‘ÖFKELİ’ GELECEĞİMİZ

‘İşsiz ve umutsuz’ nesil, bir ülkenin kendi geleceğinin inşasında en büyük yaralardan biridir. Hele o nesil bir de eğitimsiz ise… Aslında geldiğimiz noktada ‘o kanayan yara’ sadece ilgili ülkenin değil tüm dünyanın, hatta insanlığın kangreni… Ve o yara giderek yayılıyor.

The Economist dergisi son sayısında Ortadoğu ülkelerindeki işsiz gençliği kapağına taşımış. “Aman, zaten Ortadoğu hep öyle” demeyin, çünkü Türkiye’nin içindeki Ortadoğu zihniyeti giderek büyüyor…

“Genç Arapların durumu giderek kötüleşiyor” diyor The Economist. Çalışacak bir iş bulmak giderek güçleşiyor. İş bulamayanların önlerindeki seçenekler ise sınırlı; yoksulluk, başka bir ülkeye göç etmeyi denemek ya da kimilerinin yöneldiği gibi “Cihat”.

Arap ülkelerinde 2010 yılında 46 milyon genç vardı, 2015 yılında bu sayı 58 milyona ulaşacak. Ve yaklaşık yüzde 30’undan fazlasının işsiz olduğu bir nüfus bu. Terör yüzünden turizmin neredeyse 0 noktasına gelmesi, sanayinin gelişmemesi istihdamın önündeki en büyük engeller. Buna bir de ülkelerin ekonomilerini daha da zorlaştıran, düşük seyreden petrol fiyatlarını ekleyin. Ancak “en büyük sorun Arap ülkelerinde hükümetlerin gençliğe kendileri için ‘tehdit’ gözüyle bakmaları” diyor The Economist, özellikle de eğitimli gençliğe… Dergi bunu şöyle açıklıyor:

Ailelerinden daha iyi eğitimliler, internet onları tüm dünyaya bağlıyor, siyasi ve dini otoritelere karşı şüpheyle yaklaşıyorlar…

2011 yılında başlayan Arap Baharı’nın fitilini ateşleyen bu gençlerdi. Hemen hepsi kanlı bastırıldı ve Tunus hariç hepsi, o dönemde olduğundan bile daha karanlık bir geleceğin kıyısındalar…

Arap gençliğine ilişkin araştırmayı Harvard Üniversitesi’ndan Ishac Diwan ve ekibi yürütmüş. İşin ilginci, kimi Arap ülkelerinde gençlerin ne kadar uzun süre eğitim alırlarsa iş bulmalarının da o denli zorlaşıyor olması. Örneğin Mısır’da 2014 yılında üniversite mezunlarının yüzde 34’ü işsizken ilkokulu bile bitirememiş olanlarda bu oranın yüzde 2 olması. Kadın-erkek istihdamındaki büyük eşitsizliğe hiç girmeyelim bile… Suudi Arabistan’da her yıl 226 bin yeni istihdam yaratılması gerekiyor, ancak 2015 yılında iş bulabilenlerin sayısı sadece 49 bin artabilmiş.

Arap gençliğine ilişkin yapılan araştırmalardan çıkan ilginç sonuçlar da var. Örneğin genç Arapların daha milliyetçi, farklı din ve kültürlere karşı hem kendi ebeveynlerine hem de diğer gelişmekte olan ülke gençliğine kıyasla daha hoşgörüsüz olmaları. Araştırmaya katılanların yarısından çoğu Sünni-Şii bölünmüşlüğünü bölgedeki çatışmanın en temel kaynağı olarak tanımlamış. Diwan, bunun bu eğitimli eğitimsiz ayırımı olmadan genel olarak gençliğe yansımış durumda olduğunu söylüyor ve nedenini “hükümetlerin ve dini otoritelerin okulları ve eğitim sistemlerini, kendi doktrinlerini yayma doğrultusunda kullanmaları; araştırıcı ve sorgulayıcı bireyler yetiştirmekten kaçınmaları” olarak açıklıyor.

Bu kadar genç işsizle dolu bir Ortadoğu’da ve tabii dünyada istikrar ve barış beklemek ne kadar anlamlı peki?

Ve Türkiye

Arap Gençliği araştırması geleceği anlamak açısından önemli. Türkiye’nin de bundan çıkaracağı hayli ders olmalı.

Çünkü bizim de, umutsuz ve işsiz, hatta öfkeli bir gençliğimizin olmadığını söyleyemeyiz. 13 yıllık AKP iktidarı, hem
de tek başına bir iktidar, bugün var olandan çok daha farklı bir nesille yol alabilirdi. Tercih meselesi. Onun yerini imam hatipler, cemaatlerin güdümünde kurslar, liyakat yerine “kendi adamını” yerleştirdikleri akademik kadrolar aldı.

Neyi, ne için okuduğunu bile bilmeden diploma alan üniversiteliler yetiştirdik. İlköğretim düzeyine bile erişememiş bir liseli ordusu yarattık. Amaçsız sokaklarda dolaşan… Evet bir Arap ülkesi değiliz belki ama işin açıkçası sadece ‘halliceyiz’… Ve geleceğimiz umutsuz, işsiz, öfkeli…