SABAHLAR GERİ DÖNER Mİ SANDIN?

Aydınlığa canı gönülden sırtını çevirmişken;

Basmakalıplıkla yaşamakta ısrar ederken;

Gönlünü cehennemlere çoktan hapsetmişken;

Ruhunu, bile isteye çevrendeki cellâtlara teslim etmişken;

Gözlerini gerçeğin tam aksine yöneltmişken;

Sabahlar geri döner mi sandın?

***

Yalan dolan, hile talan hakikatin olup çıkmışsa;

Sevebilme yetini en derinlere kazıp saklamışsan;

İçindeki haini susturup, ağzını kapatamıyorsan;

Ağzından çıkanlar haklıyı savunmuyorsa;

Evdeki küçük çocuğun bağır çağır ağlayamıyorsa;

Sabahlar geri döner mi sandın?

***

Üstünde yürüdüğün kaldırım bile seni istemezken;

Dalındaki yeni açan çiçek dahi sana yüzünü göstermezken;

Coşku, heyecan, cesaret bundan böyle senin arka mahallene uğramaya tenezzül etmezken;

Kederler, sevinçlere göz açtırmıyorken;

Boyalar acı çekerek duvarları terk ediyorken;

Sabahlar geri döner mi sandın?

***

Tarlandaki apak pamuk bile artık beyaz değilse;

Sofrana gelen buğdayın sarılığı solmuşsa;

Huzurun üstünü kocaman bir gürültü örtmüşse;

Omzun daha önce bu denli yükü boş yere taşımamışsa;

Başındaki ağrı hiç geçmeyecek gibi duruyorsa;

Sabahlar geri döner mi sandın?

***

Kaybettiğin kan geri getirilmeyecek raddeleri zorluyorken;

Kültüründen, değerlerinden ve benliğinden verdiğin ödünler geçen her an fazlalaşıyorken;

Kendine, çevrene, dünyaya giderek yabancılaşıyorken;

Anlamsızlık ve fikirsizlik yüzünden ödediğin bedellerin faturası katlanıyorken;

Direklerinin betonu dahi çalıntı çıkıyorken;

Sabahlar geri döner mi sandın?

***

Tutsak…

Korkak…

El öpen…

Düşünmeyen…

Biat eden…

Dili lâl…

Sevgisiz…

Sığ…

Bir nesli büyütüyorken;

Sabahlar geri döner mi sandın?