ELEM TEREFİŞ

Bu milletin en az yüzde sekseni evinde sarmısaklı at nalı ve nazar boncuğu bulundurur, kem göz değmesin diye çocuklarının mintanlarına çörek otlu muska tutturur, kazaya gelmemek için arabalarının dikiz aynasından yengeç bacağı, karınca duası, göz taşı sarkıtır. Buna rağmen neden karakoncoloslar musallat oldu bu cennet vatana ve neden böyle  bir zifiri karanlık bastı her yeri?

Kim köprülerimizi, tünellerimizi  gördü de “maşallah “ demedi ? Nereden esti bu gerence yeli? Kim bilir hangi kenafir gözlü nasıl bir hasetle baktı bu fakir halimizle Çinliye,
Fransıza milyar dolarlar verip attırdığımız uydularımıza ya da dört dakikada teşhis koyulan hastanelerimizle sağlıkta oluşturduğumuz dönüşümleri  kim nasıl kıskandı?

Yoksa Janet Yellen mi çekemiyor rekorlar kıran ekonomimizi : Milli gelirimizi (GSYH) deve, kaz, ördek eti ile kivi, sumak, mantar ve kekiği de ekleyerek ve depdeğişik bir şekilde hesaplayarak birdenbire Hollanda’dan daha zengin çıkmamız mı gözlere battı?

Hangi Picasso resmi suratlı satanist haram yedi ki biz böyle olduk?

Kurşun mu döktürelim? “Elem terefiş” deyip neyi şişleyelim ? Kaç tabak mesir macunu yersek çözülür bu güdük uğursuzluk ?

Eskiler Telepinuş’a, Tor’a, Oden’e, Zeus’a inanır, böyle felaketlerle karşılaştıklarında onlara adaklar adar,  bakireleri, yanardağların alevlerine atarlardı. Acaba biz de mi böyle şeyler deneyelim?

Evet, hakkınız var; eskilerin adakları, kurbanları işe yarasaydı ülkeleri  haritalardan silinmezdi ama  artık bizim nazarlıklarımız da işe yaramıyor, dökülen kurşunlar makus talihimizi tersyüz edemiyor.

Başka care, başka yol ? Macar yazarı F.Herzeg’in Bizans adlı tragedyası 1453 te Türklerin kuşattıkları Konstantiniye’de olanları anlatır: Bir haber gelir halk şenlik yapmaya başlar: “Sultanın ordusununda veba yayılıyor !” Bunu başkası izler: “Aziz Georgius surlarda belirmiş; onu gören Türkler korkup kaçıyorlarmış.” Ancak bu söylentiler boş çıkar : Mehmedin ordusunda veba değil nezle bile görülmez, Aziz Georgius gelmez, Bizans düşer, kıralı ölür!

Demek ki işler kötü giderken  iyimserlik sağlamak için öttürülen  yem boruları da işe yaramıyor.

Şu halde bizim başka şeylere bel bağlamamız gerekiyor: Bunun ancak kendimiz olduğunu ve muhtaç olduğumuz kudretin, örgütlü dayanışmamızdan ve demokrasi için, laiklik için her türlü özverinin kutsallığına olan inancımızdan kaynaklandığını kavradığımızda kendilerini muskalarla, nallarla, nalçalarla donatma sırası o koncoloslara gelir ki  bu da hiç bir işe yaramaz !