BENİM ADIM CUMHURİYET

Benim adım Cumhuriyet. Gazetede oda arkadaşım Figen’in de adı Cumhuriyet. Üst kattaki Ali’nin, Şehriban’ın, Cafer’in de adı Cumhuriyet. Koridorda gözleri dolu dolu burası “Benim ailem diyen” Yurt Haberler şefi Selin’in de adı Cumhuriyet, önceki gün gözaltında tutulan 15 arkadaşımızı Emniyet’in önünde saatlerce bekleyip otobüse bindirilirlerken görmeyi başarıp, “Hepsi de otobüsün camına yapıştılar, el sallaştık” diye ağlayarak heyecanla anlatan insan kaynakları müdürümüz Şenay’ın da adı Cumhuriyet. Yıllardır çay, tost, kahve taşıyan arkadaşımız Şenol’un da adı Cumhuriyet. Gazetede yıllardır çalıştığı işine son verilmiş, daha açık tabirle işten atılmış olmasına karşın dayanışma için gelip neredeyse kamp kuran Gamze’nin de adı Cumhuriyet, emekli olup ayrılan Edibe’nin de adı Cumhuriyet.

Ve okur, senin de adın Cumhuriyet… Soğukta bekleyen Ayşe Teyze, Boğaziçi Üniversitesi’nde dersinden çıkıp kafası kendi rektör ataması ve üniversitenin geleceğine ilişkin kaygılarla dolu akademisyen arkadaş, 4 gündür nöbete gelen gözleri görmeyen yaşlı amca, mimar Doğan Bey, öğretmen Nalan Hanım, gençler, öğrenciler… Sizlerin de adınız Cumhuriyet.

Neden mi? Çünkü hepimiz “Son kalenin nöbetçileriyiz”.

Atatürk’ün adını verdiği, arkadaşı Nadir Nadi’nin kurduğu Cumhuriyet gazetesi, 92 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’nin laikliği, çağdaşlığı, aydınlanmayı ödün vermeden savunan bir kalesi oldu. Ve şimdi kendi kalemizi savunmak durumundayız.

Son kalenin nöbetçileri

Bugün adı Cumhuriyet olan bizler, geçmişte “Benim adım Hrant Dink” diye de yürüdük, Tahir Elçi diyerek de…Türkan Saylan olup caddelere taştık, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı olduk. Ergenekon davalarında Silivri’de hep birlikte nöbetteydik. Cumartesi Anneleri’nde de, yazar Aslı Erdoğan için de…

Evet, muhaliftik, hep muhalif kalacağız. Çünkü yaptığımız iş gazetecilik, habercilik… Haberi doğru aktarmak, haksızlıkları, yolsuzlukları göz ardı etmemek. Bunun bedelini dün de ödedik, bugün de ödüyoruz. İşin ironisi yıllarını FETÖ ve benzerleri ile mücadeleye adamış bir kurumu FETÖ’cülükle suçlamak. Kargaların bile güleceği bu konuda toplumsal bir algı yaratmak üzere çoktan düğmeye basıldı bile. İktidar şakşakçısı yandaş basın var gücüyle işbaşında. FETÖ’cülükten yargılanan savcının Cumhuriyet’e FETÖ’cülük davası açmasının haberini veren gazeteciye karşı suçlama bile yöneltebilen bir yapı var karşımızda.

Bu yüzden bu kalede nöbet tutmak önemli. Bizler, gazetemize destek için gelenler bunu iyi biliyor. Bu yüzden direneceğiz. Demokrasi adına, Cumhuriyetin ilke ve değerleri adına, çocuklarımızın bu ülkede daha iyi yaşaması adına direneceğiz. Cumhuriyet’in sahibi bizleriz…