İKTİDARA YÜRÜYÜŞ DERSLERİ: CİNSİYET EŞİTLİĞİ…

Dünyamız, kuşkusuz yeni teknolojilerin başdöndürücü hızına koşut bir yenilenme dönemine girdi.

Kullandığımız her araç, her gereç daha çabuk eskiyor; eskisiyle yetinmek isteseniz bile yapamıyorsunuz, çünkü işlevsiz kalıyor, hurdaya çıkıyorlar.

Bu devinimin siyasal alana yansımaması elbette olanaksız. Ancak verimsiz politikaların ve gına getirilmiş politikacıların, teknolojik ürünler kadar çabuk tasfiye edilemeyeceği açık. Çünkü siyasal alandaki yenilenme, toplumların zihinsel gelişimine ve zamanın hızına ne kadar ayak uydurabildiğine bağlı bir durum.

Napolyon Bonapart’dan beri Fransa’nın başına geçen en genç lider olan 39 yaşındaki Emmanuel Macron;

Yunanistan’da Aleksis Çipras, İspanya’da Pablo İglesias, İtalya’da Matteo Renzi ve Kanada’da Justin Trudeau’nun ardından siyasal sahnedeki yenilenmeyi temsil ediyor. Bu genç politikacıların yalnızca yüzleri değil; uygulamaları da yenilikçi…

Örneğin Kanada’dan sonra Fransa da nihayet 18 bakan koltuğunu 9 kadın 9 erkeğin, 4 devlet bakanlığını da 2 kadın 2 erkeğin paylaştığı; yani başbakanın erkek oluşu hariç, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir hükümete kavuştu!

Yeni hükümette eski politikacı olarak Sosyalist Parti’den 4, ortanın solu MODEM’den 3, Çoğulcu Sol partiden 2, Fransa’nın en büyük partisi merkez sağ Cumhuriyetçiler’den de 2 bakan var. Geriye kalan 11 bakan, bugüne değin hiç politika yapmamış kanaat önderleri.

***

Artık cinsiyet eşitliğini sağlamakla görevli bir devlet bakanlığı var. Koltuğunda da 34 yaşında, güzel bir kadın oturuyor: Marlene Schiappa. Spor bakanı, Afrika kökenli kadın eskrim şampiyonu Laura Flessel. Yüksek Öğrenim Bakanı, genetik biyokimya profesörü bir kadın: Frederique Vidal.

Çalışma, Kültür, Avrupa İşleri, Ulaştırma vb. bakanları, kadın…Savunma Bakanı da bir kadın.

Başbakan Edouard Philippe, Macron’un hiç olmazsa yarısını kendi partisine çekmek istediği Cumhuriyetçiler’den aparttığı 46 yaşında çok donanımlı, ama hiç milletvekili olmamış Havre belediye başkanı.

Çevre Bakanı her partinin saflarına katmak isteyip başaramadığı, üstelik seçimlerde Macron’un tarafından bile yer almamış sivil toplum lideri Nicolas Hulot.

Hükümette illaki gençler yok. Hatta yaş ortalaması yaşlı bile sayılır:

54.Cumhurbaşkanı Macron ve Başbakan Philippe, cinsiyet eşitliğinden önce bakan sayısını, ardından her bakanın danışman sayısını 8’le sınırlayıp istihdamını sıkı kurallara bağlamaya; zaten ilk siyasal devrimlerini yaptılar. Siyasal arenada böylesi devrimleri soldan çok liberallerin yapması, gerçekten hayret ve keder kaynağı olsa gerek…

***

Ama çocuğu yaşındaki kadınlarla evlenmekte beis görmeyen erkeklerin egemen ve hatta ABD başkanı olduğu bir dünyada, annesi yaşındaki bir kadınla evli « neoliberal devrimci» Macron’un işi zor. Çok zor!

Genelinde AB’nin, özelinde Merkel’in Macron’dan ivedilikle bekledikleri ilk iş, Fransa’nın kamu giderlerini kısması.

Bu da yüzbinlerce kişinin işinden edilmesi, çalışma yasasının değişmesi anlamına geliyor.

Fransızlar ekonominin yeniden canlanmasını bekliyor, ama hiç bir fedakarlığa da razı değiller. Dolayısıyla gözdağı verir gibi, cumhurbaşkanı seçildiği günün ertesi, protesto gösterileri başladı.

Oysa Macron’un herhangi bir iş yapabilmek için, herşeyden önce Haziran seçimlerinde mecliste çoğunluğu ele geçirmesi; başka bir deyişle diğerlerini bitirdi, Cumhuriyetçiler Partisi’nin oylarını alması gerekiyor. Atadığı başbakanla Cumhuriyetçiler’i salladı, ama devirebilecek mi? Belli değil…

Emmanuel Macron sıradışı, hatta olağanüstü biri. Esnek çelik gibi sinirleri var. Kafasına yumurta atıldığında, en ağır küfürleri işittiğinde bile sinirlenmiyor. Hatta gülümsüyor, sakin sakin cevap veriyor. Ama gözlerinde, ürkünç bir iradenin ışığı var.

O irade, kendisinden 24 yaş büyük bir kadına aşık ve güzel bir kadın olan Brigitte’le birlikte girdiği her ortamda üzerlerine dikilen alaycı bakışlara, yirmi yıldan beri kafa tutuyor olmaktan ileri geliyor.