HEPİMİZ MÜSLÜMANIZ, HEPİMİZ ERMENİYİZ

ABD’nin Teksas eyaletindeki Victoria Camii’ndeki kundaklama olayı ile Kanada Quebec kentindeki Büyük camiideki silahlı katliam haberi kimseyi şaşırtmadı. Çünkü her ikisi de, ısmarlanmış olan bu girişimler, ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın nefret söylem ve eylemlerinin kışkırttığı olaylardı.

Trump’ın ırkçı ve İslamofobik politikaları, tavandan tabana doğru yayılırken, ırkçılık ve cehalet katsayısı ile çarpılarak, büyüyüp, ırkçı saldırılara veya nefret gösterilerine dönüşüyor.

Şu anda dünyada konjonktür de, Trump benzeri ırkçı ve nefret söylemcilerinin şakirtlerinin çoğalmasına elverişli olduğundan, yeni ABD Başkanının politikalarının çeşitli ülkelerde, kargaşaya yol açması şaşırtıcı olmayacaktır.

Ama olayın yalnız bu yanınını görür de, dünyanın dört bir yanında ve de ABD’de Trump’ın ırkçı politikalarına karşı büyüyen tepkileri ıskalarsak, tablo eksik kalır.

***

Gerçekten, Trump’ın yedi Müslüman ülkenin vatandaşlarının ABD’ne girişini yasaklayan kararnamesi, her yerde büyük tepkilere neden oldu.

Bu arada geçerli vizeleri olduğu halde sınır dışı edilen iki Irak vatandaşı için Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nin başvurusu üzerine, New York Federal Yargıcı Ann Donnaly, Trump’un kararnamesinin geçici olarak askıya alınmasına karar verdi.

Ayrıca, ABD’deki 16 eyalet baş savcısı, kararnameyi, kınayan bir bildiri yayınladılar.

Şu anda dünyanın dört bir yanından Trump’a tepki yağıyor. İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği, Irak, İran, Sudan İslam canibinden seslerini yükseltenler.Tepkiler yalnız bunlarla sınırlı kalmıyor. AB ve başta Fransa ile Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri de kervana katılmış bulunuyorlar. En ilginç gelişme İngiltere’de oldu. Muhalefetteki İngiliz İşçi Partisi’nin girişimiyle İngiltere’ye gelecek olan Trump’ın ziyaretine izin verilmemesi için başlatılan kampanyaya imza koyanların sayısı milyonu aştı.

Tepki göstermeyen ise sadece otoriter ve totaliter iki ülke Putin Rusya’sı ile Reis Türkiye’si oldu.

Moskova olayın ABD’nin iç meselesi olduğunu söyledi. Ankara’nın ise tüm bu olan biten karşısında gıkı bile çıkmadı.

***

Son yıllarda, İhvan’ı desteklemek için mezbuhane bir gayret içinde olan ve Mursi’ye arka çıkmak adına ne yapacağını bilemeyen Ankara’nın Trump’ın bütün dünyaca kınanan ırkçı , İslam karşıtı çıkışlarına sessiz kalması dehşet verici bir olay.

Türkiye’nin bu sessizliği sürerken,ABD’de ise, tepkiler yumuşamak bir yana her geçen gün çığ gibi büyüyor, ünlü sanatçıların Trump’ı kınayan açıklamaları, protestocuların görüntüleri ekranlara ve sayfalara yansıyor.

Bu tepkiler gelecek adına umut veriyor. Evet Trump ve Trump gibiler var ama, onlara canla başla karşı koyan, nefrete,düşmanlığa, kine, baskıya var güçleriyle karşı çıkıp, tepkilerini çeşitli şekillerde ortaya koyanlar da var.

Kısacası yalnız değiliz.

Tepkiciler içinde beni en çok duygulandıran “hepimiz Müslümanız” pankartları taşıyan Hıristiyan Amerikalılar oldu.

O görüntü beni birden 10 yıl öncesi İstanbul’una götürdü.

24 ocak 2007 günü Hrant Dink’in cenaze törenine on binlerce insan katılmıştı.

On binler, Hrant’ın, herkesçe bilinen , beklenen, ısmarlanmış ölümünde devletin payından duydukları utancı bir nebze olsun hafifletecek şu pankartı taşıyorlardı:
“Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hırantız”

Kimileri, ezilenle, mağdurla, maktulle, kurbanla, kendini içtenlikle özdeşleştirme ve dayanışma ifade ettiği çok açık olan bu deyişi , o zaman anlamamakta direndiler.

Belki şimdi Amerikalı Hıristiyan’ın “hepimiz Müslümanız” diyen tepkisi ile olayı kavramışlardır.

İnsanlığı kurtaracak olan da “hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrantız” diyen Müslüman Türk ile hepimiz Müslümanız” diyen Hıristiyan Amerikalı’nın kardeşliği ve dayanışması olacaktır.