2017’DE İSTERİM OLSUN…

Ben kalender meşrebim.

2017’de fırtına çıktı diye elektriği, yağmur yağdı diye şehir suyu kesilmeyen şehirler istiyorum. Savaşta olmadan savaştaymış gibi karartma altında yaşanan, sokakları sel götürürken (!) susuz kalınan megapoller istemiyorum!

2017’de kesintisiz ve hızlı internet servisi, yarıda kesilmeyen telefon iletişimi istiyorum. Madem çook gelişmişmiş bu ülke, ben de bu ülkede « ışık hızında » diye pazarlanıp kağnı hızında sunulan sansürlü internet, 4.5 G cakası satarken 3 G bile olamayan GSM operatörlüğü istemiyorum!

2017’de musluk suyu içilebilen, havası solunabilir temizlikte, caddeleri bok kokmayan bir yurt istiyorum.

Baraj sularına deterjan ve kimyasal atık karıştığı yetmiyormuş gibi biyolojik mikroplara karşı ölümcül oranda klor basılmasını istemiyorum!

2017’de bu diyar halkının belediye başkanlarını lahmacun dağıttı, çiçek dikti, beton döktü diye alkışlamasını değil; atık sular için kaç tane biyolojik arıtma istasyonu yaptı, kimyasal karışan kanalizasyon sularıyla göllerin, nehirlerin, denizlerin niye içine etti?.. Diye sorgulamasını ve yuhalamasını bekliyorum!

***

İki günde hakile yeksan olan kaldırımları düzgün döşeyemeyen rant müteahhitlerine gökdelen diksin diye yeşil alanları peşkeş çekenlerden hesap sormasını diliyorum, o halkın.

2017’de hiç olmazsa elde kalan tarım arazilerinde yerli tohumla organik tarım yapılmasını istiyorum. Amasya elmasının Amasya’da yetiştirilmesini, patatesin zehirsiz, sarı, sulu ve çeşit çeşit; soğanın kimyasal ilaçlarla sulanmamış olanını istiyorum.

Her tohumu, fidesi İsrail’den gelen, her yerde aynısı ekilen, zaten hepsi uluslararası kimya lobisinin eseri kalitesiz tahıl, tadını tuzunu yitirmiş meyve ve sebzeler yemek istemiyorum, 2017’de!

Sütün süt, tereyağın tereyağ kokmasını, şekerin mısır glikozu değil bildiğimiz şeker olmasını, yediklerimizin çocuklarımıza ve bize yaramasını diliyorum… Gırtlağımızdan geçen her lokmayla zehirlenmek, çocukların ve gençlerin zararlı abur cubur reklamlarıyla önce obezite, sonra kansere heba edilmesini istemiyorum!

***

2017’de tavuk yiyebilmek istiyorum, Türkiye’de…

Et yemek istiyorum, katkısız et. Yamyam olmayan, antibiyotiksiz ve hormonsuz büyütülen, serbest gezinip toprakta eşinebilen tavuk; granül değil bildiğimiz ot, bildiğimiz saman yedirilen sığır eti istiyorum!

Kitap okumayan insanların hiç olmazsa içtikleri suyu, soludukları pis havayı, evlerinde ve ellerinde olması gerekirken olmayanı, içinde debelendikleri pespayeliği sorgulamalarını bekliyorum, 2017’de.

Diyeceksiniz ki değil kitap, iki satır gazete okumayan bir toplum ne bilir, neyin farkındadır, varlığına kasteden hangi çarpıklıktan haberdardır ki sorgulasın.

Doğrudur.

Dolayısıyla 2017’de insanların kitap ve gazete okumasını diliyorum. Gazetelerin gazeteye benzemesini, televizyonların ahmaklaştırma aracı olmamasını istiyorum.

2017’de medyadan doğru haber bekliyorum, propaganda değil…

Kimisi yıllardır tutuklu tüm gazetecilerin, tüm düşünür ve yazarların 2017’de serbest bırakılmalarını istiyorum.

Gazetecisi, avukatı ve çaycısıyla 2016’da tutuklanan 11 Cumhuriyet’çiye, « Pardon ya, yanlış yaptık, özgürsünüz! » denilmesini bekliyorum, 2017’de!

***

Çünkü yeni yılda taze bir soluk almak, nihayet bir « Oh! » çekebilmek, düşündüğümü korkmadan söylemek ve ürkmeden yazmak istiyorum!

Bu karartma, bu çağdışı baskı, toplumun her kesimine yayılan bu dehşet bitsin istiyorum.

Çocukların beyni yıkanmasın, zikir diye ırzına geçilmesin, kadınlar dövülüp öldürülmesin, gençler sokaklarda linç edilmeden öpüşebilsin istiyorum, yeni yılda.

2017’de çöplükten yiyecek toplayan başı örtülü bacımın, « Yahu benim yoksulluğum helal de niye kafamın kılı günah? » diye düşünebilmesini istiyorum.

2017’de hepimiz için, herkes için özgürlük istiyorum, özgürlük!

Dürüstlerin cesur; hayatların, sevdaların, hayallerin ve hakikatların güvende olduğu, geleceğe umutla bakan bir Türkiye istiyorum!

Çok mu istiyorum?

Oysa böylesi çok var!

Ve istediklerimin gerçekleştiği ülkelerin hepsi birer demokrasi…

Yeni Anayasa geçerse elektrik kesilmez mi, sular içilir mi, burası da demokrasi olur mu, dersiniz?

He ya, olur!

Ama yeni yıl, yeni umut demek.

Ummadığın taş baş yararmış, biz de o taşı bekleriz.