NARSİSİSTİK ŞARKILAR

Doktorlar ona “Bu kadar çok konuşma.. “dedikleri halde o  bildiğini okumuş, saatlerce bağırmış, çağırmış, konuşmuş sonuçta sesi Aznavur’un  buluğa erdikten sonra çıkardığı ilk  hırıltı  ile Tanju Okan’ın  “Öyle sarhoş olsam da” daki sesi arasında bir  kıvama varmıştı.

O sabah da uyanır uyanmaz  gitti, aynanın karşısındaki altın varaklı yeşil koltuğa oturdu ve en sevdiği şarkıları – kendi özgün yorumuyla- söylemeye başladı:

Benden başka Benden başka
gözüm görmez hiç kimseyi…
Benden başka Benden başka
 duyamam ben hiç kimseyi
Benden başka Benden başka
sevemem ben hiç kimseyi

Karısı “Kendinden başkasını sevmediğini” söylemesine içerledi ama tepkisini akşama saklayıp üstüne varmadı. Gitti mutfaktan ılık bir içecek getirdi.

  • Bu ne ?

  • Ses açarmış.. İçinde kebabe,  kaz yumurtası  akı ve azıcık da kül var.

Yarısından çoğunu içti.

-Kim söyledi bunun ses açtığını ?

-Zeki Müren sesini bununla açarmış…

Aynanın karşısına geçti ve denedi; ağzından çıkanların sadece fonasyon niteliklerine değil içeriklerine de şaşırdı:

-Sevda bahçelerinin çiçekleri soldu / Hiç ayrılmam derken / kavuşmak hayal oldu…

Bilmediği, duymadığı şarkıları, titrek  ve yumuşak bir sesle söylemeye başlamıştı. Sinirlendi.

-Çabuk git mutfağa bak; buna başka bir şey katmış olmasınlar. O ot doktoruna  da sor sesime yine hakim olmak için ne yapmalıyım ?  Çabuk ol, gecikirse birazdan “Manolya” yı söylemeye başlayacağım.

Doktoru bulamadılar. Patırdıyı duyan damadı ve kızı geldiler.

-Baba üzülme, oylamayı kaybetsen bu sesle konser verir, milyonların yine sevgilisi olursun…

Önerileri kabul etmedi.

-O imam rektörü arayın.

Rektör,”Beyfendi üzülmesinler, ona uzaktan Arapça reiki, göndereceğim; iyi gelir !” dedi.

Kısa bir süre geçti.

-Yahu boğazım eskisi kadar acımıyor”.

Aynanın karşısında geçip denedi. Eski sesine kavuşmamıştı ama artık sevdiği  şarkıları hırıltılı  bir sesle söyleyebiliyordu :

-Bende bu cehennem gibi yürek olmasa
 Bende deli rüzgar gibi hasret olmasa
 Bir de kendime o aşkım,
 Sevdam olmasa.

Ah bu hayat çekilmez !

Telefon çaldı, makiyajcı  gelmişti. Odadan çıktı.

Eşi  üzülüyordu, “ Yahu boğazı  yosun tutmuş gibi, bir şey söylediği belli ama ne söylediği  anlaşılmıyor.”

“İyi ya..” dedi kızı, “ Bir süre ne dediğinin anlaşılmaması hepimiz için çok daha iyi olmaz mı?”

Odadakilerin hepsi kıza hak verdiler.