BU NE BİÇİM CAHİLLİK?

Roy Mc Bride, Afrika kökenli ABD li bir ozandı. 2011 de öldü gitti ama büyük babasını konu edindiği bir şiiri hala akıllardadır:

“Büyükbabamın okuması yazması yoktur ama Pazarları piyasaya çıktığında ceketinin üst cebinde daima bir dolmakalem, bir de kurşun kalem taşır.”

Bu eğitim sistemimiz daha uzun süre gündemde kalırsa ilerde torunlarımız, babalarını, annelerini buna benzer şiirlerle tanımlayacaklardır.

Çünkü 4+4+4 sisteminin uygulanmasıyla eğitimimiz kuşa dönmüştür: Eğitim-İş Sendikasının, 2014-15 yılı raporuna göre, “Öğretmen yetiştirme sorunu, derslik açıkları, fiziki ortam yetersizlikleri, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, bilimsellikten, sanattan, spordan uzak programlar, plansız uygulamalar sonucunda eğitim sistemimiz çökertilmiştir.”

AİHM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili kararına rağmen bu derslerin ilkokularda dayatılması, normal okullar içinde imam hatip sınıflarının açılması ve öğrencilerin imam hatiplere yönlendirilmesi de sorunları önyargısız irdeleyebilecek insanların yetiştirilmesine yol açmaz.

Böyle bir eğitimden geçenler belki bir çok matematik formülü ve tarih ezberlerler ama doğru sentez yapma yeteneğine kavuşmazlar.

Bunlar bana hekimini tabip odasına şikayet eden bir vatandaşımı anımsatıyor: “Beni muayene ettiğinde birşey bulamayınca önce laboratuvara , sonra röntgene yolladı; bunlar da normal sonuç verince nöroloji , algoloji gibi başka şubelere yollandım. O anda bu doktorun niyetinin bende illaki kanser bulmak olduğunu, bunun için uğraştığını anladım” demişti.

Bu vatandaşımıza göre insanı kanser yapan çevre kirliliği, viruslar vb değil doktorlardır: Onlar, isterlerse kanser bulur, böylece insanı eski ağır ceza hakimleri gibi ölüme mahkum edebilirler.

Bu sebep-sonuç ilişkisi kurma beceriksizliği kişinin düşünmesindeki arızalardan da kaynaklanır, eğitim sisteminin yetersizliğinden de. Son yıllarda ikincisi çoğaldı.

Üstünde kendi adının yanında dekoratif unsurlar, yazılar, imzalar bulunan bir kağıt parçasını yani diplomayı elde etmenin asıl amaç olduğuna ama bu diplomanın gerektirdiği bilgileri edinmenin, sınavları geçmenin gerekmediğine, hatta sahte diplomaların bile yeterli olduğuna inanan kimselerin yönettikleri bir ülkede kim mantık kurallarına göre düşünebilen, neden – sonuç ilişkisini doğru kurabilen öğrenciler yetiştirmeyi dert edinsin?

Böyle bir yerde şairin, ön cebinde gezdirdiği kalemlerle insanları cahil olmadığına inandırmaya çalışan büyükbabası misali uyduruk diplomanı duvara asar ve sorunun bittiğini sanırsın. Oysa sorun bitmez, bir süre sonra o duvardaki diplomaya rağmen karşılaştığın giriftlikleri çözemediğinde yavaş yavaş aslında ne olduğun anlaşılır. Belki bir süre bağırır çağırır, dehşet saçar, idare edersin ama eğitimindeki eksiklik, sonuçta bunların da yetmeyeceğini kavramana -maalesef- el vermez.