STRASBOURG’UN ‘MAVİ NOEL’İ’

Matbaanın mucidi Gutenberg’in heykelinin bulunduğu Gutenberg Meydanı’na koca bir “mavi ağaç” kondurmuşlar…

Ağacı, elinde gururla “Ve ışık doğdu/ Et la lumiere fut” mesajını teşhir eden Gutenberg’in heykelinin tam önüne yerleştirmişler.

Burası, Strasbourg’un en merkezi meydanı.

Meydanın bir cephesi, kentin bin yıllık katedraline ve katedral etrafında noel süsleriyle bezeli dar sokaklara açılıyor.

Öbür yanı, Strasbourg’un en göz alıcı meydanı olan “Place Keleber”e çıkıyor.

Meydanların her birinde, birbiriyle yarışan noel çarşıları ile ağaçları bulunuyor.

Ama Gutenberg Meydanı’ndaki “mavi ağaç” en tılsımlı olanı…

Etrafa kobalt mavisi bir ışık saçan ağaç, loş bir odadaki romantik gece lambası gibi tüm meydanı aydınlatıyor…

Gizemli ışığın tutsak aldığı meydanın ortasına bu yıl ayrıca küçük bir İzlanda kulübesi koymuşlar. İzlanda, her yıl bir konuk ülkeye ev sahipliği yapan Strasbourg noelinin bu yılki konuğu. Mumları çağrıştıran yalın, zarif, beyaz ışıklar, beyaz mobilyalar ve beyaz kürklerle döşeli ev, bizi alıp kuzeyin uzun kış gecelerine götürüyor. Bu ufak kulübenin yamacına da sırayla İzlanda’nın el yapımı süveterleri, içkileri ve damak tatlarını sunan standlar dizilmiş…

‘Zaman ağacı’nın yıldızları

Strasbourg’a her yıl bu mevsimde Türk film şenliği günleri için gelirim. Strasbourg’un noel çarşısını hiçbir zaman bu yılki denli sakin gezmedim.

Bunun ilk nedeni iklim değişikliği…

Orta Avrupa kara ikliminin tipik örneği olan Strasbourg’da aralık gecelerinde yürüdüğünüzde eliniz ayağınız hemen buz keser. Ama burası da ılımanlaşmış. Katedralin karşısındaki “kafe”lerde, İstanbul kafelerinde olduğu gibi insanlar artık rahatlıkla kaldırımda oturup biralarını yudumluyorlar.

Terör korkusunun yarattığı tenhalık da etrafı ayrıca kolay gezebilmeyi mümkün kılıyor.

Birkaç yıl öncesine dek sokakları adam almazdı.

Strasbourg’un tarihi merkezindeki dar yollarda, iş çıkışında metrobüse biner gibi yoğun bir kalabalık içinde dirsek
dirseğe yol alır, çoğu kez yörenizdeki başlardan renkli noel tezgâhlarını göremezdiniz…

Bu defa böyle bir durum yok.

Nice ve Berlin noel pazarı saldırıları sonrasında, Strasbourg’da güvenlik maksimuma çıkarılmış. Her köşeden bu masal atmosferi ile hiç ilgisi olmayan, dişlerine dek silahlı üniformalı askerler çıkıyor.

Kent merkezine motorlu taşıtların girmesi bu meyanda, araç saldırılarını önlemek için engellenmiş. Neredeyse bir dağ köyü sükuneti içinde bu yüzden istediğiniz yerde istediğinizce sıcak şarabınızı ve sıcak çikolatanızı içiyorsunuz.

Bir sokak çalgıcısının “Anonimo Veneziano” notaları eşliğinde yavaş yavaş Katedral Meydanı’ndan, şehrin en görkemli noel ağacının bulunduğu “Place Kleber”e doğru yol alıyorum.

Kleber Meydanı’nın ortasında mis gibi toprak ve çam kokan noel ağacının yanına künyesini de iliştirmişler.

Bu yarım asırlık çam, Voj dağlarından getirilmiş.

Ağacın renkli topları arasında iri beyaz yıldızlar göze çarpıyor. Her bir yıldız farklı bir yüzyıla adanmış. Üzerlerinde el yazısıyla, 18., 19., 20. yüzyıl.. yazıyor. Yıllar da değil, bu “zaman ağacı”nın üzerinde anlayacağınız koca koca yüzyıllar kırpılıp kırpılıp yıldız yapılmış.

‘Yapabilirsin’in ışığı

Noel gezim her yılki gibi burada Türk filmleri şenliğine ev sahipliği yapan Odyssèe sinemasında bitiyor.

Bu yıl Odyssèe’de 29.’su yapılan ve “Öteki Taraf”, “Albüm”, “Sen Kiminle Dans Ediyorsun?”, “Aile Arasında”, “Ayla”, “Kırık Kalpler Bankası” filmlerinin yer aldığı şenlikte çarpıcı bir kadın belgeseli de gösteriliyor. İsmi: “Yapabilirsin”…

Tuluhan Tekelioğlu’nun sıcak ve samimi belgeseli “Yapabilirsin”, kendilerini yoktan var eden cesur ve güçlü kadınların öykülerini anlatıyor.

Türkiye’nin ilk kadın F-16 pilotu Berna Şen’den Kars’ın ilk kadın girişimcisi, “Kaz Evi”nin kurucusu Nuran Eryılmaz’a dek her biri ayrı film ve dizi konusu olabilecek kadınların yaşamlarına ayna tutan Tuluhan’ın belgeseli içimizi umutla dolduruyor.

Gutenberg’in “Ve ışık doğdu” müjdesi gibi, Tuluhan’ın belgeseli de Türkiye’nin en olmadık köşelerinden ışığı bulup çıkaran kadınların müjdesini taşıyor.

Bu ışığı söndürmemek hepimizin görevi olmalı.