İŞÇİ SINIFININ JÖNÜ!

Kara haber çabuk yayılırmış ya, Tarık Akan’ı kaybettiğimiz haberi de öyle oldu. Dört bir yandan bilgi yağdı:

-Tarık Akan öldü!

Acaba öyle mi? Bu soru “doğru mu?” anlamından çok Tarık Akan gibi sanatçı için “öldü” denilebilir mi? Onun geldiği yer ile vardığı son nokta arasındaki çizgiye baktığınızda giderek büyüyen dev bir sanatçının varlığını hemen görebilirsiniz.

Tarık Akan’ın acı haberiyle içi yananlardan biri de 1990’larda Zonguldak Genel Maden-İş Sendikası Merkez Yönetim Kuruyu üyesi olan Sabri Cebecik idi. Üzüntüsünü belirttikten sonra “Tarık Akan için bir şeyler yazacaksan” dedi:

-Bizim grevdeki desteğini de özellikle belirt lütfen. Zonguldaklı emekçilerin kalbindeki yeri apayrıdır onun..!

Birden gözümün önüne 30 Kasım 1990’da Zonguldak’da başlayan Büyük Maden Grevi geldi. Şehirde her gün 50-60 bir kişi yürüyüşler yapıyordu. Grevin üçüncü ya da dördüncü günüydü Asma Dilaver Ocağının bulunduğu bölgede toplananların en önünde uzun boyuyla Tarık Akan hemen farkediliyordu… Yalnız değildi. Yanında Nur Sürer ile grevin ilk saatlerinden itibaren Zonguldak’ta olan Halil Ergün de vardı.

Tarık Akan’ın Zonguldak’taki varlığı grevci işçilere büyük moral olmuştu. Onun direnişin içinde yer almasına inanamayanlar, “film mi çeviriyor?” diye sorabiliyorlardı. Tarık Akan’ın öyle filmleri de vardı. Ama bu sefer karşısında sinema kameraları değil haber kameraları bulunuyordu. Sinemada elde ettiği büyük şöhretiyle direnen işçilerin yanına yer alıyordu.

Tarık Akan sinemaya Yeşilçam’ın “doğal kaynaklarından” Ses Dergisinin açtığı Oyunculuk yarışmasında birinci olarak katılmıştı. O zamana kadar beyaz perdede boy gösteren bütün jönlerden daha farklıydı. Yeşil gözleri yetmiyormuş gibi boyu da 1.90’ın üzerindeydi.

Aşk filmleri için aranan kan bulunmuştu. Sinema salonlarını Akan’ın hayranı genç kızlar dolduruyordu. Kısa sürede güçlü bir oyuncu olmuştu. 1973 Antalya Altın Portakal Film Festivalinde Suçlu filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu seçilerek ilk Altın Portakal ödülünü aldı. Sonra buna 6 En İyi Oyuncu ödülü daha ekledi. Pehlivan filmindeki rolüyle Berlin’de de “Gümüş Ayı” ödülüne layık görüldü.

Ertem Eğilmez’in çektiği Hababam Sınıfı’ın 1975 ve 76’daki ilk iki bölümünde Damat Ferit karakteri ile uzun yıllar akıllardan çıkmayan bir figür haline geldi.

Tarık Akan daha çok para kazandıracak filmlerde değilde kendisine yakın bulduğu senaryoları seçti. Yavuz Özkan’ın “Maden” filminde Cüneyt Arkın, Hale Soygazi, Halil Ergün ile birlikte oynadı ve En İyi Erkek Oyuncu Altın Portakal’ını aldı. Zeki Ökten’in yönettiği Yılmaz Güney’in Sürü filminde Tuncel Kurtiz ve Melike Demirağ ile başrol oynadı ve bir kez daha Altın Portakal aldı.

Tarık Akan’ın hayatı oynadığı filmlere doğru evriliyordu. Bunun bir rastlandı olduğu söylenemez elbette… Onun seçimi böyleydi. Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören ile yönetmenliğini paylaştığı Yol filmi 1982’de Cannes Film Festivalinde Büyük Ödül kazanması Akan’ın nasıl bir politik kimliğe sahip olduğunu bütün dünya aleme ilan etti.

Onu uzaktan tanıyanlar için böyleydi. Oysa 1 Mayıs 1977’de Sinema Emekçileri Sendikası Sine-Sen kortejinde Tarık Akan da yer alıyordu.

Pek çok oyuncu sinemadan kazandıklarıyla kazandıran hisse senitlerine yatırım yaparken Tarık Akan Bakırköy’de Taş Mektep’e yatırım yaparak eğitime yöneldi. Aynı zamanda Nazım Hikmet Vakfı’nın Yönetim kurulunda yer aldı. 12 Eylül 1980’de 10 yılı aşkın hapis istemiyle yargılanması da onun devrimci çizgisiyle alakalıydı elbette. Ama o yolundan hiç sapmadı.

Tarık Akan hem çok yakışıklı hem de güzel bir insandı.

Her zaman emeğin yanında yer aldı. Tekel İşçileri 2009’da direnirken soğuk bir Ankara gününde DİSK pankartının arkasında Başkan Süleyman Çelebi yanında Rutkay Aziz ve Arif Keskiner’le birlikte Tarık Akan yer alıyordu.

Hayat çizgisini baştan sona takip edince geldiği yerde durup rahatlıkla şöyle diyebiliriz:

-Tarık Akan işçi sınıfının jönüdür!