmeye çalışılan konut projesi, Ekşi Sözlük’te birkaç eleştiri yaptınız diye hakkınızda soruşturma açılması, dinlenen telefonlarınız, kişisel bilgilerinizin tamamının birilerinin elinde olması…

“Henüz düşünmedim”, “Fikrim yok” ya da “Fark etmez” yanıtları aslında çok şey söylüyor. Öncelikle bu kapitalist sistemin, bu düzenin, bu kirli siyasetin içinde hepimizin birer av olduğunu.

“Gerçek dünyada av iken, sanal dünyanın avcısı olmak hiç yoktan iyidir” diye düşünüyorsanız yazının bundan sonrasını okumayın…

Ve Maarif Kanunu

Yok, hep “3 maymunu oynayan” av olmak yerine en azından postu pahalıya satayım, en azından gelecek nesillere, çocuklarıma, torunlarıma faydam dokunsun diyorsanız; gelin önce change. org’da ve sosyal medyada “TBMM’de kabul edilen Maarif Vakfı Kanunu’nu kabul etmiyorum” başlıklı kampanyayı imzalayın. Ben de size neden bunun önemli olduğunu anlatayım:

Jet hızıyla Meclis’ten geçen, aynı hızla Cumhurbaşkanı tarafından onaylayan 28 Haziran’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kanun ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev ve yetkileri adeta bu vakfa veriliyor. Vakıf, yurtiçinde ve yurtdışında okulöncesi eğitimden üniversite eğitimine kadar eğitim kurumları açmak, yurt, pansiyon ve lojman gibi tesisler kurmak, eğitimci kadrosunu yetiştirmek, eğitim programlarını yapmak dahil Milli Eğitim Bakanlığı’na ait benzer birçok yetkiye sahip kılınmış durumda. Dillendirilen gerekçe, Cemaatin MEB’deki yapılaşmasını kırmak. TBMM Komisyonu’nda CHP’li üyelerin yoğun itirazları sonucu “yurtiçi” sözü kaldırılmış ancak sadece yurtdışı ile sınırlı kalacağına kimse inanmıyor. Üstelik daha vakıf senedi ve yönetmeliği de hazır değil, 3 ay içinde hazırlanacak. 1 ay içinde Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden Maarif Vakfı’na 1 milyon TL para aktarılacak. Vakfın karar organı olan mütevelli heyetinin 12 üyesinden 4’ü Cumhurbaşkanı tarafından 3’ü Bakanlar Kurulu tarafından atanan 7 daimi üyeden oluşuyor. 2 üye MEB, 1 üye Dışişleri Bakanlığı, 1 üye Maliye Bakanlığı ve 1 üye YÖK temsilcisi olarak görevlendiriliyor… Mütevelli heyet üyeleri 72 yaşının bitimine kadar görev yapabilecekler.

Diplomatik ayrıcalıkları da olacak: Mütevelli heyeti, vakıf senedinde her değişikliği yapabilecek. Maarif Vakfı kuruluşundan itibaren her türlü vergi muafiyetine sahip olacak. Üstelik MEB’in bünyesinde halen bir vakıf varken bu yapılıyor. Şimdi yapılması gereken acil olarak Anayasa Mahkemesi’ne itiraz etmek ve hatta yürütmeyi durdurma kararı için çabalamak. Yoksa Cemaatten kurtulma bahanesi ile MEB’e paralel bir yapı oluşturulmak isteniyor. Aldığım bilgiler TÜRGEV, Ensar, İnsani Yardım Vakfı, TÜGVA gibi tüm gerici ve rantçı kurumların Maarif Vakfı şemsiyesi altında toplanacağı. İşin bir vahim yönü de, diğer bakanlıkların da bu vakfa para aktarmalarının önünün açılıyor olması. CHP davayı açacak ama kamuoyundan desteğe de ihtiyaç var. Unutmayın…