SENİN UMURUNDA DEĞİL, AMA DOLARIN UMURUNDA!

Son zamanlarda Türkiye’ye tepki gösteren gösterene…

Ankara’nın Musul konusunda dile getirdiği emelleri Bağdat’ı endişelendirip, öfkelendiriyor.

Başika’daki askeri varlığımız tepki konusu…

Suriye’de içine düştüğümüz batakta debelenirken, çok tarafın tepkisini çekiyoruz…

Rejimin yargı bağımsızlığı üzerindeki tepinmesi, her yandan itirazlarla karşılanıyor…

İçinde bulunduğumuz Avrupa kuruluşlarındaki üyelikliklerimiz , askıya alınıyor…

Avrupa’dan daha da dışlanmamız gündeme geliyor…

Tayyip Bey’in tek adamlık tutkusu dünyanın dört bir yanında itirazlarla karşılanıyor…

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin notunu kırıyor, dışarıdan sıcak para gelişi tehlikeye düşüyor…

Türkiye’nin tepkilere, tepkisi sert oluyor, işte bazıları:

-Haddini bil!

-Sen kimsin?!

-Sen benim muhatabım değilsin!

-Sen benim kıratım değilsin!

-Kimmiş bunlar yahu!

-Bunların cebine 3 – 5 kuruş koy istediğin notu alırsın…

-Musul’da bildiğimizi okuyacağız!

Özetle iktidar, kararlı bir umursamazlık içindedir.

Irak mı, İbadi mi?

Umurumuzda değil!

Avrupa Konseyi mi?

Umurumuzda değil!

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi mi?

Umurumuzda değil!

Suriye mi?

Umurumuzda değil!

ABD’nin müstakbel başkanı Hillary Clinton mu?

Umurumuzda değil!

Moody’s mi?

Umurumuzda değil!

***

Bu hengame arasında doların rekor kırdığı faizlerin yeniden yükselmesinin beklendiği haberini okuyunca elimde olmada mırıldandım:

-Senin hiç bir şey umurunda değil, ama canım kardeşim doların umurunda, ABD’nin umurunda, AB’nin umurunda, BM’nin umurunda!

AKP iktidarı, bir dönüm noktasına gelmiş durumda, o hiç bir şeyi umursamazken, her şey, herkesin umurunda.

Artık, rehin alma, müsadere gibi, yüzyılın ötesinde kalmış uygulamaları da içeren, Türkiye’deki Reis yönetiminin yapısı, ekonominin çarklarının da dönmesini engellemeye başlamış, Türkiye’deki buyurgan, yönetimin “dediğim dedik, öttürdüğüm düdük” yöntemleri her çevrenin tepkisini çeker olmuştur.

Yazar Dostum Mine Kırıkkanat’ın dediği gibi, üstesinden geleceği krizler yaratıp, onları çözerek bugüne kadar gelen AKP tıkanma noktasına varmış bulunmaktadır.

Artık, rejimin anti – demokratik niteliği , ekonominin çarklarının dönmesini de engellemektedir.

Bir yandan ekonomi alarm verirken, öte yandan Türkiye hızla Ortadoğu batağına batmakta, savaş çıkmazına saplanmakta, bu arada da, bir yandan meydan okuyan, bir yandan şaşkınlıkla, oraya buraya saldıran dış politikasıyla, doğudan batıya, kuzeyden güneye herkesin tepkisini çekmekte, ittifaklarına meydan okuyarak, hızla yalnızlaşma noktasına doğru savrulmaktadır.

Ortadoğu bataklığının, giriftliğinde, herkesten kopuk yeni bir Kuzey Kore benzeri diktanın ayağa durma ve yaşama şansının olduğunu kim söyleyebilir?

***

Diktalar, gerginlik oluşturarak, her yerde düşmanlar yaratarak, baskıcı iktidarlarını sürdürürler.

Bu politikaların ülkelere sosyal maliyetlerinin yüksekliğinin yanı sıra, bir de, biriken krizlerin kümülatif etkisiyle, bir yerden sonra artık sürdürülemez olmaları gibi bir çıkmazları vardır.

Türkiye’de rejim o noktaya gelip dayanmıştır.

Bir yandan her gün gelen şehit cenazelerinin, insanların canına tak ettiği bir ortamda, etnik bir ayaklanma ile uğraşmak durumunda olan iktidar, öte yandan bir bölgesel savaş batağına saplanmışken, toplumun bütün güçlerini demokratik bir bütünleşme için seferber edecek, özgürlük ve dayanışma politikaları uygulamak yerine, içeride ve dışarıda gerginlik ve krizleri yoğunlaştırıcı , dayatmaları yeğlerse, kendi yarattığı krizler girdabında boğulmaya mahkumdur.

Bu ortamda da, herkese posta koymak, her şeye omuz silkmek hayırlı sonuç vermez.

Sonunda adamın karşısına geçip gülerek derler ki:

-Hiçbir şey senin umurunda değil, canım kardeşim, ama bak her şey herkesin umurunda!

Sonrası da ne olur , bilmem artık!