SEN YİNE DE “DİKTATÖR” DEME!

Hiç belli mi olur?

28 şubat günkü Cumhuriyet’in manşetini görünce, yüreğim ağzıma geldi:

“Diktatör sözü artık suç değil”

Manşetin altındaki haberde ,Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmaları üzerine KESK’e bağlı BES Çorum Şube Başkanı Ertuğrul Alper’in yaptığı basın açıklamasının bir yerinde “Erdoğan diktatörlüğü” ibaresini kullanması üzerine hakkında Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan Cumhurbaşkanına hakaret davasında beraat ettiği bildiriliyordu.

Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi, Oğuz Bekar kararının gerekçesinde”…sanık bu sözü ile Cumhurbaşkanı’nın mesleki yönünü, elindeki gücün sınırlarını, elindeki gücü, yetkiyi kullanarak görevi sınırları dışında kalan kamu görevlilerini de etkilediğini ima ederek, Cumhurbaşkanı’nı eleştirmiştir. Bu eleştiriyi de yaparken, hakaret suçu kapsamında kalacak bir söz söylememiştir, bir imada bulunmamıştır…”diyor.

Yargıç Oğuz Bekar, Cumhurbaşkanı’na diktatör demesinin mağduru aşağılayıcı,küçük düşürücü, hakaret niteliğinde olmadığını net bir biçimde ifade ediyor.

Durum böyle olunca da Cumhuriyet’in manşetindeki ifadeye karşı söylenecek bir şey de kalmıyor.

Ama acaba öyle mi?

***

Haber normal demokrasiler için “umuru adiyeden”, olağan bir gelişme. Karar da, demokrasilerde son derecede normal karşılanan, üzerinde fazlaca durmayı bile gerektirmeyen, her yargıcın verebileceği türden bir karar.

Ama söz konusu Türkiye olunca durum değişiyor.

Doğrusu ben şimdi,demokrasilerde her yetkin ve vicdanlı yargıcın vereceği türden bir kararı veren Yargıç Oğuz Bekar’ın akıbetini çok merak ediyorum.

Gazetecilik, Oğuz Bekar’a, bundan böyle sürekli dikkat edilmesini zorunlu kılıyor.

Kendisinin Adalet Bakanlığı’nın ilgili bürokratları ve HSYK tarafından mercek altına alındığından şek şüpheniz olmasın!

Ama, Oğuz Bekar’a dokunulmaması halinde bile, Türkiye’nin dört bir yanındaki mahkemelerden gelen, Yargıtay’dan, Anayasa Mahkemesi’nden çıkan kararlar da Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesi Yargıcı’nın demokrasiye ve ifade özgürlüğü ile eleştiri hakkına demokratik içerikli yaklaşımının artık istisna olduğunu göstermektedir.

Eskiden rahatlıkla “Türkiye’de yargıçlar var” denebilirdi. Son zamanlarda yargıçlar hakkında “yılmak” kökünden türetilen “YILGIÇ” sözcüğü kullanılıyor ve artık şu söyleniyor:

-Türkiye’de “YILGIÇLAR” var!

Oğuz Bekar ve onun gibi bir azınlığın olması “Türkiye’de yargıçlar var” denmesi için yeterli değildir.

Türkiye’de yargıçlar var denebilmesi için yargı bağımsızlığının olması gerekir.

Yargı bağımsızlığının olması için kuvvetler ayrılığına uymak gerekir.

Kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde yargı bağımsızlığı yoktur.

Yargı bağımsızlığının olmadığı yerde, bağımsız yargıç yoktur.

Bağımız olmayan yargıç, yargıç değildir.

Yargıçın olmadığı yerde, adalet yoktur.

Adaletin olmadığı yerde bir kaç münferit karara bakarak, yargıya güvenmek, en azından tedbirsizliktir.

Bağımsız adil yargının bağımsız yargıçların olmadığı yerlerde, bir iki münferit karara bakarak, diktatöre diktatör
demenin serbest olduğu yanılgısına düşenlerin bunu çok pahalıya ödemeleri her zaman mümkündür.

İşte bu nedenlerle 28 şubat tarihli Cumhuriyet’in manşetine bakınca, ya biri bu habere bakarak, diktatöre diktatör demenin artık suç olmadığı zehabına kapılır da başını derde sokarsa diye yüreğim ağzıma geldi, okurlarımı uyarmak gereğini duydum:

-Kardeşim sen yine de diktatöre ,diktatör deme! Hiç belli mi olur?

Bu arada, diktatör konusunda çokça başvurulan bir aldatmacaya da değinmek isterim.

Sık sık şu sav ileri sürülüyor:

-Bak rahatlıkla diktatör diyorsun, eğer diktatör olsaydı diktatör diyebilir miydin?

Bu sav tümden geçersizdir. Çünkü diktatörlüğün tek ölçütü vardır:

İktidarı elinde tutan kuvvetler ayrılığı ilkesini çiğniyorsa, diktatördür. Senin, ona diktatör diyememen veya bedelini göze alarak, ne olduğunu söyleyebilmen durumu değiştirmez.