ÖLDÜREN SEVGİ

Sait Faik’in “Öyle Bir Hikâye”sinde, yazar, dostu Pakize’yi öldüren susam helvası satan Hidayet’e sorar:

-Neden öldürdün Hidayet?

Yanıt allak bullak edicidir:

-Çok seviyordum be abi!…

Sevgi de hani öyle böyle değildir. Hidayet’in günü Pakize ile ağarır, onu düşünmediği bir dakikası bile yoktur, rüyada gibi yaşar, her laf gelir Pakize’ye dayanır…

Her gün TV ekranlarında, gazete sayfalarında görüyoruz, yurdumuzda artık yadırganmayan, bu öldüren sevdanın kanlı örneklerini.

Sevgimiz için göze almayacağımız şey yoktur, öldürmek dahil…

Aslında sevginin bu türlüsünü ve tezahürlerini pek anlayamıyorum, ama gerçekler ortada. Türkiye’de yaşaya yaşaya sevgiden korkmam işte bu yüzdendir.

Azgelişmiş ülkelerde cinayetlere yol açan, karasevdanın yanı sıra bir de vatan sevgisi var.

Tarihi, vatan sevgisinin öldürücü tezahürüyle karartılmamış ülke yok. Yalnız toplumlar ilerledikçe, demokrasi geliştikçe bu türlü olaylar da azalıyor.

***

Maşallah hamasi duyguları gelişmiş bir toplumuz. Son zamanlarda çok cephede birden mücadele etmek zorunluluğuyla karşı karşıya kalan toplumun yurt sevgisine daha da sık başvurulur oldu.

Yurt sevgisinin toplumların güç koşulları aşmada destekleyici bir etkisi olduğu yadsınamaz.

Ne ki yurt sevgisinin tanımında ortak paydada buluşabilmek güç.

Kiminin yurtseverlik olarak gördüğü davranış kimine göre vatan hainliği olabiliyor. Böylece de insanların ortak paydada birleştikleri durumlarda toplumsal azmi ve enerjiyi güçlendiren vatan sevgisi, görüş ayrılıklarının derinleştiği, ötekileştiren zihniyetin iktidarda olduğu dönemlerde, kaosu, kargaşayı, çatışmayı, hatta katliamı kışkırtabiliyor.

Vatan sevgisiyle gözü kararmış kitlelerin o büyük sevgi ile galeyana geldiklerinde yapamayacakları şey kalmıyor.

Ve birinin vatanseverlik olarak kabul ettiğini öbürü vatan hainliği olarak algıladığından kan gövdeyi götürebiliyor.

Bu ortamda kimin vatansever, kimin vatan haini olduğunu nesnel olarak belirlemek de mümkün olmadığından iş içinden çıkılmaz hale geliyor ve sonunda çatışmada kazanan vatansever, kaybeden de vatan haini oluyor.

Akim kaldığı için hepimizin çok şükür diyerek rahat bir nefes aldığımız 15 Temmuz darbe girişimini düşünün. Maazallah, darbe sağduyu sahiplerince bastırılamayıp da başarıya erişseydi, özgürlüğümüze kastettikleri için bugün ihanetle yargılanmakta olanlar, kahraman ilan edilecekler ve sözlerinden çıkmak da vatana ihanet olacaktı.

Çok şükür darbe bastırıldı da böylesi abes bir durumu yaşamak zorunda kalmadık.

***

Görülüyor ki kimi zaman vatan sevgisi, Sait Faik’in susam helvası satıcısı Hidayet’in sevgisi kadar yıkıcı ve abes sonuçlara yol açabiliyor.

O yüzdendir ki ben vatan sevgisi ile vatanseverlik çağrısı yapan siyasal nutuklardan çok korkuyor ve “vatan sevgimizi biraz dizginlesek daha iyi olacak galiba” diyorum.

Ama toplumları sevgiden men etmeye de kimsenin hakkı yok, demokrasilerde kimseyi vatan sevgisinden mahrum etmek de mümkün ve doğru değil.

O zaman ne yapmalı?

O zaman belki de yapılacak tek şey, çok demokratik olan eşitlik kavramını vatan sevgisine de uygulamak ve herkesin vatan sevgisinin eşit olduğunu kabul etmek.

Durum böyle olunca, herkes vatanı eşit derecede sevmek konumunda olacağından, kimse kimseye vatan sevgisi nedeniyle saldıramayacak.

Hatta durumu güvenceye almak için, aslında anayasalarda yer alması pek doğru olmayan yasaklama getirmek düşünülemez de değil.

O zaman herhalde şöyle bir maddenin konması yararlı olur:

“Her yurttaş vatanını sevmekte eşittir. Hiçbir vatandaşın vatanını diğerlerinden fazla sevme hakkı yoktur. Vatanını diğer vatandaşlardan daha çok sevmek yasaktır.”

İnanın, ilk bakışta vatanseverliğe sınırlama getiriyor gibi görünen bu düzenleme çok vatansever sonuçlar doğurabilir.