KATALONYA: BAĞIMSIZ VE SAVUNMASIZ

Geçen yıl yayımlanan Hiç Kimse başlıklı polisiyede, romanın baş kahramanı Lejyoner namlı suikastçının niçin Barselona’ya yerleştiğini şöyle açıklamıştım:

Katalonya, İspanya’dan bağımsızlık istemi doğrultusunda Madrid’deki merkezi otoriteyi uzun süredir dışlıyor, İspanyol polisini iç güvenliğine karıştırmıyordu.

Oysa Katalan polisinin uluslararası terör ve suçlularla mücadele edecek istihbaratı da yoktu, deneyimi de. Yerel yönetimin zafiyetinden doğan boşluk, Katalonya’yı polisiye anlamda ‘no man’s land’ haline getirmişti. Başkenti Barselona, dünyada kırmızı bültenle aranan teröristlerin saklandığı, kiralık katil ve casusların müşteri beklediği bir korsan iniydi. Hem de yıllardır.

Hiç Kimse’nin konusu zaten gerçekti, çözüm kurgusu yayımlandıktan kısa süre sonra gerçekleşti ve Barselona’nın teröristlerin rahatça saklandığı bir zafiyet bölgesi olduğu, son terör eylemleriyle doğrulandı, sevgili okurlarım.

Aynı romanda, çok sayıda devlet istihbarat örgütü tarafından Barselona’da kiralanan suikastçıların, dünyanın herhangi bir noktasındaki « görev » yerine gitmek için Fas üzerinden geçtiklerini de yazmıştım.

***

Katalonya’nın başkentini kana bulayan terör eyleminin soruşturmasında, şimdi bu güzergahın tersine işleyişinin kanıtlanmasını bekliyorum…

Başka bir deyişle zaten Fas asıllı olan bir numaralı teröriste lojistik destek veren IŞİD’cilerin Fas’tan kara yoluyla geldiğini tahmin ediyorum. Elbette yanılabilirim. Bekleyip, göreceğiz.

Federatif sistemi bir zamanlar Türkiye’nin « yarım aydınları » tarafından Kürt sorununa çözüm diye sunulan İspanya’nın üniter devlet tarihçesinin Frankist rejimin 40 yılıyla sınırlı ve bugünkü 17 özerk bölgenin aslen bin yıllık prensliklerin demokrasi rejimine yansımasından ibaret olduğunu defalarca yazdım.

Bizim tarihimizde aristokrasi olmadığından derebeylik diye anılan bu prenslikler, Ortaçağ’da da rekabet içindeydiler, şimdi de…

Tarihsel kimlikler ve kinler, asla silinmez. Sadece hafif ya da derin uykuya dalar ve en küçük bir sosyal tıkırtıda, dipdiri ayağa kalkarlar.

İspanya toprakları, IŞİD’in propaganda yayınları Dar el Nusra ve Rumiya’da nasıl « Endülüs Emevi halifeliğinin yeniden fethi » rüyasıyla yer alıyorsa; İspanya halklarının belleğinde de o toprakların Araplardan kurtarılışının gururu kazılıdır.

***

Reconquista diye anılan bu geri kazanım sürecinde Katalonya, Kastilya Krallığı’na 1472’de bağlanmış; ama halkı, o gün bugündür İspanya’nın bir parçası olmayı içselleştirememiştir. Bağımsızlık isteminin altında, böyle bir tarih yatar.

İspanya’nın salt en zengin değil, en kültürlü toplumunu oluşturan Katalan halkı; cilası biraz kazınırsa altından ırkçılık derecesinde milliyetçiliğin fırladığı bir tabana sahiptir.

Özelinde Barselona, genelinde Katalonya yetmişiki milletten turistin akın ettiği, çünkü eğlenceli, keyifli ve özgür bir yaşam alanı olarak algılanıyor. Görüntü de öyle. Ne var ki bu özgürlüğün ardında toplumsal bir hoşgörü değil, ticari bir zihniyet ve uyuşturucu alım satımına seyirci, hatta her tür kaçakçılığa ilgisiz kalan polisiye bir laçkalık var. Suç oranı çok yüksek bir bölge. Ama mülküne yerleşen yabancıları Katalanca öğrenip konuşmaya zorunlu tutan zihniyetin mezhebi pek de geniş sayılmaz.

El Kaide’nin 2004’te 191 kişiyi öldürüp 2000 kişiyi yaraladığı Atocha istasyonu saldırısından sonra, Madrid’de İslam karşıtı aşırı sağcı bir gösteri yapılmadı. Ama Barselona’da Müslüman düşmanı bir grup Katalan milliyetçisi, sokağa dökülüp karşıt görüşte gençlerle çatıştı.

***

Madrid merkezli İspanyol güvenlik birimleri, 2004’teki saldırıdan öteye İslamcı terörizmi önlemek konusunda Fas
hükümeti ve İngiltere ile yakın işbirliği içine girdi. Özellikle teröristlerin aralarına sızdığı Afrika’daki özerk toprağı Ceuta’dan gelen mülteci akımına yönelik denetimi arttırdı. Aldığı önlemler etkin olmalı ki, Avrupa’nın benzer saldırılarla sarsıldığı 12 yıl boyunca İslamcıların « Endülüs’ü yeniden fetih » hayallerine rağmen teröre sahne olmadı.

IŞİD’in Barselona’ya sızışı, özerk hükümetin Madrid’i dışlayarak yarattığı güvenlik boşluğu sayesinde gerçekleşti.

Kanlı saldırıdan hemen sonra Katalan hükümet yetkililerinin İspanya kralı, başbakanı ve Madrid merkezli devlet otoritesinin yetkilileriyle bir araya gelip verdikleri dayanışma mesajının bir sonucu şimdiden alındı: Katalan hükümeti ve polisi, Madrid’den bağımsız güvenlik olamayacağını anladı, yeniden işbirliği başlattı.

İkinci sonuç ise, Katalonya özerk hükümetinin İspanyol Anayasa’sına göre geçersiz sayılacağını bile bile sonbaharda yapacağını ilan ettiği bağımsızlık referandumunu, şimdilik ya da uzun süre rafa kaldırması olabilir.

*Kırmızı Kedi Yayınları, 2016