HALKI CİNAYETE ORTAK ETMEK

Dünyanın her hangi bir yerinde, herhangi bir zamanda, idam cezası olsun mu ya da geri gelsin mi diye bir halk oylaması yapıldığını işitmedim ve böyle bir şey olacağını da sanmıyorum.

Ülkemizde bu gerçekleşirse eğer, şerefi sayın Erdoğan’a ve yakın işbirlikçisi sayın Bahçeli’ye ait olacak.

Bir de meclisten geçer ve halk oylamasında kabul edilirse, aynı şerefe meclisimizin ve halkımızın çoğunluğu da ortak olacak.

Kişilerin şeref hanesi eninde sonunda kişiseldir.

Meclisler için de aynı şey aşağı yukarı söylenebilir.

Fakat halklar şereflerini koruyamazlarsa, örneğin Almanya’da Hitler’e boyun eğerek onun işbirlikçisi olan büyük kitleler için olduğu gibi, üstelik bütün bir milleti lekeleyerek temizlenmesi çok güç bir kirliliğe bulaşmış olurlar.

Bugün ülkemizde konuşulmakta olan idam cezası için halk oylaması yapılması konusu aynen böyle bir şeydir ve sonuçları da aynen böyle olur.

Amaçlanan şey halkın suç ortağı yapılması, cinayete ortak edilmesidir.

***

İdamın bir ceza değil devlet eliyle işlenen bir cinayet olduğu sayısız kez yazılıp anlatıldığı için tekrara gerek yok.

Kişilerdeki intikam duygusu olumlanamazsa da bir ölçüde anlaşılabilir.

Sonuçta kişisel, duygusal bir olgudur.

Eğitimle, kişisel olgunlaşmayla, toplumsal ya da kişiye göre “ilahi” adalete güvenle törpülenip aşılabilir…

Devlet ise intikam alma erki değil toplumun kimliğini, niteliğini koruyup yükseltmekle yükümlü olması gereken bir kurumdur.

Bunu söylemekle devlet kurumunun anlamını yüceltmiş olduğumu sanmıyorum.

Günümüz gerçekliğinde toplumlar devletleriyle var.

Eğer onu ortadan kaldıramıyorsak düzeltmeye, uyarmaya, sapmalarını önlemeye çalışmamız gerektiği açıktır.

Devletin suça bulaştığı, hükümetler eliyle bir suç örgütüne dönüştürüldüğü durumlarda ise, bu devletle ister istemez çatışılacak, gerçekler topluma anlatılmaya çalışılacaktır…

Bugün ülkemizde durum ne yapalım ki ve ne yazık ki bu yönde ilerliyor görünmektedir…

***

Halkın devlet eliyle cinayete ortak edilmesi, bir halka yapabileceği en büyük kötülüktür.

İdam cezasının halk oylamasına sunulması bile, sonuç cezanın getirilmesinin reddi de olsa, dünya kamu oyunun gözünde Türkiye’yi bir cellatlar ülkesi, en azından büyük bir bölümüyle kan içmeye susamış insanlar ülkesi konumuna sokacaktır.

Ülkenize bu kötülüğü olsun yapmayın.

İdam çığlıkları atan zavallı, bilinçsiz kitleleri daha da kışkırtacak yerde onları insan olma erdemi yönünde uyarıp bilinçlendirmeye çalışın.

Bu gün bu çığlıkları atanlar, istedikleri idam cezasının, yarın toplumsal adaletsizliğe karşı çıkacak olan kendi öz evlatları için de nasıl bir tehdit oluşturacağını bilmiyor olabilirler…

Fakat hiç olmazsa siz, kendi geleceğiniz için bile olsa, halkı cellada, halk oylaması kavramanı bir cellat hukuku hükmüne dönüştürecek böyle bir adımı atmaktan geri durun.

Son olarak eklemek istediğim, bu gün idam cezasını getirerek kendi açmak istediğiniz yolda ,ya da hangi biçimde olursa olsun yarın böyle bir tehditle karşılaştığınızda, en temel hakkınız olan yaşama hakkınızı savunacak olanların, büyük çoğunluğuyla, bu gün idam cezasının getirilmesine karşı çıkan bizlerin olacağıdır…