SORUMLU LİDERLİK

Siyasi liderlerinin ve küresel ekonomiye yön veren en zengin şirketlerin sahiplerinin, CEO’larının her yıl ocak ayında katıldığı Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Davos toplantılarının 2017 yılı ana teması belli oldu:

Sorumlu ve etkileşime açık liderlik. Bu temanın altında ise yıl boyu odaklanılacak 5 önemli tema bulunuyor.

Dünya Ekonomik Forumu bu 5 alanı şöyle açmış: 


  • 4.sanayi devrimine hazırlanmak: İnsanın ve teknolojinin neredeyse bütünleşmesinin ekonomiler ve çalışan üzerinde muazzam etkileri olacak. Yaşanacak değişime ve bunun yaratacağı olumsuz ve olumlu etkilere çözümler geliştirmek gerekiyor.
  • Küresel yönetişim ve uluslararası işbirliğini güçlendirmek: Bu alanda ciddi bir tıkanıklık yaşandığı kesin.

Daha dinamik ve kapsayıcı bir sistemin inşa edilmesine ihtiyaç var. 


  • Küresel ekonomik büyümeyi canlandırmak: Büyüme biliyorsunuz giderek tartışılan bir olgu haline geldi. WEF, bir yandan büyümenin yoksulun da yaşam standartlarını iyileştirmesi gerektiğine dikkat çekerken, bir yandan da iklim değişikliği ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri gibi küresel konuların finansmanına ağırlık verilmesi gerektiğini vurguluyor.
  • Piyasa kapitalizminin reformu: Kısa vadeli düşünce biçimi, yolsuzluk ve kişisel çıkarların ön plana çıkmasının siyasi iktidarlar ile toplum arasındaki uçurumu artırdığı ve bu alanda düzenlemeler yapılması vurgulanıyor.

  • Yeni söylemler ile pozitif kimlikleri öne çıkarmak: Dünya küçüldü ve daha sorunlu daha çatışmalı bir kimliğe büründü.

İnsanlar hem kurumlara olan güvenlerini hem de geleceğe yönelik umutlarını kaybetmeye başladılar. Bu da 2017 yılında üzerinde çalışılması gereken alanlardan biri. 
Bu 5 küresel konunun her biri önemli ama daha önemlisi küresel ekonominin, neoliberal politikaların ve piyasa kapitalizminin bugün geldiği durum. Gelir dağılımındaki eşitsizliğin bir türlü dizginlenememesi, uçurumun sürekli büyümesi, bugün dünyada yaşanan birçok sorunun ana nedeni. Bir diğeri günümüzde dünyada 45.8 milyon insanın modern köle oluşu: İnsan ticareti, çocuk çalıştırma, zorla çalıştırma, zorla seks işçiliği…

Yılda 150 milyar doların üzerinde bir kara ekonomi. Dolasıyla WEF’nin küçük yamalarla uğraşması yerine bütünsel bir reform üzerinde hızlı olarak harekete geçilmeye teşvik etmesi gerekiyor. Sorumlu lider ise belki en önemli konu. Zira otokrasi giderek ön plana çıkıyor. Herkese Bilim Teknoloji Dergisi geçmiş sayılarında bu konuyu ele aldı. “Bilimsel araştırmalara göre en iyi lider, dönüştüren liderdir” diyen dergide sorumlu liderde bulunması gereken özellikleri şöyle sıralandı: 
Takipçileri için pozitif rol model oluşturan lider. Şirketlerde bu tür lider şirketin “yüzü”, toplumlarda ise hareketin “yüzü”dür. Kendisini izleyenlerin motivasyonunu arttıran lider. Ve takipçilerini sıra dışı düşünmeye teşvik eden lider.

Airbnb’nin evrimi… 
Dijital ekonominin ortaya çıkardığı yeni iş alanlarından biri Airbnb. Seyahatlerinizde oteli devreden çıkartarak internet üzerinden dünyanın herhangi bir ülkesinde ister tek oda, ister daire, ister villa kiralayabiliyorsunuz. Airbnb’nin sistemine kayıt oluyor isterseniz kendi evinizi ya da bir odanızı başkalarına kiralayabiliyorsunuz. Sistem öylesine başarılı oldu ki, kendi de evrimleşmeye başladı. Örneğin Amerika’da Delta ya da Virgin Airlines gibi havayolu şirketleri ortak işbirliği yaparak üyelerine mil kazandırma, American Express gibi sistemlerle ortak çalışma…

Şimdi ise yemek pişirme kursları, resim ya da fotoğraf atölyeleri gibi bir sürü aktiviteyi de bünyesine katarak yelpazesini genişletiyor. Tek yapmanız gereken Airbnb uygulamasını bilgisayarınıza ya da cep telefonunuza indirmek. Ve aklınıza bile gelmeyen cazip önerileri tıklayarak satın almak. Örneğin Lizbon’a mı gideceksiniz? Kalmak istediğiniz evi ya da odayı kiralıyor, size önerilen bir yürüyüş güzergâhını seçebiliyor, kulaklığınızı takarak sesli rehber eşliğinde gezintinize başlayabiliyorsunuz. Airbnb’nin CEO’su Brian Chesky “bu daha başlangıç’’ diyor ve ekliyor: “Yakında kullanıcılarımız restoran rezervasyonları, market alışverişlerinizin kapınıza teslimatı, araç kiralama gibi hizmetlere de ulaşabilecekler.” 
Şu anda tüm bunları aralarında San Francisco, Londra, Paris, Detroit, Seul, Floransa ve Tokyo’nun da bulunduğu 10 kadar kentte deneyimlemek mümkün; ancak Chesky kısa bir süre içinde 50 kentin de bu kapsama gireceğini belirtiyor. Airbnb’nin yatay ve dikey büyümesi belli ki birçok yeni ekonomi şirketine de ilham kaynağı olacak.