BURKİNİ SAVAŞLARI!

Evrim teorisine göre yerkürede yaşam suda başladı. İlk canlı organizmalar suyun içinde oluştu, bazıları karaya çıkıp hayvana ve insana evrildiler.

O gün bugündür kuru kuruya can olmadığı gibi, hangi türden olursa olsun her canlıya su gerekiyor.

Böyle bir açıdan bakıldığında, 21.Yüzyıl’da Avrupa’yı tehdit eden din savaşına dair ön çatışmaların suda çıkması beklenirdi. Nitekim öyle oldu.

Cepheleşme, cumhuriyetçi ve İslamcı Fransızları karşı karşıya getiriyor. İslamcılar, elbette istisnasız sünni. Çünkü Fransa’daki Şiiler, zaten İran’dan kaçmış ‘zındık’lar olduğundan, kavgaya katılmıyorlar.

Cumhuriyetçi cephe ise illaki Katolik, Protestan, Yahudi vb. değil, hatta çoğu inançlı bile değil. Ama hepsi laik. Zaten Fransa cumhuriyetinin özgün özelliği de laiklik.

Ve laiklik herşeyden önce kadın erkek eşitliği demek olduğundan, sudaki din savaşları da İslami kadının tesettür mayosundan başladı!

Avusturalya’da yaşayan Lübnanlı ‘süslüman’ modacı Aheda Zanetti’nin 2004 yılında lanse ettiği ve etekli dalgıç kılığına benzeyen bu tesettür mayosuna; Fransa’da burkayla bikininin kısaltılmış karışımı olan ‘burkini’ adı veriliyor.

***

Nifak taşı, 5 Temmuz’da havuz suyuna düştü. İslami bir dernek, Marsiya yakınlarında kamuya açık, ancak özel işletme bir yüzme havuzunda sadece tesettür mayolu hanımların katılacağı bir ‘Burkini Party’ düzenlemek istedi.

Belediye, İslami şenliği ‘ayrımcılık ve cemaatçilik’ yapıldığı gerekçesiye yasakladı.

Bu yasağı anlamak için, Fransa’da belediye başkanlarının yargı makamı sayıldığını; Anayasanın ‘Fransa bölünmez, laik, demokratik ve sosyal bir cumhuriyettir. Tüm yurttaşları soy, ırk ve din ayrımı yapılmaksızın kanun önünde eşittir…’ diye başlayan birinci maddesinin de ülkenin DNA’sını oluşturduğunu bilmek gerekir. Cemaatçilik, bu anlamda toplum bölücü cumhuriyet düşmanlığı, cinsiyet ayrımcılığı da laikliğe damardan saldırı olarak algılanır. Özel işletmelerin kamuya açık olması, yasanın işletilmesine yeter.

28 Temmuz’da Fransız Riviera’sının ‘seçkinlik vitrini’ Cannes’ın merkez sağ Cumhuriyetçiler partili belediye başkanı, dünyanın en pahalı yatlarının demir attığı kıyılarda burkiniyle denize girmeyi yasakladı.

İdari Mahkeme, yasağa yapılan itirazı reddetti.

Derken kıyamet, nüfusunun %30’u Müslüman mağrıplılardan oluşan Korsika’da koptu.

***

Sisco beldesinin koylarından birini tesettür plajı haline getiren Müslüman kocalar, burkinili hanımların fotoğrafını çeken turistleri tehdit edip, ardından yerli gençleri tartaklayınca; köydeki babalar koya indi ve harbisinden bir arbede yaşandı.

Olay birkaç yaralıyla kapanabilirdi. Ama aynı gece civardaki Korsikalı’lar ‘Özgür Korsika’ bayrağını kapıp ‘Silahlara yurttaşlar!’ naralarıyla Arapların kalesi sayılan Lupino semtine saldırdı.

Saldırı kazasız belasız atlatıldı, ama Sisco’nun sosyalist belediye başkanı da burkiniyle denize girmeyi yasakladı.
Korsika hala istim üstünde ve yeni sürtüşmelere gebe.

Burkini, Fransa’da yıllardır gerilim biriktiren bir kültür uyuşmazlığının simgesi haline geldi.

Fransa başbakanı Manuel Valls’ın açıkça onayladığı tesettürlü mayo yasağı, ülke genelinde hızla yayılıyor. İktidardaki Sosyalist Parti ve ana muhalefet Cumhuriyetçiler, yasağı birlikte destekliyor.

Merkez sağın cumhurbaşkanı adaylarından Frederic Lefebvre, burkini giyilmesini ‘entellektüel terörizm’ niteleyecek kadar coştu.

Aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin söylemi zaten oldum olası aynı yönde.

Kilise’nin devlet üzerindeki hegemonyasına karşı 1905’teki Laiklik Yasası’na kadar oluk oluk kan akan bu ülkede; yeni laiklik cephesinin kadın erkek ayrımcılığı sayılan tesettüre karşı açılacağı artık belli.