ROMANTİZM VE ANARŞİZM

Hayat, iki şeyle anlamlı ve değerlidir: Duyguyla ve kavgayla…

Bunun ikisini de harmanlayıp, bu şekilde yola devam etmek, yaşamakla eş anlamlıdır. Bu, aynı zamanda, sıradanlığın sunduğu rahatlığı reddetmek ve en önce kendine, daha sonra da tüm dünyaya meydan okumaktır.

Kişinin, kendini keşfetmesi ve nihayetinde kendi kendini gerçekleştirmesidir… Bireyin, bu şekilde kendi benliğine ulaşabilmesi, başa gelebilecek en güzel ve en özel şeydir. Böylesine önemli bir fırsatı yakalayabilmiş ve en iyi haliyle değerlendirebilmiş kişi sayısı, ne yazık ki çok azdır, yaşadığımız yeryüzünde… Çoğunluğa hâkim olan mutsuz ve tatminsiz kitle, başa açtığı tüm felaketlerle, dünyanın, kendini bulan insana olan ihtiyacını, her geçen gün ispatlamaktadır.

***

Esasta, hayata kendini gerçekleştirmek amacıyla yollanan insan, daha en başında yolunu şaşırıyor ve böylelikle koca bir hata zincirini boynuna doluyor. Acısız, kaygısız, sorunsuz bir yaşantının aldatıcı ve baştan aşağıya yalancı mutluluğuna kanan insanoğlu, giderek hissiz, zevksiz ve keyifsiz bir sigara dumanının içinde kayboluyor. Soluduğu duman, dilini lâl ederek, isyanın, karşı duruşun ve korkusuzluğunun önüne ket vuruyor. Karamsarlıklarla ve bunaltılarla, nice hayatlar harcanıyor…

Hakikatte, ağlayarak ve ses çıkararak dünyaya gelen, duygulu ve isyankâr bizler, dünyadaki iğrenç düzene ayak uydurmaya başlayarak, en değerli iki şeyi unutuyoruz:

Romantizm ve anarşizm…

***

Hikâye, acı çekmenin ve zaman zaman yere düşmenin sakınca olarak nitelendirilmesiyle başlıyor. Çocuğunu kucağına alan annenin ilk yaptığı şey, bağırıp çağıran, korkusuzca ağlayan minik yüreği susturmak oluyor. Anne, minik yüreğin ağzına, onun istemediği yiyeceği sokarak, zorla sevmeyi ve beğenmeyi aşılıyor… Sonuçta, bugünün miniği, geleceğin en kusursuz itaatkâr karakteri oluyor…

Tüm sevmeleri, sevişmeleri, dostlukları büyük bir sahtekârlık içerisinde gerçekleşiyor…

Bakıyor, ama görmüyor…

Dokunuyor, ama sıcaklığı hissedemiyor…

Konuşuyor, ama kendi sesine bile yabancı…

Tabakta olanı yiyor, ama tat alamıyor…

Bir şeylerin yanlış gittiğini sezebiliyor olsa da, itiraz edemiyor…

Çünkü, hayatın kendi ruhunda barındırdığı, yenilgilerden, kayıplardan uzak bırakıldığı için, mücadelenin ve direnişin ne anlama geldiğini bilmiyor, bilemiyor. Hiçbir zaman, kuyunun en dipsiz noktasına düşüp, oradan tek başına kurtulmasına izin verilmediği için, kendini bulması da imkânsızlaşıyor. Kişi, kendi kendine küçük ya da büyük hiçbir şeyin keşfine varamadığından, gerçeği, özde var olanı öğrenemiyor, tanıyamıyor.

Bu yüzden, her şey ağzından çıkan hece sayısından ibaret oluyor… Okul sıralarında öğrendiği veya tesadüfen okuduğu kitaplardan aklında kalan birkaç süslü kelimeyi söyleyiveriyor sadece…

Can sıkıcı…

Yüzeysel…

Niteliksiz…

***

Doğduğu andan başlayarak, ölüme kadar tutsak bir yaşam sürdüren bu rahatsız kişilik, normal olarak, var oluşun özgürlüğünü ifade eden romantizmden ve anarşizmden yoksun kalıyor. Romantik ve anarşist olamamış birey, böylelikle varlığı anlamlı kılan, diğer iki şeyin eksikliğini de dile getiriyor:

Akıl ve yürek…

Şunda hemfikir olmak gerekir ki, toplumumuzun, dünyanın ve belki de tüm evrenin ezelden beridir uğraştığı ve halen de uğraşmakta olduğu en büyük derdi, ne parasızlık, ne yoksulluk, ne sefalet ne de başka bir şey… Tüm bunlar ve bunların türevleri, yalnızca birer sonuç… Ve hepimiz bunların şöyle ya da böyle çözülebileceğinin de farkındayız…

Hayati olanı düşünmek zor geldiğinden, bu bayağı sorunların içinde, yalancı tatminkârlıklarla dolaşıyoruz…

Bizlerin esas, hayati meselesi, ne yazık ki yitirdiğimiz aklımız ve yüreğimiz…

Hissizliğimiz…

Duyarsızlığımız…

Cesaretimiz…

Sevgisizliğimiz…

Ne vakit, var oluşun özgürlüğünü hissetmeye niyet edip, romantik ve anarşist çocuklar yetiştirebilirsek ve bağıran yürekleri susturmamayı öğrenebilirsek, işte o zaman idealimizdeki o müthişliğe kavuşacağız…

Şu an yaşayan tüm tanımları değiştirip, yepyeni bir düzene sırt dayayacağız…

Açlığın, sefaletin, yoksulluğun, umutsuzluğun olmadığı, gerçekten nefes alabildiğimiz taptaze bir düzen…