ZORDUR KADIN OLMAK

“Namussuz”
“Sürtük”
“Orta malı”
“Aşüfte”
“Oynak”
“Hafif meşrep”
“Hoppa”
“Fingirdek”

Bunlar sadece birkaçı… Buraya yazamadığım daha bir sürü var… Ağza alınamayacak, çokça boyutu mevcut… Birçoğu da küfür gibi; hatta küfrün ta kendisi olma niteliğinde…

Velhasıl…

Zordur kadın olmak, kimi yerlerde…

***

Ahlakın, edebin, etiğin yalnızca bel altıyla anlatıldığı toplumlarda, zulmü yaşayan en öndeki isimdir, kadın… Maruz kalmadığı hiçbir baskı kalmaz… Ağzından iğrenç salyalar akıtanların tehdidi altındadır daima…

Sesini çıkaramaz; çıkarırsa küfürlerin en fiyakalısını işitir…

Orasını burasını açamaz; açarsa “orta malı” olur…

Tutkulu sevemez; severse “aşüfte” olur…

İhtiraslı sevişemez; sevişirse “namussuz” olur…

Çekici kıyafetler giyinemez; giyinirse “oynak” olur…

İçten gülemez; gülerse “fingirdek” olur…

Saçını bir o yana, bir bu yana dağıtarak yürüyemez; yürürse “hafif meşrep” olur…

Hele bir de mini eteğiyle bacak bacak üstüne atarsa, işte o zaman da “hoppa” olur…

***

Acımasız cahilliğin egemen olduğu yerlerde, iki dönemi yaşar: Biri “kız”lık, diğeri “kadın”lık… Yani, şeyden öncesi ve şeyden sonrası… Bu iğrençliği, terbiye diye yutturan, aklı, fikri bacak arasında olan, gelenekçi zihniyetin kurbanıdır işte, kadın dediğin…

Daha çocukluğunda hissetmeye başlar üzerindeki şiddeti… Kendisinden küçük erkek kardeşi, aile için bir şeref kaynağıyken, kendisi bir nevi tehlikedir; çünkü her an ailenin namusunu beş paralık edebilir.

Diz üstüne çekmemesi gereken bir sürü eteği vardır…

Başını öne eğerek yürümek zorundadır…

Sallamaması uygun görülen kuyruğunu, arkasına kıstırmak mecburiyetindedir…

Anası ilerde dizini dövüyorsa, zamanında kendisini dövmediğindendir…

***

Ailede başlayan zulüm, evlilikte devam eder. Bu sefer başına balyozu anası ya da babası yerine, kocası indirir. Vaktinde, gözleri yere bakmaya alışmış olan kadın, doğal olarak bir türlü başını kaldıramaz evin içinde.

Karşı çıkamaz hiçbir söze…

Gün sonunda hazırladığı sofra kadardır değeri…

“Kadın”lık değil, “karı”lık yapmak zorundadır…

En acısı da, bu geleneği, annesinden, kendisi de bir kadın olan annesinden almış
olmasıdır…

***

Bir toplumun gelişmişliğini, ancak ve ancak kadına verdiği değerden anlayabiliriz.

Kadınla erkeğin eşit olmadığını savunarak, ikisinin arasındaki uçurumu giderek meşrulaştıran bir zihniyet tarafından yönetiliyor olmamız, son derece geri kalmış bir millet olduğumuzun, apaçık bir ispatıdır, o halde.

Kadın cinayetlerinin yıldan yıla arttığı…

Kadın kimliğinin giderek yok sayıldığı…

Kadınların her türlü şiddete uğradığı…

Kadın bedeni üzerinden, her gün milyonlarca küfrün edildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Velhasıl…

Çok zordur “kadın” olmak, bizim gibi ülkelerde…