RADİKAL, DEMOKRAT VE GAZETECİ!

Güzel bir kadın duruyor karşımda. İnce, zarif ve gözlerine bakınca, irade gücünü anladığınız bir hanımefendi. Adı, aile tarihinin uzunluğunda. Aynı yaşta olmalıyız, aşağı yukarı. Ama ben bir gazeteciyim, o bir medya grubunun CEO’su.

Güney Fransa’ya hakim La Depeche du Midi (Güney Postası) grubu olup, sermayesinin %67’si ve yönetimi Baylet ailesinindir.

Merkezi Toulouse’dan yönetilen Güney Postası; 770 maaşlı çalışanı, 250 gazetecisi ve 1500 yerel muhabiriyle günde 17 yerel baskı yapıyor ve ayda 10,5 milyon okura ulaşıyor.

Cumhuriyet gazetesini anlatıyorum, Marie-France Marchand-Baylet’ye.

‘Aynı değerleri paylaşıyoruz,’ diyor. ‘La Depeche du Midi, Fransız cumhuriyetini ve laikliği savunmak için kuruldu. İlk sayısı, 2 Ekim 1870’de basıldı. Cumhuriyet adı, bize hiç yabancı değil. Grubumuzun, Cumhuriyet başlıklı bir gazetesi de var. Hiç bir hak, yasada yazıyor diye garanti altında değildir. Gardımızı hiç indirmedik. Savaşarak kazandığımız değerleri korumak için her gün mücadele etmek ve yeni kuşaklara bu değerlerin toplumsal birliğin çimentosu olduğunu öğretmek zorundayız. Bakın!..’

***

Şık bir kitapçık uzatıyor. La Depeche du Midi’nin ‘resimli sözlük koleksiyonu’ndan çıktığı anlaşılan kitapçığın üstünde ‘Laiklik mi dediniz?’ yazıyor. İçinde çocukların da büyükler kadar kolay anlayabileceği bir dilde, çekici görsellerle hem laiklik anlatılıyor, hem de tarihteki kahramanları tanıtılıyor. O kahramanlardan biri, tam da 1905 Laiklik yasasının babası ve ülkedeki laik eğitimin kurucu bakanı Jean Jaures, gazeteciliğe burada başlamış…

La Depeche du Midi’nin başlık altı sloganı, ‘demokrasi gazetesi’.

Sahipleri ve yazarlarıyla komünizm karşıtı, demokrat, ama radikal sosyalist bir demokrasiden yana çizgisini hiç inkar etmemiş!

Gazetenin 1909’dan öteye yöneticisi ve 1932’den sonra sahibi Maurice Sarraut, Alman işgali sırasında faşist Fransız milisler tarafından öldürülmüş; savaş sırasında mal varlığı işbirlikçi bir gazeteye peşkeş çekilmiş, ama 1947’de Sarraut’nun yeğeni Jean Baylet tarafından geri alınıp Depeche du Midi adıyla yeniden radikal sol rayına oturtulmuş.

Baylet ailesinin medyadan başka alanda finans yatırımı yok…

Ama bireyleri hem gazetecilik yaparlar, hem de aktif politika.

***

La Depeche du Midi’nin bugünkü imtiyaz sahibi Jean Michel Baylet, Radikal Sol Parti PRG’nin de başkanı. Halen iktidardaki sosyalist hükümete bakan olarak girince, yasa gereği gazetedeki CEO makamını eski eşi Marie-France Marchand-Baylet’ye bırakmış. Çiftin iki oğlu, medya grubunun yöneticileri arasında. Zaten karşısında oturduğum ve kısaca Başkan diye anılan soylu hanımın da halen aynı hükümette Dış İşleri Bakanı Laurent Fabius’un hayat arkadaşı olduğunu söylersem, tablo tamamlanır.

Tablo deyince, La Depeche du Midi’nin duvarlarını süsleyen ve neredeyse yüzyıldır bir basın imparatorluğuna hükmeden Baylet ailesinin tablolarından, binanın olağanüstü şıklığından etkilendiğimi söylemeliyim.

Cinnet yurdumun eninde sonunda kepaze olan, çünkü erdemsiz muhteris medya patronlarına haykırıyorum içimden, sessizce: Kalıcılığın ölçüsü görgü ve ilkedir, sizde ikisi de yok, işte bu yüzden hepiniz gidicisiniz!

Peki ben burada, Marchand-Baylet hanımın karşısında ne arıyorum?

Fransız gazeteci dostum Pierre Challier, Cumhuriyet’in başına gelenleri uzun süredir izliyor ve haberleştiriyor. Geçen hafta, ‘Başkan seninle tanışmak istiyor, Toulouse’a gelir misin?’ dedi. Siz olsanız gitmez misiniz? Uçarak gittim, elbette.

Sıcacık karşılandım. Dostça sarmalandım. Basın özgürlüğü savunmasında, gazetemiz Cumhuriyet’e verilen değer ve desteği gördüm. Çok duygulandım.