Gönül Mareşali

Sen, gülümseyen gözlerini miras bırak mesela
Zamana iz bırakan bakışların, ne insanmış dedirtsin
 
Sen, inançla haykırdığın yürüyüşlerden bahset mesela
Düzene karşı duranlar seni hürriyet savaşçısı ilan etsin
 
Sen, kadınların bugününe çocukların geleceğine sahip çık mesela
Adaletli korunaklı anlayışın yeni nesillere ders olsun
 
Sen, dini dili ırkı cinsiyeti kayırmadan kucaklayıver mesela
Nobel ödülü değil göğsüne gönül mareşali konsun
 
Sen, her yerde değil yerinde konuş mesela
Söz gümüşse sükût altındırı hatırlayalım
 
Sen, yapmadıklarını anlatma yaptıklarını da çok abartma mesela
"Adam gibi adamdı" şimdikiler tırnağı bile olamaz diye diz vuralım
 
Sen, ben istedim oldu deme mesela
İstemeyene inanmayana saygısı da sonsuzdu diye duyuralım
 
Sen, sadece kendini ve sana benzeyenleri düşünme mesela
Herkes huzur, sevgi ve barış içinde yaşasın
 
Duygularla inançlarla oynama artık mesela
Seni gerçeklerin efendisiydi diye analım
 
Konuya komşuya dokuz mahalle muhtara muhtıra verme mesela
Bırak cumhuriyet ve demokrasi işe yarasın 
 
Bir gün musalla taşında nasıl bilirdiniz sorusuna mesela
Milyonlar seni hep helal ve minnetle ansın
 
Bilmiyorum çok mu söyledim çok mu yazdım aslında

Çünkü biliyorum eğer istersen
kendi tarihini sil baştan bile yazarsın
Mesela…

Kurşun Mektuplar

Tütsülenmiş bir bahar yaşayacağız seninle
Senin ciğerlerin yanmış
Benim dumanından gözlerim
Senin yüreğin yaylım ateş
Benim sıcağından ellerim

Aşktan kalabalık geçmişlerin
gizli vesikalı hesabısın sen
ve bedeninden az önce soyulan muzun çürümüş
kararmış
kabuğu

Artık yazı kışı kaldırmışlar mevsimlerden
Bir ilkbahar kalmış bir sonbahar
Her seferinde inan sen ilksin dediklerin
Ecelin olup senle son olmadılar

Yitirilmiş bir bahar yaşayacağız seninle
Senin sorguların gece yarısı
Benim ikindi kokulu şarkılarım
Senin ayrılıkların safran sarısı
Benim korkusuz kurşun mektuplarım

Aşktan kalabalık geçmişlerin
gizli vesikalı hesabısın sen

Beni Çok Sev

hepiniz gibi düşünsem ben olamam.
hepinize benzesem ben kalamam.
herkes gibi konuşursam anlatamam.
nereye gittiğini bilmeyen kalabalıkta var olamam.
ilham vermeyenlerle yaşayamam.
eşine yalancı, çocuğuna yabancı olanlarla duramam.
tutkusuz olanla çalışamam.
güdülen sürüye karışamam.
gelişmeyene değişmeyene alışamam.
yenilenmeyene sarılamam.
sırf kendine inanana inanamam.
gözümle konuşmayanla konuşamam.
gönlüme seslenmeyeni duyamam.
buyum işte
"beni çok sev" diye kendimi sana uyduramam.

Fragman

Bilseydi verir miydi kızını Hasan
Ya bilseydi evlenir miydi Özlem o şerefsizle

Ya doğar mıydı sureti babası
gönlü dedesine benzeyen o ülkücü torun
Hiç baba der miydi
onun korkak bir asker kaçağı olduğunu bilse

Peki onu hiç sever miydi
 
annesini aldattığı onlarca yareni görse
Söylediklerine inanır mıydı
o dili yalan
aklı şeytan
ondan sonracı babasını sezse

Bir not düş oğlum bugüne
Özlem ise annenin adı ömrü özlemekle geçer
Dedenin adı göbek adın olduysa
Kalp yumruğun er geç suretini ezer

Ah
Kader demeye dilim varmıyor

Benimle Oynar Mısın?

bu kez pazartesiye denk geldi
o yıl bir cumartesiydi bu gece
hatırlıyor musun
.
ne güzel geceydi!
.
hiç yatakta söylememiştim:
"gitme dur yalan söyledim"i
.
sabaha kadar söyledik
öpüştük
öpüştük yine söyledik
.
"sen ağlama" dedim
"dayanamam" dedin
susmadın
çok ağladın
.
koca yıllardı
koskoca bi’ aşk
bilsen
ne zordu senden
ayrı kalmak
.
bilmiyorum
niye bu kadar
anlam yüklediğimi
bu takvimlere
bu saatlere
o şarkılara
bir daha sensiz ayak basmayacağım
o ülkelere
.
bizim salıncağa çağırmasaydım seni o gece
almasaydın benden o pazar
"benimle oynar mısın"
mesajını
bu sevda
yaşanmayacaktı
bu mısralar da
yazılmayacaktı
.
şimdi her sonbahar
senin kulağında çınlasın
benim yüreğimde sızlasın
diye
aldım işte sonunda
şerefimize basılan bu plağı
.

Üvey

hevesin
kursağında kalacak
diye üzülüyorum
.
ama
lütfen söyle
.
son bi’ isteğin var mı ?
.
bi’ tanem
valizin yine çok zor kapanacak
.
hediye gömleği de aldın mı ?
.
hayat böyle işte
konar
göçer
saçar
döker
velhasıl
.
gel gör
herkes ektiğini biçiyor
.
bazı aşklar
üvey
bazı aşklar
asıl

Havalandı Kürşad

anıları piç edenlerin peşini bırakmazlar bilesin
.
bu safsatayı oynarken
bir durup
rahmetli pederin sonunu da düşleseydin
.
çelimsiz ağlak ruhunu 
kaç kiralık aşığa mıhladın
parmak hesabı tutmuyo’
unuttum
sayamadım
.
ama unutmayanlar varmış
benden söylemesi 
sen hapı ezelinden yuttun
yutturdun
da bi’ ayamadın
.
tüm küfürleri
sende temize geçen
eşini
dostunu
sayende çok yakından tanıyorum
.
kaderine açık seçik koca bir çelme attığında hala niye üzüldüğümü anlamıyorum
.
imtihan dediğin orda değil burda
sır’at köprüsü de burda
cenneti buldum diye avunan
 
bu arsız iştahınla
cehennemi yaşayacaksın sonunda
.
aşk ahını aldın diye
havalandı kardeşin kürşad altay dağlarından
.
iki yakan bir araya gelmeyecek
öz be özün
ihanetini
parça pinçik
pençeleyecek şaman koynundan

Ab-ı Hayat

Geçmişi bırakıyoruz. Öyle diyorlar.
Ben, diyenlerin, bildiğini bilenlerin yalancısıyım.

Yeniye yol alırken, karşımıza gerçek insanlar, sağlam yollar, doğru işler çıksın.

Tanrı hepimizi kendi çıkarları üstüne hayatını kuranlardan uzak tutsun.

Derin derin nefes alalım.
Fark yaratalım. İz bırakalım.
Yardım eden, hatır soran, gönül alan olalım.

Bencil ruhlara kocaman bir elveda diyelim.
Helal edelim. Sahte yolcuların ardından bir kova su dökelim. Ne istediğimizi
farkettirdikleri için de çok teşekkür edelim.

Sardunyalar eşlik etsinler yolumuza, her mevsim puslu kokuları dolaşsın avuçlarımızda.

Ektiğimiz çiçeği çoğaltıp paylaşalım. Sevdiğimiz şiiri, şarkıyı yara sarsın diye yollayalım.
Tenceredeki yemeği tatsın diye komşuyla, açtır diye sokaktakiyle paylaşalım.

Yaşamanın korkusuzca sarılmak ve paylaşmak olduğunu anladığımızda düzelsin her şey. Bunu beceremeyenlere ders olsun ab-ı hayat.

Birini severken diğerini incitenler yok olsun koynumuzdan. Üç yalan hayatı aynı anda yaşayanlar def edilsin bu oyundan. Mış-gibi yaşayanlar bi’ çekilsin karşımızdan. Çok bilmişler, hep "ben" diyenler, derdini virgül virgül abartıp her şeyin en iyisini yaptığını zannedenler de elensin dünyamızdan.

Serveti çok insanlığı yok nefesler inşallah birbirini bulsun.

Ay, güneş ve aşk hakikate teslim olsun.

Çok Yazık!

Dün gece uyku tutmadı yine.

Salonda okuduğum kitabı 77. sayfasında terkedip, yatak odasındaki kitaba geçtim.

Sayfa numarası bakmak adetim değildir ama dün gece kafam o kadar çok
karışınca, Haruki Murakami’nin “Uyku”sundan, Ali Lidar’ı seçtim.

Okumak meditasyon gibi. Nefesim düzeliyor, kalbim daha doğru bir
ritmde atıyor. Sakinleşiyorum.
Lakin kitap değiştirme bile bir işe yaramadı bir süre sonra boşu
boşuna okuduğumu anladım. Birden durdum. Aklım sendeydi.

Yine sendeydi.
Sen’deledi.

Merkür Terazi’de geriliyorken, Başak’ta güneş tutulmuş. Haberin olsun
senin doğumundan beş gün sonra da ay Koç’ta kanlı tutulacakmış.
Peki bunlardan önce, ben niye sana böylesine kanlı bıçaklı tutuldum?
Ne oldu da bunca yılın suskunluğu bozdum? Ne oldu da boğazıma
düğümlenmiş adem elmasını fırlattım suratına?

O içimden çıkan canavar var ya susturamadığım, iyi ki de onu tutmamışım.
İyi ki de üzerine salmışım. İyi ki de ehlileştirmemişim. İyi ki o
bildiğim yalan düzenine boyun eğmemişim.

Sonra uzun uzadıya düşünürken dedim ki, yazık etme Lidar’ın “Tesirsiz
Parçaları”na, otur sen de yaz tesirli bir iki satır, nasılsa uyumayı
unuttun çoktan.

Ben hep inanmayanlardan korktum, biliyor musun?
Hep inancı olmayanlardan…

Yanlış anlama bahsettiğim inanç; dinin, inandığın Tanrı kavramlarından çok uzak.
Bu konuda kimseyi yargılamam, yargılayamam bilirsin.
Ne işim olur ne de haddim kimsenin imanından.

Ancak sen hayatın boyunca kendinden başka kimseye inanmadın ki.

O yüzden hep kendini haklı saydın. O yüzden terazin hep sana eğikti. O
yüzden dengeyi bulmaya çalışırken adaletin ibresi tek sana yönelmişti.

O yüzden egoisttin. O yüzden aciz. O yüzden bencildin. O yüzden kaidesiz.

Yakınındayken göremiyor insan.
Uzaklaştıkça farkediyor.

Yoksa bunca kolu bunca kucağı neden değiştirsin ? Yoksa bunca ocağı
bunca ateşi neden söndürsün ?

Kim bilir şimdi kimleri "ondan sonra"larınla konudan konuya
bağlıyorsun? Kim bilir kimlere hangi yalanları süsleyerek söylüyorsun?
Kim bilir hangi gecelerde kimlere sırtını dayayıp "lütfen bana sımsıkı
sarıl" diye gözyaşı döküyorsun ?

Yazık!
Çok yazık!