GÜZ, BİR KEZ DAHA…

1982 güzüne, Barış Davası tutuklusu başka bir çok arkadaşla Maltepe Askeri Cezaevinde girmiştik. Bu gün sizlerle, o güz günlerinde, ziyaretçi de gelmediği için hapishane yaşamının daha da hüzün dolu hafta sonları için yazdığım bir şiirimi, üç kısa şiirden oluşan “Güz Başlangıcında Bir Hafta Sonu İçin Üç Şiir”i paylaşmak istedim. Aradan geçen şunca güze karşın ,ilk şiirin ilk dizesindeki gibi,yaşamlarımızda sanki hiçbir şeyin değişmediği duygusuyla belki de…

Issız Cuma

Uyudum, uyandım, değişen hiçbir şey yoktu
Issız Cuma sıradandı ve soğuktu

Yorgun bir kadın çamaşır yıkadı
Mumu yaktı, pancurları kapadı

Bıkkın bir rüzgâr dağıttı ikindiyi
Delik deşik inledi gecenin kalbi

Yitik cumartesi

Yitik cumartesi, boğuk cumartesi, ağladığım cumartesi
Pembe rüzgârların kırlardan inildeyerek geçtiği

Uzun cumartesi, yitirdiğim her şey gibi sancılı
İpte sallanan çamaşırlar ve rüzgârda vuran kapı

Seni sevmeme, beni sevmene engel olan şeyler
Hayatımızdan koparılıp alınmış cumartesiler

Çılgın cumartesi, ölgün cumartesi, yaşanmamış bir aşk gibi
Camlara takılıp kalmış doğmamış çocukların gözleri

Suskun cumartesi, küskün cumartesi, beyaz bir kurdela,lekelenmiş
Ölüm kadar katı ve hayatımız gibi zedelenmiş

Hüzünlü Pazar

Hüzünlü Pazar, beyaz meleklerin ilahiler söylediği
Aşkın güzelce yıkandığı, sımsıkı kefenlendiği

Yaz geçmiş, gelip çatmış bağbozumu vakti
Genç kızların mutluluğu bir mevsim daha ertelediği

Hüzünlü pazar, geçmiş pazarların anısıyla kavuniçi
Çocukların hep kursaklarında kalan sevinci

Eylül-Ekim1982
Maltepe Askeri Cezaevi