KARANLIKLAR BOŞA DEĞİL

Korku girmiş yüreklere…

Susmak, devadır sanılmış her derde…

Yılgınlık yerleşmiş en derine…

Zulüm, benimsenir olmuş her bir yerde…

Bu yüzden;

Karanlıklar boşa değil.

***

Boyunlar öne doğru eğilmiş…

Genel görünüm; el pençe, diz divan…

Ruhlar heyecandan yoksun…

Akıl epeydir solgun…

Bu yüzden;

Karanlıklar boşa değil.

***

Tüm tonlar birbirine düşman…

Notalar sevimsizliği çalmakta, anbean…

Yenen lokmada, ne bir tat var, ne de bir tuz…

Havadaki ağırlık, hiç bu denli olmamıştı buz…

Bu yüzden;

Karanlıklar boşa değil.

***

Mücadele vermeden yorgun düşmüş gönüller…

Doğrunun idrakine varamıyor beyinler…

Gerçeği görmemekte diretiyor gözler…

Üretmek yerine, tüketme yanlısı eller…

Bu yüzden;

Karanlıklar boşa değil.

***

Değerli olan ne varsa yitip gidiyor…

Gelecek, giderek belirsiz bir hal alıyor…

Elde de bir şey yok, avuçta da…

Güzel hayaller, adeta uzakta…

Bu yüzden;

Karanlıklar boşa değil.

***

Toprak en kahve yerinden çatlak…

Hiç bu kadar görünmemişti çorak…

Üstünde taştan başka hiçbir şey yok…

Hâlbuki rengârenk çiçekleri görmek isterdi en çok…

Bu yüzden;

Karanlıklar boşa değil.

***

Kıyının önünde tek sıra dizilmiş insanlar…

En coşkun haliyle geliyor kıpkızıl dalgalar…

Ayaklar bilinçsizce yürümekte…

Güneş batmak üzere…

Bu yüzden;

Karanlıklar boşa değil.