BAŞBAKAN OLUR MUSUN?

Geçenlerde bir muhabir bana acayip sorular sordu, “Başbakan olmak ister miymişim?”

“Cevap vermeden önce incelemeliyim” dedim. Üç gün zaman verdi. Ben de başladım; bakın neler öğrendim:

1990 yılında Montreal’de bir restoran sahibi, muhabirin birine, “Geçenlerde gelip tavuklu sandviç yiyen ihtiyarın eski başbakan, Pierre Trudeau olduğunu neden sonra fark ettim” demiş.

Bunları Tristin Hopper’in National Post’ta geçen yıl yayımlanan bir yazısından öğreniyoruz. Hopper, Kanada’nın eski başbakanlarından başka birinin, John Turner’in de emeklilik yaşamını, “Normale dönmek” olarak tanımladığını da aktarıyor. Toronto metrosuna bindiğinde ona arada sırada yolculardan biri, “Siz acaba John Turner misiniz” diye sorarmış.

Aklıma Churchill geldi; başbakanlığı sona erince zamanının çoğunu Chartwell’deki evinde geçirmiş. Tatillerde dostu Emery Reves’in Fransa’daki evine gidermiş. Onasis de onu birkaç kez yatıyla gezdirmiş: Onasis, bu gezilerden birinde Türkiye’ye geldiklerinde kaptanından, -Churchill’in başarısız bir girişimini anımsayıp rahatsız olmaması için- Çanakkale’den gece, o uyurken geçmesini istemiş.

Başkaları, başbakanlıktan ayrıldıktan sonra ne yapmışlar?

Mesela Norveç’in eski başbakanı Bayan Gro Harlem Brundtland, Dünya Sağlık Örgütü’nün başkanı olmuş.

Oradayken, “Her türlü şiddetin bir halk sağlığı sorunu olduğunun” benimsenmesini sağlamış. Sonra Mandela’nın “Yaşlılar” grubuna katılmış ve yeryüzünde çocuk yaşta evlendirilmeyi engellemek için kampanyalar örgütlemiş.
Montreal’de lokantasına gelen adamın eski başbakanlardan biri olduğunu neden sonra fark eden lokantacı, Kanada’ya Lübnan’dan göçenlerden biri; “Oysa bizim oralarda politikacılar iki yüz koruma, bilmem kaç tane zırhlı araçla dolaşırlar…” diyormuş.

Lübnan’da, Ortadoğu’da, eski politikacıların, başbakanların emekliliklerinde ne yaptıklarını merak ettim.

2004 yılına kadar Lübnan’da başbakanlık yapmış olan Refik Hariri, 2005’te konvoyu ile üzerinden geçmekte olduğu “kavşak” havaya uçurularak öldürülmüş!

“Değişik bir yere, mesela bir de Tunus’a bakalım” dedim: Cumhurbaşkanı Burgiba 1987’de Ben Ali’yi başbakanlığa atamış. Bir ay sonra hekimler, Burgiba’nın bunadığı konusunda fikir birliğine varınca Ben Ali cumhurbaşkanı olmuş.

2011’de Tunus’ta “Arap Baharı” olarak adlandırılan halk hareketine silahlı kuvvetler de katıldığında uçağa atlayıp Fransa’ya kaçmış; Fransa kendisini kabul etmeyince rotayı Suudi Arabistan’a çevirtmiş. Ben Ali, şu anda Uganda’nın eski Cumhurbaşkanı İdi Amin’in, ülkesinden güç bela kaçıp Suudi Arabistan’a sığındığında yerleştiği Cidde’de yaşıyor.

O muhabir henüz aramadı; ararsa kararım kesin, “Demokrasisi pekişmiş bir ülkedeyse tamam, olurum. Başka türlüsündeyse ben aklımı ‘fast food’ ile yemedim: Ağzınızdan yel alsın!” diyeceğim.