TAM TEŞEKKÜLLÜ TEK KİŞİLİK HASTANE

Başhemşire ağlıyordu. Beş dakika geciktiği için başhekim söylemediğini bırakmamıştı. 

-Çok önce geldim ama nizamiyeden buraya gelinceye kadar on kez göz görüntüsü, parmak izi, röntgen cihazı kontrolleri yüzünden bekletildim! 

Yeraltı hastanesinin başhekimi pek etkilenmedi: 

-Şimdi vizite çıkacak, ameliyathaneyi, sonra da servisleri gezeceğim. En ufak bir
aksaklığı affetmem! 

On dakika sonra vizit başladı. Başhekime, başhekim yardımcısı, hastane müdürü, başasistanlar, yoğun bakım uzmanları ve asistanlar refakat ediyorlardı.

Önce ameliyathane blokuna gidildi: Personel tam kadro oradaydı. Steril kıyafetler giyip gezdiler ameliyathaneyi. Her şey iyiydi; sadece işe yeni alınmış narkoz teknisyenine sorduğu sorulara beklediği cevapları almaması başhekimin canını sıktı: 

-Mikrop nedir?

-İnsanı sinir edenlere denir.

-Virüs? 

-Bilgisayarda bulunur! 

Başhekim, yardımcısının kulağına eğilip “Bize bir şey sormuyorlar. Kim bilir hangi vekilin torpiliyle atandı. Hiç olmazsa böyle personeli alırken danışsalar!” dedi. 

Heyet ameliyathane teftişi bitince steril kıyafetlerini çıkarıp normal giysileriyle servisleri gezmeye koyuldu. 

Yataklı bölüme geçmeden önce başhekim yardımcısı ve başhemşire yerlere uzanıp toz bulunup bulunmadığına baktılar. Yerler temizdi. 

Sonra yataklı servise geçtiler. Serviste bir tek yatak vardı. Bir asistan sordu: “Hocam bu teşkilat sadece bir kişi için mi?” 

Başhekim bu soruyu duymazlıktan geldi. 

Başasistanlardan biri asistanın kulağına eğildi, “Bu soruyu geçen yıl soran bugün
FETÖ’cülükten yargılanıyor” dedi. 

Asistanlar, hiç görmedikleri o hastanın haftada bir gelip başhekime muayene olduğunu, laboratuvarcıların kanını, idrarını aldıklarını biliyorlardı. 

-Biz hiç hasta görmeden nasıl mezun olacağız? 

-Büyük hastanelerde her gün seksen hastaya dört dakika süreyle bakanların bir şey
öğrendiklerini mi sanıyorsunuz? Üstelik de ikide bir de saldırıya uğrayıp dayak yiyorlar. 

Başhekim asistanlara, “Görmediğimiz hasta ile empati kurmak”, “Telepatiyle hasta tedavi etmek” gibi konularda mezuniyet tezleri hazırlatıyordu. 

Asistanlar bir gün o tek hastanın idrar tahlilinde çok acayip bir madde bulunduğunu öğrendiler. 

-Neymiş? 

-Bilmiyorlar; belki kene ısırmıştır. Sonra bunun bir doping maddesi olduğu anlaşıldı.

Dopingin miktarı her tahlilde çoğalıyordu. Asistanlar, başasistanlarla konuşuyorlardı: 

-Bu çok tehlikeli bir durum değil mi? Başhekimimiz, hastayı bu konuda uyarıyor mu? 

-Bizden hastalığın giderilmesi değil, yan etkilerinin görünmez kılınması isteniyor. 

Tam teşekküllü, eksiksiz donanımlı tek kişilik hastane bu konuda oldukça başarılıydı. 

-Başarımız daha kaç zaman sürer? 

-Aramızda kalsın, benden duymamış ol! Pek sürmez, yakında biter…